Category Archives: Bilim

Sağlık ve Tıp, Bölüm 3

Hayata Karşı Tutumunuzu Değiştirin

Soru: Modern tıp tedavi etmez, ancak yanlış bir yaşam tarzı sürme yeteneğini uzatır. Klasik olarak insanlar devletin onlara bakması gerektiğine inanır. Kişi vergi öder, bu yüzden karşılığında ilaç tedavisi almak ister. Bu yaklaşım sizin açınızdan doğru mu?

Cevap: Hayır, bu yanlıştır. Yaşamımız, tıp ve devlet, kim olduğumuza ve doğamızın ne kadarına sahip olduğumuza dair çok yanlış bir cehalet temeli üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle doğaya, topluma ve insana karşı tutumumuz yanlıştır. Tıp, bilim ve yaptığımız diğer şeylerden bahsetmeye bile gerek yok. Bu kökten değiştirilmelidir.

Hayata karşı tutumumuzun temelini değiştirmemiz gerekir. Sonuçta bu bencilcedir, çarpıtılmıştır ve bizler bu konuda hiçbir şey yapmıyoruz. Ve kişinin ıslah olması gerekir. O zaman kendine, dünyaya ve hayata karşı tutumu farklılaşacaktır. Toplumu ve kendini farklı kılacaktır.

Kişi ihtiyaç duyulan yerde ve ihtiyaç duyulduğu kadar çalışacaktır, daha fazlası değil. İhtiyaç duyduğu şeyi ancak var olmak için, çevreyi soymadan ve yok etmeden alabildiği ölçüde doğa ile ilişki kuracaktır. Böylece muazzam, iyi, nazik bir doğada yaşayacak; okyanusa petrol dökmeyecek ve ormanları yakmayacaktır. Bunların hepsi hızla değişmelidir. Aksi takdirde, bu dünyaya sahip olamayacağız.

Soru: Sizin yaklaşımınız karmaşık mıdır, noktasal değil midir?

Cevap: İnsan eğitiminin özüne indirgenen, bütüncül bir yaklaşımdır.

Kabala Neden Beyin Fonksiyonlarını İncelememektedir?

Soru: Düşünme şeklimizi inceleyen nörolojik bilimler vardır. Kişinin belirli bir gerçeklik modeli inşa ettiğini, yani onun için aşikâr olduğunu söylüyorlar. Örneğin süt alması gerekiyorsa, hangi dükkana gideceğini bilir ve oraya otomatik olarak gider.

Bu düşünme seviyesi yani beyinde ne olduğu, neden Kabala’da açıklanmıyor? Baal HaSulam, beş duyu olduğunu, bir şekilde işlenen ve içsel perspektifimizi yaratan veri girişi olduğunu söylüyor. Bu yapı arzunun ötesinde var olmaktadır. Bu, neden açıklanmadı?

Cevap: Bu yapı arzunun altında bulunur ve bilinçaltına aittir.

Kabala beynin bir hesap makinesi olarak işlev görmesiyle, kas hafızasıyla veya herhangi bir hafıza mekanizmasıyla ilgilenmez. Sadece ruhla ilgilenir.

Bizim arzumuz, ruh olarak adlandırılır. O fiziksel bedenimizin ve kafamızın içinde değildir.

Yaradan arzuyu yarattı. Bu, egoist olabilir yani sadece kişinin kendini sevmesine yönelik olabilir ya da içimizde, Yaradan’ın yardımıyla, özgecil bir arzuya yani başkalarına ihsan etmeye ve sevgiye dönüşebilir. Başka yolu yoktur.

Arzunun vektörünü : “kendi yararım için” den “başkalarının yararına” değiştirmeye paralel olarak, üst dünyayı hissetmeye başlarız ve ancak o zaman her şeyin nasıl çalıştığını, çalışma sinyallerinin nereden geldiğini vb. anlarız.

Madde, beyin vb. ile ilgili diğer şeyler Kabala’da çalışılmaz çünkü bizi ilgilendirmez. Bizler herhangi bir madde formunun bir parçası olmayan,  sadece saf arzuyla ilgileniyoruz. Bu şekilde bunu araştırıyor ve öğreniyoruz.

