Category Archives: Birlik

ON İKİ KABİLEYİ BİRLEŞTİRMEK

SORU: Neden sürekli Yahudi halkının birleşmesi konusunda konuşuyorsunuz? Sonuçta geçmişte yaşayan on iki kabile birbirlerine karışmadı. O halde “Birlik” neredeydi?

CEVAP: Bu önemli değil. On iki kabile birbirlerine karışmadı çünkü bu, aralarındaki ayrılığa rağmen onların birleşme biçimiydi.

Birlik sadece içsel bölünmenin üzerinde mümkündür! Eksi, artı olmadan var olamaz ve artı da eksi olmadan var olamaz!

Bunun için, on iki kabile üyelerinin karışmaları yasaklanmış olsa da, onlar mükemmel bir denge halindeydiler. Bu; karşılıklı, doğru işbirliği yapmak ve böylece dengeli bir sistem oluşturmak zorunda oldukları anlamına gelir.

Sonuçta, insanlar eşitlenmezler ama, her birey kendi  özgünlüğünü korurken, birbirlerini tamamlarlar.

http://laitman.com/2016/05/uniting-the-twelve-tribes/

İŞİD’İN GÜCÜ

YORUM : (Tamim Ansary): İŞİD’in gerçek gücü bombaları ve silahları veya korkunç kararlılığında değil. Bu organizasyon, oldukça zeki biçimde , dünya görüşlerini formüle edip bir silah oluşturuyor:  Bu silah,  İslam ve Batı Dünyası arasında süregelen  vahiysel, kıyametsel karşılaşmadır… Kendilerince satanik olan “diğerlerini” silecek ve dünyayı İslam şemsiyesi altında birleştirecekler.

YORUMUM : Modern İslam’ı ne olarak adlandırırsanız adlandırın, dünyada ürettiği ve yaydığı kargaşayı şimdiden görüyoruz. Gerçek İslam’ın ne olduğu da hiçbir değişiklik yaratmaz tıpkı gerçek Yahudilik veya gerçek Hristiyanlıkta olduğu gibi, muhtemelen  gerçek İslam da dünyamızda  hiçbir zaman var olamaz.

İnsanlık herhangi bir fikri zorla empoze etmeden ama tek bir fikri de takdir ederek bir arada yaşamayı öğrenmek zorundadır – bu fikir; tüm farklılıkların ve çelişkilerin üzerinde kapsayıcı bir bağ ve birliktir…

Birlik Bilgeliğinin Deneysel Olarak Edinimi

thumbs_Laitman_420_01Birlik olduğumuz zaman, birbirinden o kadar farklı, zıt ve uzak olan arzularımız tek bir arzuda birleşir.

Ortaya çıkanda, bir yandan birbirimizden tamamen uzağızdır ama diğer yandan da birlik oluruz ve böylece de doğanın bir tek gücünü keşfetmeye başlarız.

Bu tam da çok büyük egolara sahip olmamız ve buna rağmen egolarımızın ötesinde birlik olamaya çalışmamız nedeniyle olur.

Kabala bilgeliği yalnız bu özel hassasiyete sahip olan, aynı anda hem kopukluğu hem de bağı hisseden kişilere ifşa olur. Bu yolla giderek dünyadaki herkese ifşa olacaktır.

Bizim Kabala Gruplarımızın tüm dünyada boy atmasını görmek büyük bir mutluluk. Pek çok insan çalışmaya geliyor ve birlik olma yöntemini öğrenmeyi istiyor. Yıllar geçtikçe insanoğlunun kafası daha da çok karışıyor, insanlık amacını kaybediyor, kaybolmuş küçük bir çocuk gibi çaresiz kalıyor, yolunu kaybediyor ve artık nereye gittiğini bilemiyor.

Biz de bu sırada giderekten kullanmak için çok özel bir yönteme sahip olduğumuzu daha açık anlamaktayız. Tek yapmamız gereken kendimiz üzerinde uygulamak ve tüm insanlığa sunmaktır, böylece insanlık da birleşecek ve kendisini bir üst seviyedeki bir var oluşun içinde hissedecektir, çünkü herkes tek bir bütün haline gelecektir.

