Category Archives: Birlik

Yaradan İle O’nun Kurallarına Göre Oynamak

Soru: Hayat bir oyundur. Bizler Yaradan’la da mı oynuyoruz?

Cevap: Yaradan ile oyun, bu oyunda beni ilerletmesi için O’nun istediği her şeyi yapmayı kabul ediyorum gerçeğidir. Bu yüzden, O’nun yönteminde yapmak isterim. Işığı kontrol etmem, ama O’nun kuralları ile oynamayı kabul ederim.

Soru: Neden bu “oyun” olarak adlandırılır?

Cevap: Çünkü hiçbir şeyi gerçekleştirme gücüne sahip değilim ve sadece arzularımı ifade ederek Yaradan’ın harekete geçmesine neden olabilirim. Gerçekten değil ama O’nun eylemlerine yol açacak olan şeyin kesinlikle bu olduğunu biliyormuşum gibi davranırım.

Öyleyse, duaların ve taleplerin anlamı nedir? Bir koşul içindeyken diğerini hayal ederim. Bu zaten bir oyundur. Sanki bir sonraki derecede, arzu edilen koşuldaymışım gibi oynarım. Bunun içerisine değişmek isterim.

Soru: Grubumuzun gelişiminin şu anki aşamasında, birlikte neler yapmalıyız?

Cevap: Doğru nitelikte grubu oynamak.

Playing With The Creator By His Rules

Binlerce Saatlik Birlik

Soru: Bir sonraki toplantıya kadar bizi tutması için, dostlar toplantısında aldığımız Yaradan’ın büyüklüğü ile nasıl çalışırız?

Cevap: Haftada bir kez bu toplantının yeterli olduğundan emin değilim/şüpheliyim.

Rabaş, her gün derste bir araya gelenler ve dersten önce ve sonra materyalleri tartışanlar için, toplantıların düzenlenmesi/sırası hakkında makaleler yazdı. Zaman zaman, her türlü “beş dakikalık bilgilendirmeler”e sahipler: sabah derslerinde, akşam derslerinde ve bazen de günün ortasında. Günümüzde, herkes cep telefonuna sahip, böylece herkes birbirini arayabilmektedir.

Mevcut onluların toplantıları, neredeyse günlük olmalıdır. Eğer insanlar bu zamanı doğru kullanırlarsa, bir yıl boyunca binlerce saat kazanırlar. Bu ortak çalışma ile çok hızlı bir şekilde başarıya ulaşabilirsiniz. Önemli olan şey, bu zamanı doğru bir şekilde doldurmak, doğru kullanmak ve onu idrak etmektir.

Thousands Of Hours Of Unity

Maneviyatta Sevgi

Soru: “Sevgi” ve “ihsan etme” gibi kelimeleri, daha pratik terimlerle yer değiştirebilecek miyiz?

Cevap: Hayır, ama onları doğru bir şekilde anlamaya başlayacağız. Bu kelimeleri değiştiremezsiniz, çünkü manevi koşullarda gerçeği ifade ederler. Dünyamızda onları çarpıtıyoruz ve tamamen yanlış kullanıyoruz.

Eğer bir anne kurt yavrusunu besliyorsa ve ona bakıyorsa, sevgiyi değil içgüdüsünü takip ettiği düşünülür. Bir erkek ile bir kadın arasındaki sevgi de içgüdüseldir. Ne tür bir ilişki yelpazesinden bahsettiğimiz önemli değil – anne ve çocuk, erkek ve kadın – bu içgüdüsel sevgidir. Gerçek sevgi, ihsan etme olarak adlandırılır, bir başkasının arzusunu alıp onu yerine getirdiğin zamandır.

Soru: İnsanlığı, bunun sevgi olmadığına ikna etmek yerine, bu kelimeyi değiştirmek daha kolay olmaz mıydı?

Cevap: İnsanlığın kendi kelime hazinesiyle hızla hayal kırıklığına uğrayacağını ve bunu kendi başlarına düzeltmeye başlayacaklarını düşünüyorum. Tamamen egoist kendi arzularının esiri olmayla ilgili olan dürtüleri ifade eden kelimeleri adlandırmada hiçbir şey yoktur.

Gerçek şu ki, insanlık asla sevgi hakkında yazmadı, böyle bir şarkı bile yoktu. Rönesans’tan itibaren Orta Çağ’da ortaya çıktılar. Önceden, sevgi Yaradan ile ilişkimizi ya da insanlar arasında fiziksel olmayan, özel bir ilişkiyi kastederdi. Bugün bizim kabul ettiğimiz gibi, böyle bir “sevgi” kavramı anlayışı hiç var olmamıştı bile.