Düşüncenin Gücü Ve Problemleri Çözme

Soru: Düşüncelerinizi değiştirerek kanserden veya diğer hastalıklardan kurtulmanız mümkün müdür?

Cevap: Hastalıklar ve bu konularla ilgili spesifik soruları cevaplamamayı tercih ediyorum. Her şeyi yapmak mümkündür. Bugün yapabilir miyiz? Söyleyemem. Sanmıyorum ama yakında yapacağız.

Bu sadece düşüncelerimizin birbirleriyle nasıl doğru bir birleşme içinde olacağına bağlıdır. O zaman doğamızın en derin olumsuz olgusunu etkileyebileceğiz. Her şey sadece bize bağlıdır.

Kabalistler ve onların sözde mucizeleri hakkında birçok ilginç hikâyeleri vardır. Ama onlar mucize değildir. Bunlar sadece küçük düzeltmelerdir, müdahale değil, doğanın belirli seviyelerdeki yasalarının düzeltilmesidir ki ancak onları uygun bir şekilde düzeltirsek yapabiliriz.

Herhangi bir sisteme, kendimden sonsuzluk dünyasına kadar her hangi bir seviyede ancak bu sisteme bazı olumlu etki kuvvetleri eklemem koşuluyla girebilirim. Kendimizi, insanlığı, dünyayı, ekolojiyi ve evreni tüm sorunlardan gerçekten iyileştirebileceğimiz bir koşula geleceğimizi düşünüyorum.

Evrendeki etkimizin ne kadar olumsuz olduğunu hayal bile edemezsiniz. Dünyada olup bitenler, evren ölçeğinde olanlar, kötülüğümüzün küçük bir bölümüdür çünkü dünya’da bizler sadece insan etkisini düşünürüz. Evrenin ölçeğinde, düşüncelerimizden ve duygularımızdan olumsuz etkilenmenin yıkıcı sonuçları vardır. Fakat hızlı bir şekilde onların ıslahına gelebilmeyi  umalım.

Power Of Thought And Solving Problems

 

Rahim İçi İnsan Gelişimi ve Ruhun Gelişimi

Soru: İnsanın dokuz aylık intrauterin (rahim içi) gelişimi, ruhun gelişimiyle nasıl bağlantılıdır?

Cevap: Tamamen anlaşılır bir biçimde. On Sefirot’un Çalışması’nı alırsanız, onun 10. bölümüne “Embriyo” ve 11. bölümüne “Emzirme” denir. Bu, insandan değil  “Baba ve Anne” denilen, manevi sistemden kaynaklanan ruhtan bahseder. Ve dünyamızda gerçekleşen şey, manevi doğumun bir kopyasıdır.

Bu konuyu okumak çok ilginçtir çünkü orada, hayatımızdan bildiklerimizden daha güçlü ayrıntılarla, açıkça anlatılmaktadır. Kabala bilimi, dünyamızda keşfedemediğimiz şeylerden bahsetmektedir.

Bir insanın nasıl tasarlandığını, nasıl doğduğunu, fetüsün nasıl geliştiğini biliyoruz, ancak içsel süreçleri anlamıyoruz. Neden başka şekilde değil de bu şekilde düzenlendiğinin kaynağını, özü anlamıyoruz. Bir kadının içinde olan, çok ilginç bir sistemdir, Yaradan’a benzemektedir.

Not: Kabalistlerin 3500 yıl önce bu konuda yazmış olmaları ilginçtir.

Benim Yorumum: Onlar bunu üst sistemin edinilmesinden dolayı yazdılar. Bu nedenle, bir fetüsün nasıl, ne kadar sürede geliştiğini anlattılar: yedi, dokuz ya da 12 ay. Kadınların 12 ayda bile doğum yaptıkları durumlar vardı.

Kabalistler, nasıl doğum yapılacağını, nasıl ve hangi şartlar altında, bir insan doğduğunda nasıl gelişmesi gerektiğini, iki yaşına kadar bir emzirme süresinin mümkün olduğunu, kadının daha hızlı iyileşmek için doğumdan sonra nasıl davranması gerektiğini vb.ni yazdılar. Bu kitaplar çok fazla miktarda bilgi içermektedir. Bu bilimi incelemeye değer.