Hala bunun hakkında öğrenmemiz gereken çok şey var. Unutmayalım ki, biz bu bilgeliği doğadan öğreniyoruz, kitaplardan değil. Aramızda bağ kurmayı, bizi birbirimizde ayıran bencilliğe karşı denge sağlamak için kullanmalıyız. Bizler araştırmacı bilim adamları gibiyiz, bu yöntemi deneysel olarak keşfetmekteyiz.

Kabalist bir grup, yıllar boyunca, dersler boyunca kendimiz üzerinde deney yaptığımız bir laboratuvardır, geçmekte olduğumuz bu sürecin her ayrıntısını kaydederiz.

Yalnız bu son bir iki yıldır, doğrudan uygulama safhasına yaklaşmış bulunuyoruz. Bundan öncesinde, yalnızca sistemi çalıştık: En iyi biçimde nasıl bağlanırız, yani üst dünyalar sistemine nasıl bağlanırız.

Özünde üst dünya ve aşağı dünya aynı yerdedir. Ancak biz bölündüğümüzde, dünyamızı maddesel dünya olarak görürüz. Birlik olduğumuzda ise başka bir gerçekliği, dengeli ahenkli bir gerçekliği tek bir gücü hissetmeye başlarız.

Tüm doğa tek bir organizma haline gelir, buna Üst Gücün – içimizde var olan tek gücün – ifşası denir, bu güç aramızdaki bağı dışında, dışarıda bir yerde ortaya çıkamaz. Bu Yaradan’ın Yarattıklarına ifşasına, form eşitliği koşulu gereğince işaret eder.

Guadalajara Kongresi “Herkes İçin Tek Bir Kalp”, 17.07.2015, Birinci Günkü Hazırlık Dersinden

Yahudi Halkının Varlığı için Bilgelik

thumbs_laitman_547_06Atamız Hz.İbrahim tarafından yaratılmış olan sistem, öğrencilerinin herbirinin içinde büyüyen egoizmlerinin üzerinde sürekli olarak gelişti. Onlar, İbraniler (Ivrim) olarak adlandırılıyorlardı, “Ever” kelimesinden gelen, “üstünde” İbrani, egoizmin, nefretin, karşılıklı reddetmenin sınırını aşan ve kendi egoları üzerine yükselen karşısındaki kişileri düşünen özgecil bağlantıya giren bir kişidir.

İşte bu Hz.İbrahim’in, öğrencilerine öğrettikleriydi. Onlara egolarının üzerine nasıl yükselebileceklerini ve bunu yükselmelerine devam edebilmeleri için nasıl kullanabileceklerini anlattı çünkü bu sadece sürekli artan ego sayesinde ki bizler mevcut durumumuzu bunun üzerine inşa edebiliriz ve adım adım doğanın gizli özgecil güçlerini hissetmeye başlayana kadar yükselmeye devam edebiliriz.

Egoistik güç bizim içimizdedir oysa ki, özgecil gücümüzü içimizden keşfetmeli ve geliştirmeliyiz. Sonrasında bu ikisini birbiriyle dengelemek üzere çalışmaya başlayabiliriz. Özgeciliği, büyümekte olan ego ile birlikte geliştirdiğimizde, biz de sürekli olarak ilerleriz tıpkı iki ayak üzerindeymiş gibi ve sonrasında bizi çevreleyen alanı keşfedebiliriz.

Bu yüzden, Kabala bilgeliği doğmuştur, dünya düzeninin hikayesini, iki zıt gücün birbirleri ile olan etkileşimi üzerine kurulu bir şekilde anlatan. Kişi, bu iki gücü kullanarak, üçüncü çizgi haline gelir. Bu, Yahudi halkının bilgeliğidir. Bu tarz teknikler başka kimsede bulunmaz.

Devam edecek.

Hayat Dolu Suyun Kaynağı

thumbs_Laitman_729_02Soru: İnsanlara, aralarında bağ kurmanın tek çözüm olduğunu nasıl mantıklı bir şekilde açıklayabiliriz?

Cevap: Açıkça, aralarındaki birlik insanlara güç verir. Ordular, politik partiler ve çeşitli organizasyonlar bu ilkeye göre kurulurlar. Birkaç kişi birlik kurar ve güç kazanır, özellikle de günümüzde.

Hatta kölelik zamanında bile, köleler arasındaki birliklerden hep korkulmuştur. Eğer yüz kişiden fazla kişi birleşirse, derhal orada neler oluyor, ne yapıyorlar, ne planlıyorlar diye kontrol edilir. Bu halkın güvenliği için gereklidir.