Dünyanın koşullarında “birlik” farklı bir hikayedir. Burada, en yüksek hedefe ulaşmak, hayatın anlamını edinmek amacıyla insanlar arasındaki birliği kastetmekteyiz.

Love In Spirituality

İbranice Dili Günü: Sevginin Kodu Hakkında Bilgi Edinmek İçin Bir Fırsat

Özgürce İbranice konuşabildiğimiz bir zamanda yaşadığımız için şanslıyız. İbranice öğrenmeye 1970’lerin başından, Litvanya’ya taşınırken, aktarma sırasında başladım. O zamana kadar Gemara’yı okuyan ve bir Sidur’dan (Yahudi dua kitabı) dua eden büyük babam vasıtasıyla İbraniceyi çok az öğrenmiştim. Eğer ona İbranice kelimelerin anlamını sorarsanız, size Yidişçe cevap verirdi, tıpkı doğduğum şehir Vitebsk’de yaşayan tüm yaşlı insanlar gibi. Anne babalarımızın İbranice konuşması tamamen yasaktı. Genellikle Rusça ve bazen de Yidişçe konuşurlardı.

Özel Bir Dilin Doğuşunu Kutlamak

İbrani dili benzersiz bir fenomendir. O, sevgi-nefret ilişkilerinin bir ifadesidir.

İkinci tapınağın asılsız nefret sonucu yıkılmasından sonra İbranice, Yahudilerin günlük konuşma dili olmaktan neredeyse tamamen ortadan kalktı. 2. yüzyıldan 20. yüz yılın başına kadar Yahudilerin büyük çoğunluğu yaşadıkları yerlerin yerel dillerini konuştular. Yine de temel İbranice okumayı ve yazmayı öğrendiler, böylece dua edebildiler ve kutsal kitapları okuyabildiler, tıpkı Vitebsk’teki büyükbabam gibi.

“İbranice Dili Günü” Yeniden Canlandırmayı/Uyanışı İşaret Eder

Doğum günü, İbrani Dili gününe rastlayan ve şerefine bugün kutlanan, Eliezer Ben-Yehuda, İbraniceyi yeniden canlandıran adamdır. Ancak daha derin ve daha kapsamlı bir bakış açısıyla gözden geçirdiğimiz zaman, her gün İbranice konuşmaya devam etmemizin nedeni, İsrail halkının yavaş yavaş manevi kökenlerine geri dönmesidir: tek adam tek kalp olmak, bütün insanlar için bir birlik örneği oluşturmak ve böylece “uluslara ışık” olmak.

İbrani dilinin yeniden canlanması İsrail halkını birbirine bağlayan yapıştırıcının ilk ibaresidir. Ve amacımızı henüz yerine getirmememize rağmen, buna doğru yolumuzdayız.

İbranice Manevi Bağ İçin Kod Sağlar

Kabala bilgeliğine göre, İbranice diğer tüm diller gibi bir dil değildir. Yirmi iki İbranice harf, aslında yirmi iki kod sembolleridir. Kabalistler bu kod sembollerini manevi gerçeklikle bağı keşfetme sürecini tanımlamak için kullanırlar.

Kabalistler maneviyatın kendisinden, şekli ve formu olmayan “soyut bir ışık” olarak bahsederler ve manevi gerçekliğe girerken kişinin ilk hissettiği hisse “beyaz ışıkta siyah nokta” olarak değinirler. Bu küçük nokta kişinin ruhunun köküdür.

Diğerlerine olan sevgi aracılığıyla, bu küçük siyah nokta ek arzular edinir ve “ruh” diye adlandırdığımız manevi bir kapta gelişir. Ruh başkalarının sevgisiyle büyüyüp geliştikçe, daha sonra daha büyük manevi ışıkla doldurulabilir.

İbranicedeki her harf, yatay ve dikey çizgilerden oluşan benzersiz bir şekle sahiptir. Yatay çizgiler sevginin yoğunluğunu ve ruhun verilmesini ifade ederler. Dikey çizgiler ruhu dolduran ışıkları ifade ederler. Bu nedenle, İbranice harflerinin yirmi iki şekli, ruhun, başkalarına olan sevginin ışığı ile doldurulduğu yirmi iki yolu ifade eder. Ve harfler, kelimeler ve cümleler oluşturmak için birleştiğinde İbranice ortaya çıkar.