Intrauterine Human Development And The Development Of The Soul

 

Neden Bu Kadar Çok Bilgiye İhtiyacım Var?

Soru: Manevi bir bağı daha kolay tasvir etmek için Kabala’nın teorik bölümünü çalışıyorum. Bu materyali kendim için çalışıyorsam, neden bu kadar çok bilgiye ihtiyacım var?

Cevap: Kendi yapınızı ve dünyanın yapısını anlayabilmeniz için tam olarak buna ihtiyacınız var.

Sizler, ebedi bilimi çalışıyorsunuz! Bu dünyada ve sonraki dünyada, bu hayatta ve “başka-dünyevi” hayatta ona ihtiyacınız olacak.

Bunu çalışın! Sonsuza kadar sizlerle kalacak olan budur.

Why Do I Need So Much Knowledge?

Kabala ve Zihinsel Yetenekler

Soru: Kabala çalışmak için kişinin herhangi bir özel entelektüel yeteneğe ihtiyacı olmadığını, ihtiyacı olan tek şeyin, üst Işık’ı çekmek olduğunu söylüyorsunuz. Sadece eğitimsiz öğrencileriniz olsaydı daha iyi olmaz mıydı?

Cevap: Gerçek şu ki, bu dünyadaki bir kişiye yardım eden bir hayvan olan, egoist zihinden bahsediyorsun. Onun zihninin alanı, bir aptaldan, Einstein’a kadar olabilir, ancak Kabala ile hiçbir ilgisi olmayacaktır.

Bu nedenle, kişinin asıl amacı, Yaradan’a ulaşma arzusudur ve bu Zihinsel yeteneklere bağlı değildir.

Bununla birlikte, öğrencilerimin çoğunun yüksek eğitimi vardır.

Soru: Fakat eğitimsiz olsaydı, sizin için hiç önemli olur muydu?

Cevap: Kesinlikle değil! Sadece hayatın anlamı hakkında soru önemlidir ve bunu gerçekleştirmek için çok büyük bir arzu.

Kabbalah And Mental Abilities

Evrim Ve Manevi Alan

Soru: Neden evrimimiz ruhsal alanın dışında gerçekleşir?

Cevap: Maneviyat alanının dışında hiçbir şey gerçekleşmez. Biz sadece tarihsel gelişimin görünüşte dünyamızda gerçekleştiğini söylüyoruz. Dünyamızda bu ne anlama geliyor? Hepsi maneviyat içindedir. Dünyamız yoktur. Bu şartlı bir bölünmedir.

Tek bir yaratılış var ve her şey onun içinde var. Dünyalar arasında herhangi bir ayırma ile hiçbir yapay bölünme yoktur. Tüm sınırlamalar bizim içimizde olduğundan, sınırlı kazanımlarımızın ve olanaklarımızın bir sonucu olarak, her şeyi parçalara bölen biziz.

Evolution And The Spiritual Space

Neden İnsana Akıl Verildi?

Soru: Eğer arzu ilkelse ve bizi kontrol altına alıyorsa, zihin arzuları nasıl değerlendirebilir, kullanabilir ve kontrol edebilir?

Cevap: Arzularını algılamak, onları ıslah etmeyi istemek, onları bir şekilde Yaradan’ın arzularına nasıl adapte edeceğini düşünmek ve arzularını düzeltecek olan Saran Işık (Ohr Makif) denilen, yukarıdan gücü istemek için insana bir akıl verildi.

Bu nedenle, kişi, arzularının Yaradan ile olan çizgiye getirilmesini, bu arzuları ıslah eden güçleri almayı ve Yaradan’dan doğru eylemleri onları yerine getirmeden önce bile yapmaya başlamayı ister. Kişinin Yaradan’ın önünde sürekli ilerlediği anlaşılıyor.

Soru: Kişi arzularını kontrol edebilir mi?

Cevap: Teorik olarak, evet.

Soru: Kabalist düşüncelerini yönetebilir mi?