Ancak aramızdaki bağ ile eğer bu doğru bağ ise, bir güç kaynağının, bir aklın, yeni bir duygunun varlığını hissetmeye başlarız. Bunu hissetmek için kendimiz çaba harcamalıyız, ama bunu ihmal etmekteyiz. Eğer grubun merkezinden bir uyanış, yüksek bir ruh hali, bir sıcaklık, sevgi, bir sezgisel ve zihin açıklık durumu edinmiyorsam, o zaman grubun merkezine bağlı değilim demektir.

Her birkaç saat ara ile nasıl bir şeyler yemeye ihtiyacım varsa, aynı şekilde gruba gelmek ve gruptan beslenmek için iştah ve açlık duyma ihtiyacı duymalıyım. Fiziksel olarak gruba gelmek zorunda değilim, ama grubun merkezini hissetmeliyim ve bu merkezden kendimi doyurmaya özlem duymalıyım.

Eğer halen bağ kurmanın kazancının ne olduğunu görmüyorsanız, bu hâlâ bu bağ üzerinde çalışmanız gerektiğine işaret eder. En yüce kabalist bile eğer inzivaya çekilirse, kendisinden çıkamaz. Kendisinden büyük ya da küçük, hiç değilse birkaç öğrenci ile bağlantıda kalmak zorundadır, böylece bu bağın içinde daha üst seviyedeki duygu ve akla erişecektir.

Her defasında böyle gelişir, aksi durumda ona hayat yoktur. Bir yerde duracak ve ölecektir, çünkü hayat her daim kendini yenilemek zorundadır.

Bu nedenle, insanlara gelip, onlara bağ kurmak için yardımcı olduğumuz zaman, bundan içebilmeleri için hayat dolu suyun kaynağını, aralarındaki bağlantının merkezini, nasıl keşfedeceklerini öğretmeliyiz. Bu sayede hayatın özünü edinebilirler. Birden bunun eksikliğini hissetmeye başlarlar, tıpkı küçük bir çocuğun birden annesini araması, koşup annesine gitmesi, ona sarılması ve sonra tekrar dönüp oyun oynamaya geri koşması gibi. Böyle insanlara hayatın kaynağını göstermeliyiz.

Çalıştay ve diğer etkinlikler sırasında aranızdaki bağda yeni bir içsel heyecan, keskin bir mutluluk duygusu, mevcut durumda ve bir sonraki durumda yeni açıklıklara erişmeye imkan veren derin bir anlayışın birden bire ortaya çıktığını hissetmelisiniz.

Dostlarla bağlantıda böyle özel bir hissiyat uyanmıyorsa bu bağa gelemediğinize işaret eder. Bunu kendi içimizde bulup keşfetmeli ve başkalarına öğretmeliyiz, çünkü mutluluğun, canlılığın, yaşama gücünün kaynağı bundadır ve bizim için açıklığa kavuşturmanın da kaynağıdır, çünkü bizim için yalnız duygular yeterli olmaz, biz aynı zamanda bu durumları açıklığa kavuşturmak, bu durumlara bilinçli katılmak, kendimiz “şafağı uyandırmak” isteriz.

Bu nedenle, grubun merkezinde keşfettiğiniz bu pınar manevi gelişmenin gücünün kaynağıdır. Ve insanlık için de bu güven duymanın, hoş bir duygunun aile, çocuklar, eğitim vb. konulara daha doğru bir tavır gözetmenin kaynağı, yani hayatlarının kaynağı demektir.

Bu çok özel bir noktadır. Gücün kaynağını, hayatın kaynağını, aklın ve kendi enerjimin kaynağını bulmak zorundayım ve birden bire yol açıklık kazanır ve kendi durumum doğru yöne doğru dengeye gelir. Güç ve sağlamlık elde ederim. Tüm bunlar grubun merkezinden edinilir.

Günlük Derse Hazırlık, 21.03.15

Evde Sevgi ve Barış İçin Lisans

thumbs_laitman_256SORU: Birlik hakkında çok güzel konuşuyorsunuz ama kendi evinde birlik olmayan biri ne yapmalıdır? Ben solcu siyasi görüşten yanayım oysa kocam aşırı sağcı görüşü benimser. Siyaset hakkındaki konuşmalarımız bizi her zaman kavgaya sürükler. Ne yapmalıyım?