İbranice Konuşanların Manevi Görevi

Bugün, başkalarına olan sevgi aracılıyla manevi gerçeklikle bağ, bin yıl boyunca şişen insan egosunun üzerine çıkarak gerçekleşmek zorundadır. Her ne kadar Yahudiler dünyanın dört bir köşesinde toplanmış ve yine İbranice konuşmaya geri dönmüş olsalar da Kabala, İbranicenin gerçek canlanmasının ruhun canlanması olduğunu açıklar.

Yahudi halkının bir sonraki aşaması, sadece İbranice konuşmak değil, aynı zamanda onu ruhtan konuşmaktır. Diğer bir değişle, vermenin ve sevmenin niteliğini yeniden geliştirmek, ruh içine ışığı almak ve böylece kalpten kalbe İbranice konuşmaktır.

Hebrew Language Day: An Opportunity to Learn About the Code of Love

Her Bir Kişi Herkesten Ve Herkes Tek Bir Kişiden Sorumludur

Yaratılışın amacı, aramızda meydana gelen kırılmayı, aramızda duran, bizi öldüren egoistik kökeni ıslah etmek, geçici ve bozuk bir varoluştan “tek kalp tek adam gibi” birleşme arzusu içinde bir hissiyat yaratmaktır. Herkes diğerlerini kendisi gibi algılayacak, dostu ve kendisi arasında hiçbir fark hissetmeyecektir.

Hoşumuza gitsin ya da gitmesin, amaç budur ve tüm insanlık ona doğru ilerliyor. Ama elbette bu yol boyunca daha gelişmiş ve daha az gelişmiş parçalar olacaktır. Bu, bize bağlı değildir: Bu, her bireyin bu süreçteki yerini belirleyen, her birimize yerleştirilen bilgi genlerine ve arzulara bağlıdır: ön planda mı, yaklaşmakta mı, hatta ıslaha mı giriyor, yoksa bu sürecin ve yaratılış amacının bile hissedilmediği arkadan mı sürükleniyor?

Dünya çapındaki grubumuz Bney Baruh, bizim neslimizde yaratılışın ıslahını uygulayanların ön saflarında yer almakla onur duymaktadır. Öncelikle birbirimizle bağ kurmalıyız ve sonra insanlığın geri kalanı “Tek Kalp, Tek Adam” olmak için bizlere katılacaktır.

“Karşılıklı garanti’ olarak adlandırılan böyle bir bağ, herkesin birbirine bağlı olduğu ve her bireyin diğerlerinden sorumlu olduğu özel bir bağdır. Bizler öncüleriz ve dünyanın geri kalanı takip edecek. Birleşmeyi başarabildiğimiz ölçüde, Yaradan, Üst Işık olarak adlandırılan birliğin gücünü ortak kabımızın içinde hissedebileceğiz.

Birliğimizin gücüne göre Yaradan, Nefeş, Ruah, Neşama, Haya ve Yehida Işığı olarak daha ve daha fazla ifşa olur. Yehida, ulaşabileceğimiz en yüksek bağın formudur. Bu güç sadece çabalarımız ve başarımız nedeniyle ifşa olur ve bu yüzden bize, amacı, bir insanı dostunu kendisi gibi sevmeye yönlendiren, iyi ve doğru bağın formülü olan, bağın bilimi, Kabala bilimi verilmiştir.

Bu kongrenin amacı, yaratılış ilkelerini, onun programını ve amacını gerçekleştirmek için gereken koşulları dikkatle incelemektir. Bu nedenle amacımız, uygulamada, aramızda kurduğumuz bağın içinde Yaradan’ı ifşa etmektir.

Başarımızın ölçüsüne göre, tüm diğerlerini etkileyeceğiz, çünkü bizler, en güçlü ve en ileri insanların ıslahın uygulanması açısından yoğunlaştığı, bu neslin merkezindeyiz. Bu güçler, bizden, bize katılmak isteyen herkese, daha yüksek bir gücün olduğunu ve tüm yaşamın onları birlik olmaya zorladığını hisseden herkese yayılacak.

Bu günlerde, böyle bir bağlantının gerekliliği tüm dünyada görünür hale gelmektedir, çünkü insanlar sadece ıstıraplarını değil, aynı zamanda nedenini de hissediyorlar ve bu zaten, bizleri yavaş yavaş ıslaha yönlendiren/götüren kötülüğün ifşasıdır.

Önümüzde büyük bir görevimiz var ve her birimiz, geriye kalanlar için, tek bir sistemin önemli bir parçası olduklarından, sorumluluk hissetmek zorundayız. Eğer kişi görevini en üst düzeyde gerçekleştirmekte başarısız olursa, bu kusur/noksanlık tüm sistemde, onun tüm seviyelerinde ve tüm bağlantılarda hissedilecektir.