Cevap: Kabalist düşüncelerini, Yaradan’a bağlı oldukları ölçüde yönetebilir. Bu, sürekli olarak Yaradan’a yapışma istediğini yükseltmesi gerektiği anlamına gelir.

Why Was Man Given A Mind?

Düşünceleriniz Nerede?

Tora, Deuteronomy 20:18: Böylece, size tanrıları için yapmış oldukları tüm iğrençliklere göre hareket etmenizi öğretmemeliler, bu vasıtayla Efendi’ye, Tanrı’nıza karşı günah işlersiniz.

Dünyanın ulusları, bizi, maddi hayatın bütün zevklerine ve tüm sorunlarına iten bu arzular. Fakat bunların hepsi çok fazla insanı alıp götürür.

İnsanları, insanoğlunun içindeki kötülüğü yok etmeye ve onları iyi ve başkalarına iyilik yapan oldukları seviyeye getirmeyle meşgul olan Kabala bilgeliğine gelmelerine rağmen, dünyamızın onları nasıl ters yöne çektiğini görüyoruz.

Burada egoizmimize karşı koymalıyız, yüzleşmeliyiz. Tora’nın çağrısı bunun içindir.

Kişi öyle bir seviyeye yükselmelidir ki bu dünyadan varoluşu için ihtiyaç duyduğu kadarını almalı ve geri kalan her şeyi yalnızca üst dünyanın edinilmesine yönlendirmelidir.

Bu, yerde uyumamız, ekmek ve su ile yaşamamız ve yetersiz bir hayat sürmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Kişinin, bedeninin gerektirdiği her şeye sahip olması gerekir. Örneğin; o günde beş öğün talep edebilir, basit bir yatakta değil, kuştüyü yatakta uyuyabilir vb.

İsteklerini makul bir şekilde yerine getirmekle başlamalıyız. Sonra yavaş yavaş, kişi, başkalarıyla bağda ihsan etme niteliği içine girdiğinde, onun yaşam talepleri, zorlama olmaksızın doğal olarak değişecektir.

Bu taleplerin ne olacağı önemli değil! Kişinin niyetleri, başkalarına vermeye ve diğerlerini birliğe doğru çekmeye yönelik olduğunda, bedeninin ne istediği önemli değildir. Ona istediğini verin böylece kendi içsel gelişimine müdahale etmez.

Soru: Bunun anlamı, baş yukarı doğru yönlendirilirse, beden yavaş yavaş tevazu koşuluna gelecek demek mi?

Cevap: Tabii ki, ancak, inançlar ve çeşitli manevi uygulamalar nedeniyle değil, doğal bir şekilde.

Kişi düşüncelerinin olduğu yerdedir. Bu nedenle, geri kalan her şey doğal olarak minimale, kişi için gereken normal seviyeye gelir. Onun maddesel seviyesi, maneviyatta bulunduğu seviyeye uygun olarak, otomatik olarak kendini sınırlar.

Hiçbir endişeyle onu rahatsız etmeyen, sıradan bir hale gelir; eğer ona sahipse iyidir, fakat değilse de sorun değil. Önemli olan, düşüncelerinizin nerede olduğudur.

Where Your Thoughts Are

Geleceği Tahmin Edebilir Miyiz?

Soru: Geleceği bilimsel olarak tahmin etmek mümkün müdür?

Cevap: İmkânsızdır, çünkü Batı toplumu istikrarlı durumunu kaybetmiştir ve eski modeli değiştirmek için yeni bir toplum modeli ya da bir koşul yoktur. Toplumsal gerileme ve toplumsal izolasyon eğilimi var. Yoksullardan zengin bölgelere göç dalgaları artmaktadır ve göçmenlerin asimile mekanizması reddedildi ve kapılar kapanıyor.

Gelecek bize, sanki tüm temel ihtiyaçlarımız ücretsiz verilecekmiş gibi gösteriliyor. Robotlar çalışacak ve insanlar boşta kalacak. Bu gelecek, günümüzün zıddıdır ve onunla uyumlu değildir. Bu nedenle, on yıl içinde gerçekleşmek üzere olan geleceğe geçiş, anlaşılamamıştır ve hiçbir şekilde tahmin edilemez.

Can We Predict The Future?