YANIT: Senin ve İsrail’deki tüm insanların, bu durumu düzeltmek için fırsat yakaladığınızı düşünüyorum. Söylediğim gibi, “Sevgi, tüm günahları örter…” (Atasözleri 10:12) Aramızda barışı sağlamak nasıl mümkün olabilir? Barış, genelde yaptığımız gibi, birinin diğerini yenilgiye uğratması ve bastırması veya karşıdakini  haksız olduğuna ikna etmesi demek değildir.

Barış; ilişkilerde bana niteliksel ve fikirsel olarak, kalben ve ruhen tamamen karşı olan biriyle tam bir “karşılıklılığa erişmemiz”dir.  Bu, aramızda sevgi köprüsü inşa ederek elde edilir. Ve sonra fiziksel düzeyde bize çelişkiler ve zıtlıklar kalır. Mücadele, baskı ve birbirimizle çatışmaların üzerinde,  özellikle bu duruma “karşı ağırlık” olarak sevgiyi inşa ederiz.

Bunu nasıl yapacağımızı öğrenmemiz gerekir. Temel konu, iki düzeye sahip olmaktan korkmamaktır. Birbirimizle çatıştığımız ve zıtlaştığımız düşük düzey ve birbirimize bağlandığımız yüksek düzey… Bu durum;  “Sevgi tüm günahları örter” diye adlandırılır. Özellikle tüm çelişkilerin ve kusurların üzerindeyken aramızda ne kadar büyük zıtlıkların olduğu önemli değildir. Bunlardan daha güçlü bir sevgi bağı inşa edebiliriz.

Bu nedenle, bütünlükten, birlikten ve hatta sevgiden  bahsediyorsak, aslında bu iki düzey hakkında konuşuyoruz demektir.  Aksi halde bütünlük, birlik ve sevgi mümkün değildir. Sadece aramızdaki tüm bozukluklar, sürtüşmeler ve farklılıklar üzerinde bir bağlantı kurmak mümkündür.

Yani, kimseye başka birine değişiklik yapmasını  söyleyemez. Her iki taraftan da dini ya da laik hiçbir tür baskı olamaz. Her birey, olduğu gibi kalmalıdır. Biri değişiklik istiyorsa, kendisi değişmelidir. Sadece birbirimizle öğrenmeye ve  birbirimize, tüm zıtlıklarımıza rağmen, bizi saran bir şemsiye gibi sevgiyi inşa etmeyi  öğretmeye ihtiyacımız vardır.

Ve tam bu durumda, sevgimiz; birbirimize karşı muhalefetimizin içsel öfke alevlerine rağmen geçici değil, kalıcı, büyük ve gelişen bir sevgi olabilir.

Birlik İçin Kabalistik Meditasyon

thumbs_laitman_552_03Soru: Kabalada bir çeşit meditasyon, içsel derin düşünce veya içsel yoğunlaşma var mı? Bunun doğu meditasyonundan nasıl bir farkı var?

Cevap: Bu tamamen farklı bir eylemdir. Kabalistik “meditasyon” niyetlerin oluşturulmasıdır. Fark şudur, niyetlerin oluşturulması ile içsel çabamızı başkaları ile bağ kurmaya, aralarında birlik kurmaya özlem duyan insanlarla gerçekten birlik olmaya yoğunlaştırırız. Bu birliğin içinde birliğin gücünü ve sevgiyi ortaya çıkarmak isteriz.

Başka bir deyişle, Kabalada kişi çevresinden izole olmaz, aksine onunla olabildiğince büyük bir içsel bağlantı kurma peşindedir.

Doğunun yöntemlerinde, kişi başka hiç kimseye gerek duymaksızın tek başına meditasyon yapar. Bu kişiler meditasyon için bir araya gelseler bile aralarında gerçek bir bağ yoktur. Kabala yöntemi, grup içinde kendimizi tek bir insan gibi hissetme imkânını aramayı önerir.

Ancak kendimizi tek bir insan gibi hissettiğimiz bir birlik durumuna erişmemiz koşulunda herkes kendi ben algısını “biz”in içinde kaybettiği zaman, “biz” “bir” haline geldiği zaman, bu bir olma gücünün yardımı ile manevi kademeleri ifşa ederiz.