Bu bağa ulaşmada ilk adımı, kişinin kendi için yarar sağlamaktan kendisini ayırması, kendi “ben” inin üzerine yükselmesi ve tamamen bebeğine bağlı bir anne gibi kendini gruba adamasıdır. O zaman benim için önemli olan tek şey, bağ için yararlı veya engelleyici şeylerin neler olacağıdır ve her an kendimi, Yaradan’ın ortak bir ruha yönlendirmek için bize getirdiği içsel veya dışsal koşullara göre kontrol edeceğim.

Bu ortak manevi kapta, tek üst güç bize ifşa olacak ve üst manevi güç olan o, karşılıklı garantiye, birlik hissiyatına girmemize izin verecektir. İşte bu yüzden “Ben”imizin üzerine çıkmalı ve “Biz”e girmeliyiz.

Each One Is Responsible For All, And All For One

Yaradan’la Nede Hemfikir Olmalıyız?

Soru: Kişi Yaradan ile nasıl ve neden hemfikir olmalıdır ve kişi nerede kendi isteğinde ısrar etmelidir?

Cevap: Bir özellik dışında her şeyde Yaradan’la hemfikir olmak gerekir: Yaradan’ı sürekli olarak takip, böylece O, sizi manevi olarak yükseltecektir.

Bunu, Yaradan’a olan arzunuzu göstererek yapmak en iyisidir. Örneğin, grupta dostlarımla birlikteyim ve O’na, aramızda saf, manevi, egoist olmayan karşılıklı bir bağ kurmasını istediğimi gösteririm. Bu şekilde O’ndan ayrılmam. Ben O’ndan bir arzunun gerçekleşmesini talep ederim, O’na bunu yapması için seslenirim.

Soru: Bu, tüm dünyanın ve onun tüm sorunlarının sadece kişiyi böyle bir ilişkiye zorlamak için gerekli olduğu anlamına mı geliyor?

Cevap: Sadece bunun içindir. Her şey tek bir sisteme –ortak ruha- bağlanmak için bir araya gelmek amacıyladır. Tora’da belirtildiği gibi, söylenilen düşüş sırasında milyarlarca küçük parçaya ayrılan bu ruhu, üst Işık’ın yardımıyla bileştirmeliyiz.

Fakat Işık, bu parçaları toplayıp bir araya getirmeye başladığında, onlar kesen, keskin kenarları ile birbirlerine sürtünürler, kazırlar ve yeniden bir araya gelmek istemezler. Bu, Işığın bizi bir araya getirme yöntemidir.

Bu nedenle, sadece keskin/kırıcı hislerin üzerinde, bağ içinde ve sevgiyle yükselmeyi arzu edersek bunu yapabiliriz. Eğer yapmazsak, o zaman yalnız parçalar olarak kalacağız ve üst Işık her zaman üzerimizde zorlamaya devam edecektir. Bunu, dönen bir tambura atılan ve içinde dönmeye başlayan cam parçaları olarak hayal edin.

Soru: Kişinin seçimi nerededir?

Cevap: Bir seçime sahip misiniz? Kendi seçiminizle mi doğdunuz? Seçtiğiniz yerde mi yaşıyorsunuz? Hayatta neyi seçtiniz? Hiçbir şeyi.

Seçim sadece “dönen tambur”un içindedir: Başkalarıyla gönüllü olarak bağ kurmak istediğiniz bir koşula ulaşmak.

Yorum: Maneviyatta zorlama olmadığını söylüyorlar…

Benim Yorumum: Eğer gönüllü olarak birleşmek isterseniz, zorlama durur.

Soru: Bir insanın kendi isteği ile bunu arzu etmesi için ne olması gerekir?

Cevap: Üst Işığı çekmek. Bu geldiğinde, kötü hissettirir, o karanlık ve büyük acıdır. Onu çektiğinizde, bu iyidir.

In What Should We Agree With The Creator?

Kabalistik Birlikler

Rabaş, Sosyal Yazılar ‘‘Dostunu Kendin Gibi Sev İle İlgili Olarak”: Ve realitede görüyoruz ki laikler arasında da dost sevgisi vardır. Onlar da dost sevgisini edinmek için çeşitli çemberlerde bir araya gelirler. Öyleyse dindar ve laik arasındaki fark nedir? Ayet der ki (Psalms 1), ‘‘… ne de aşağılayanın koltuğuna oturdu.’’