Bunu yapabilmek için herkes kendini diğerleri önünde sıfırlayarak, kendi bencilliğini grup içinde iptal etmek zorundadır. Kendi “ben”ini iptal eder ve kendisi yerine dostlarını kabul eder.

Böylece kendisinden çıkar, onlara dahil olur, daha önce ayrı, bireysel olarak var olduğu varsayılan “ben”i tamamen yok olur ve kişi kendisini diğerlerinden ayırmayan yeni bir gerçekliğin içinde hissetmeye başlar.

Bu duygu bizim dünyamızda yoktur ve ancak doğanın özel üst güçleri kullanarak erişilebilir. Ve bu güç bu ıslah yönteminin ana motorudur.

KabTV, “Yeni Hayat” 25/01/2015

Bağımsızlık Günü: Nasıl Bağımsız Olunur

thumbs_laitman_546_03Dünyamızda bağımsızlığın pek çok biçimi var – ekonomik, politik, toplumsal vb. – ancak bunlar sahte bağımsızlıktır.  Kişi tüm yaşamı boyunca bağımsızlık arayışındadır, ama her anlamda sınırlandırılmış durumdadır, işte bu nedenle bağımsız olmaya farklı bir bakışla yaklaşmak gerekir.

İsrail ulusu ancak İsrail devleti içinde bağımsız olabilir, çünkü coğrafi olarak bu bizim ülkemizdir. Eğer İlahi Takdir izni ile ülkemiz içinde bağ kurar birleşirsek, o zaman gerçekten de şimdi ve burada bağımsız oluruz, hayali olarak değil gerçekten de bağımsız oluruz.

Bu ülkede, tüm dünya için gerçek bağımsızlığa örnek oluşturmak zorundayız, çünkü her şeyi belirleyen bu nitelikten daha incelikli başka bir şey yoktur. Doğanın tümü, tüm seviyeleriyle budur ve bunun peşinden koşar! Hatta kişinin bencil doğası bile her biçimiyle bağımsız olmaya özlem duyar, aksi takdirde kendisini kusurlu ve eksik hisseder.

Bu nedenle, egomuzun hatırı için kendimizi bağımsız hissetmenin bir yolunu bulmak zorundayız. Ancak ortaya çıkan şudur ki, buna ancak en bencil durumu en özverili durum ile dengeleyerek, böylece bu iki durumu bağlantıya sokarak erişilebilir.

İsrail ülkesinde yaşamalıyız, bu devleti geliştirmeli, onun için savaşmalıyız ve böylece bağımsızlığımız korumalıyız diye okudum öğrendim. Yabancı hâkimiyetten kurtulmanın başka yolu yoktur diye düşündüm. Ancak, daha çok ilerleyince, bunun bağımsız olmanın yolu olmadığı sonucuna vardım. Bağımsızlık küçük ve yerel bir kavramlar olan Siyonizm, politika ve tüm benzeri kavramların üzerine yükselerek edinilir. Amacımız ve misyonumuz evrenseldir. Zamanın ötesindedir ve kişisel olarak bizimle değil ama tüm dünya ile ilgilidir. Bunu gerçekleştirmemiz gereklidir. Böylece tüm dünya yukarı güçle bir olarak var oluşun bir sonraki seviyesine, insan seviyesine geçerek gerçekten de bağımsız olacaktır.

Her şey bize bağlıdır. Tüm engellerin ötesinde, bunların üstüne yükselerek bağımsızlığımızı keşfetmeliyiz. Böylece tüm dünya beklemekte olduğu şeyi elde edecektir. Bağımsızlık bizi çeken ve yönlendiren belirleyen güçtür. Hem bencillik hem de özgecilik için ihtiyaç duyduğumuz budur ve bu ancak Yaradan’ın içinde edinilir.

KabTV’den “Bağımsızlık Günü İçin Yapılan Konuşma” 4/2/15

Pesah Sederi: Dünya Ruhunun Doğum Emri

thumbs_laitman_540Matsa “Bina ekmeği”nin yendiği seviyeyi sembolize eder. Bu da Bina, ihsan etme seviyesinden gelir. Hala Malhut seviyesinde olmamıza ve yükselebilmekten yoksun olmamıza rağmen, mümkün olduğu kadar fazla şekilde ihsan etme hareketlerini uygulamayı ve birbirimiz ile bağ kurmayı denemeliyiz.

Bizler başarılı olamayacağımızı kesin olarak bilsek de, bu fark etmez. Bizler yine de bu hareketleri devam ettirmeliyiz çünkü o hareketler üst ışığı bize doğru çeker ve ardından bizim ”kurtuluş” dediğimiz ışık hareketini uygular.

İnsanın bu dünyadan çıkışı yani bencilce alma niteliğinden, egosundan, pragmatik bilgiden çıkışı muntazam şekilde değil, seviyelerin sırasına göre olur. Bu bütünüyle karanlıkta ve acele olan doğum sürecine benzer. Doğum esnasında ceninin baş aşağıya dönmesi, bir dünyadan diğer dünyaya geçmesi gerekir: annesinin içinden, kendi içsel seviyesine, dışsal dünyaya.

Bizim ruhumuz da kesinlikle aynı şekilde doğmuştur. İşte bu yüzdendir ki, başka hiç bir bayramın, bayram ziyafeti esnasında bu kadar kesin hareketler sırası yoktur. Genelde bizler yemeği ve şarabı kutsarız. Fakat Pesah yemeğinin (ibranicede seder) katiyetle uygulanması gereken bir sırası vardır. Çünkü insanın egosundan, dünyamızdan çıkışı budur. Nitekim manevi dünyanın algılanışını edinmek, daha yüksek bir boyut yani manevi doğum olarak nitelendirilen şey, bahsedilen genel kurallara göre gerçekleşmez.

Arzular çoğunlukla seviyelerin sırasına göre büyür: küçük seviyenin iki safhası (Katnut, Alef ve Bet), büyük seviyenin iki safhası (Gadlut, Alef ve Bet), birbirini takip eden içsel ve dışsal seviyeler ve yine yeniden: içsel ve dışsal. Yani başka bir deyişle, arzular ve Işık kademe kademe büyür.

Fakat doğum esnasında her şey sanki “yanlışmış” gibi, başka türlü şekilde meydana geliyormuş gibi gözükür. İşte bu sebepten dolayı Pesah yemeğine ”Seder” (sıra) adı verilir; bu özel bir sıra olup, ardışık büyüme kuralına göre değil, seviyelere göre tekabül eder.

“Mısır’dan çıkış” esnasında bizim şimdi deneyimlediğimiz seviye, bizim doğumumuzdur. Daha sonra doğmuş olan ruh büyümeye devam eder fakat gerçek bir “devrim” bu seviyede gerçekleşir. İşte bu yüzden Pesah yemeğinin bütünüyle sırası: “Kiduş” (kutsamak), “Urhats” (ellerin yıkanması), “Karpas” (yeşilliklerin tuzlu suya batırılması), “Yahats” (Matsa‘nın bölünmesi), “Magid” (Mısır’dan çıkışın hikayesi) ve devamı genel sıraya ilişkin şekilde, Işıklar ve arzuların karşılıklı ilişkilendirilmesi ile gerçekleşmez. Onlar büyümeye devam etmelilerdir.

Bu sebeple Mısır’da olunsa bile, bencilce arzularla, birbirimize karşı bencilce tavırlar içinde olsak ve kendimizi düşünsek bile (sonuçta  Firavun sizi yönetiyorsa), Firavun’un tüm gücüne rağmen, bunun üzerine yükselmek için elimizden gelen her hareketi yapmayı denemeli ve aramızdaki yeni bağı bulmamız gerekir. Mısır’ın dışında var olan bir bağı bulmamız gerekir. Bu gelecekteki kurtarılmaya doğru ayarı yapmak demektir.

18.4.2011 tarihli sabah dersinin 1.bölümünden, ”Bu Yehuda için”

Kişi  Kendi Doğasında  Özgür mü  Yoksa  Köle midir?

thumbs_laitman_548_03-jpgSoru:  Ben kendimi esaret içinde hissetmiyorum; ben özgür bir adammışım gibi geliyor. Peki Pesah  bayramında, kendimi her sene uygun olacak şekilde, Mısır köleliğinden çıkacak şekilde sunmama ilişkin talimat nasıldır?

Cevap: Bize sanki özgürmüşüz gibi geliyor çünkü bizler birbirimize bağlı olduğumuzu hissetmiyoruz. Bizler yaşamımızı öyle şekilde düzenliyoruz ki, herhangi birisi ile alakalı olmak istemiyor, kimsenin bizi rahatsız etmesini istemiyoruz. Bu bizim doğamızdır.