Dünyada çeşitli ilgi alanı ve konulara göre oluşturulmuş erkek, kadın, karma grup, çocuk vb. sayısız birlik vardır. Ancak bunların hepsi bir şekilde kendini tamamlamak ve yaşamlarını süslemek/dekore etmek için vardır.

Kabalist birlikler, kendilerinin dışına çıkarak, kendi kendilerinin üzerine yükselmek amacıyla bir araya gelirler. Kabalistler, onları, orijinal egoist doğalarının üzerinde yükselten özel bir doğa kuvveti çekecek şekilde birleşmeye çalışırlar. Bunu yaparken, aralarında “Arvut” (“Karşılıklı Garanti”) olarak adlandırılan tamamen yeni ilişkiler ortaya çıkar.

Amaçları, dünyamızın ötesinde, doğamızın ötesinde çalışmaktır. Bu insanlar, insanlık içindeki diğer tüm topluluklardan farklı olarak birliklerinde çok sıra dışıdırlar.

Kabbalistic Associations

Neden Diğer Ruhları Anlamalıyım?

Soru: Neden diğer ruhları anlamalıyım?

Cevap: Onlar senin ruhunun parçalarıdır. Yaratılışta gereksiz bir şey yoktur. Her zaman ve her koşulda, tüm özel ruhların birliği olan, ruhunun tamamını edinmelisin. Onları kendi içinde birleştirerek, Yaratan ile bağlantılı olan Âdem gibi olacaksınız.

Fakat başka ruhların kendilerini ıslah etmesini beklemek zorunda olduğunuzu düşünmeyin. Onları kendi içinizde ıslah etmek zorunda olan sizsiniz.

Why Should I Comprehend Other Souls?

Ne Çeşit Bir Birlik Bir Klipa Olarak Adlandırılır?

Soru: Dostlar arasındaki ne tür ilişkiler Klipa olarak adlandırılır? Bir örnek verebilir misiniz?

Cevap: Klipa, Yaradan’ın Kendisini tezahür ettireceği ifşa olan birliğe karşı karşı hareket eden, ilkel ve egoist bir güçtür.

Kişinin, kötü eğiliminin ve egoizminin üzerinden gelmesini gerektirmeyen çeşitli birlik biçimleri vardır- egoizm oraya müdahale etmez aynı zamanda egoizm tarafından desteklenen belirli birlik türleri de vardır milliyetçilik ve faşizm gibi.

Bu yüzden dünyasal seviyede bir kontrol; sınırlar olmaksızın birlik ve sevgi uğruna gerçekten hareket edip etmememizdir. Fark budur.

Eğer kendi insanlarınıza ve ülkenize karşı iyi olanı yapmak istiyorsanız ve dünyanın geri kalan kısımlarını umursamıyorsanız, ya da tam tersine, dünyanın diğer kısımlarına zarar vermek istiyorsanız o zaman bütün birliğiniz maneviyat karşıtıdır. Bu nedenle bu birlik başarısız olacak ve var olamayacaktır.

İşte bu yüzden Baal HaSulam, bunun nesiller üzerinde bir lanet olduğunu söylüyor.

What Kind Of Unity Is Called A Klipa?

“Ben” – Yaradan’a Benzerlik Derecesi

Soru: Kendine ulaşma sürecinde tam olarak ne elde ediyorum: yasalar, program veya “kendim” kavramını mı? Bir insanın “ben” i nedir?

Cevap: Kişinin içinde Yaradan’ın kıyafetlenmesinin derecesine onun “ben”i denir. Dünyamızda “ben”i, egoizmimizle ilişkilendiririz. Ve manevi dünyada, “ben” yoktur. Manevi dünyada, “Ben”, Yaradan’a benzerliğin ölçüsüdür.

Soru: Kabalistik bakış açısından var olan nedir: “ben” yoksa sadece “biz” mi?

Cevap: Sorun şu ki tüm dünya, tüm evren benim. Bu nedenle, arkadaşlarımla birleştiğimde, gerçek “ben”ime ulaşırım.

Soru: Benim “ben”im Yaradan’ın bir kişide kıyafetlenmesinin derecesi mi yoksa Yaradan’ın içimde kıyafetlendiğini fark etmemin derecesi mi?

Cevap: Senin “ben”in şu anda içinde konuştuğun şey; bu, bugün olduğun şeydir. Ve kişinin gerçek “ben”i, birlik olmak ve sevme arzusudur ki bu da Yaradan’a eşit olmaktır. Bu başarılmalıdır.

Birlik olmaya ve bu birlik içinde Yaradan’ı ifşa etmeye çabalamaya başlayın ve her şey yoluna girecektir.

“I” – The Degree Of Similarity To The Creator