Bağımsızlık uğruna bizler yeni bilgisayarlar ve cep telefonları keşfediyoruz. Her evde o kadar çok ev aleti var ki, bunlar ile en asgari şekilde diğerlerinden yardıma ihtiyacımız olur. Bu bizim bencil doğamız için kolaylık olup, onun taleplerini sürdürmeye devam ederiz: Ben kimseye dokunmam ve kimsenin bana dokunmasını da denemem.

Fakat temelde hepimiz birbirine bağlı ve bağımlıyızdır. Tüm durağan, bitkisel ve hayvansal doğalar da her şeyin diğer şeyler ile bağlı olduğu tek bir integral sistemi meydana getirir. Yani Kabala Bilgeliği, bizim birbirimize bağlı olduğumuzu ve bu bağımlılığı da gelecekte keşfedeceğimize dair bizi uyarır.

Bizler şayet birliği edinmezsek o zaman bu bizim için çok kötü olacaktır. Bu arada bizler bunun  gereklilik derecesini hissetmeyiz. Çünkü Kabala Bilgeliği önceki nesillerin birliğinde ifşa olmamıştı. Binlerce senedir saklıydı. Bizlerin buna ihtiyacı yoktu ve birbirimize bağlı olduğumuzu keşfetmeye hazır değildik.

Nitekim günümüzde bütün dünya bu karşılıklı bağımlılığı hissediyor. Bu olumsuz bağın derecesinin keşfedildiği oranda bunun etkisi de yahudilere yansıyacaktır. Onlar bu metodu öne sürerek tüm farklılıkların üzerinde birleşmenin mümkün olduğunu benimseyeceklerdir.

Günümüzde dünyada bu metoda çok büyük bir talep vardır. Bu nedenle şayet bizler bu metodu diğer insanlara yaymaz isek, güçlü bir baskıyı hissedeceğiz. Antisemitizm daha fazla büyümeye devam edecek ve dünya ulusları günden güne yahudilerden daha fazla hak iddia edecek ve kendi yaşadıkları sorunlar yüzünden bizleri suçlayacaklardır.

Onlar tam anlamıyla bizlere karşı olan nefretin nedenini bilmeyeceklerdir. Bu baskı değişik yöntemlerle ifade edilebilir. A.B.D’nin İsrail ile olan ilişkisinde günden güne gerileyen, bu bozulan tutumu aynı şekilde görebiliriz.

Soru: Günümüzde dünyaya baktığınızda bizim seviyemizi kölelik olarak tanımlar mısınız?

Cevap: Tabii ki, bizler kendi doğamızın kölesiyiz. Ben her zaman kendi içsel doğamın emirlerini devam ettiriyorum ve onları herhangi bir aydınlatma, eleştiri veya zıtlık olmadan yerine getiriyorum. Buna karşı olmaya basitçe pek hazır değilim.

Bencil arzum başarılı olmam ve diğerlerini katmadan fayda sağlamam konusunda başarılı olmamı talep eder. Yani eğer ben diğerleri ile bütünsel bir bağ içinde isem, onları nasıl dahil etmem? Ben tüm hareketlerim içerisinde kısıtlı hale gelirim.

Soru: Yani sorun benim iyi veya kötü yapmamda değil ama bir şeyi yaparken diğerlerinin pahasına bunu yapmak mı?

Cevap: Bu şekilde ben başarılı olamam. Bugün bütün bir ulus bile diğerlerinden izole olmuş şekilde başarılı olamaz. Hepsi birbiri ile bağın gerekliliğini keşfediyor. Fakat bunu doğru şekilde yapamıyorlar. Hiç kimse aralarında nasıl iyi bağlar inşa edileceğini bilmiyor: Amerika, Rusya, Çin, Avrupa, Yahudiler ve Araplar.

Bütünüyle iyi bir bağ vasıtası ile yapılmamışsa, kimse bu konuda öncelikle başarılı olamaz. En başarılı olacak olanlar, karşılıklı bağları bütünüyle dikkate alan ve buna göre hareket edenler olacaktır. İşte bu durum kölelikten çıkıp, özgürlüğe geçişi sembolize eder. Herkesin, her birimizin bunu öğrenmesi gerekir.

İsrail Radyo Programından, kanal 103FM, 15.3.2015

Toplam 12 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...10...Son »