Category Archives: Bilim

Düşünceleriniz Nerede?

Tora, Deuteronomy 20:18: Böylece, size tanrıları için yapmış oldukları tüm iğrençliklere göre hareket etmenizi öğretmemeliler, bu vasıtayla Efendi’ye, Tanrı’nıza karşı günah işlersiniz.

Dünyanın ulusları, bizi, maddi hayatın bütün zevklerine ve tüm sorunlarına iten bu arzular. Fakat bunların hepsi çok fazla insanı alıp götürür.

İnsanları, insanoğlunun içindeki kötülüğü yok etmeye ve onları iyi ve başkalarına iyilik yapan oldukları seviyeye getirmeyle meşgul olan Kabala bilgeliğine gelmelerine rağmen, dünyamızın onları nasıl ters yöne çektiğini görüyoruz.

Burada egoizmimize karşı koymalıyız, yüzleşmeliyiz. Tora’nın çağrısı bunun içindir.

Kişi öyle bir seviyeye yükselmelidir ki bu dünyadan varoluşu için ihtiyaç duyduğu kadarını almalı ve geri kalan her şeyi yalnızca üst dünyanın edinilmesine yönlendirmelidir.

Bu, yerde uyumamız, ekmek ve su ile yaşamamız ve yetersiz bir hayat sürmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Kişinin, bedeninin gerektirdiği her şeye sahip olması gerekir. Örneğin; o günde beş öğün talep edebilir, basit bir yatakta değil, kuştüyü yatakta uyuyabilir vb.

İsteklerini makul bir şekilde yerine getirmekle başlamalıyız. Sonra yavaş yavaş, kişi, başkalarıyla bağda ihsan etme niteliği içine girdiğinde, onun yaşam talepleri, zorlama olmaksızın doğal olarak değişecektir.

Bu taleplerin ne olacağı önemli değil! Kişinin niyetleri, başkalarına vermeye ve diğerlerini birliğe doğru çekmeye yönelik olduğunda, bedeninin ne istediği önemli değildir. Ona istediğini verin böylece kendi içsel gelişimine müdahale etmez.

Soru: Bunun anlamı, baş yukarı doğru yönlendirilirse, beden yavaş yavaş tevazu koşuluna gelecek demek mi?

Cevap: Tabii ki, ancak, inançlar ve çeşitli manevi uygulamalar nedeniyle değil, doğal bir şekilde.

Kişi düşüncelerinin olduğu yerdedir. Bu nedenle, geri kalan her şey doğal olarak minimale, kişi için gereken normal seviyeye gelir. Onun maddesel seviyesi, maneviyatta bulunduğu seviyeye uygun olarak, otomatik olarak kendini sınırlar.

Hiçbir endişeyle onu rahatsız etmeyen, sıradan bir hale gelir; eğer ona sahipse iyidir, fakat değilse de sorun değil. Önemli olan, düşüncelerinizin nerede olduğudur.

Where Your Thoughts Are

Geleceği Tahmin Edebilir Miyiz?

Soru: Geleceği bilimsel olarak tahmin etmek mümkün müdür?

Cevap: İmkânsızdır, çünkü Batı toplumu istikrarlı durumunu kaybetmiştir ve eski modeli değiştirmek için yeni bir toplum modeli ya da bir koşul yoktur. Toplumsal gerileme ve toplumsal izolasyon eğilimi var. Yoksullardan zengin bölgelere göç dalgaları artmaktadır ve göçmenlerin asimile mekanizması reddedildi ve kapılar kapanıyor.

Gelecek bize, sanki tüm temel ihtiyaçlarımız ücretsiz verilecekmiş gibi gösteriliyor. Robotlar çalışacak ve insanlar boşta kalacak. Bu gelecek, günümüzün zıddıdır ve onunla uyumlu değildir. Bu nedenle, on yıl içinde gerçekleşmek üzere olan geleceğe geçiş, anlaşılamamıştır ve hiçbir şekilde tahmin edilemez.

Can We Predict The Future?

Evren Akıllı Mı?

Soru: Evren akıllı mı?

Cevap: Kabala bilgeliğine göre, akıl ya da zeka, Hohma’nın Işığı olarak adlandırılır ve yalnızca maneviyatta belirli seviyelere erişen bir kişi bu Işığa sahip olabilir. Bu nedenle, dünyamızda akıllı sayılan insanlar Kabalistik perspektiften bakıldığında gerçekten bir zekâ veya akla sahip değildirler.

Bununla birlikte, ihsan etme niyetiyle, arzularımızla çalışmaya başladığımız zaman, enerji, bizi dolduran Işık, Hohma Işığı (Bilgelik), zihnin gücü olarak adlandırılır. Bu koşulda, yaratılışın kontrol sisteminin sahipleri haline geliriz.

Soru: Kabalistler doğanın ve Yaradan’ın, bir ve aynı olduğunu söylüyorlar. Durum buysa, doğa akıllı mıdır?

Cevap: Ne demek istediğine bağlı. Eğer doğaya değinirken Yaradan’ı kast ediyorsanız, Yaradan akıllıdır. Algılamamızda, O’nun temsil ettiği her şey bilgeliktir (akıldır).

Is The Universe Intelligent?

Robot Hemşire

Haberlerde (BBC): “Akademisyenler, kültürel farkındalık ve iyi bir başucu şekli olan hümanolojik robotların yaşlılara yönelik krizin çözümüne yardımcı olabileceğini söylüyorlar.

“Uluslararası bir ekip, bakım evleri ya da korunaklı konutlarda yaşlı insanlara bakmaya yardımcı olmak için çok yönlü robotlar geliştirmek için 2 milyon poundluk bir proje üzerinde çalışıyor.

“Robotlar tablet satın alma ve arkadaşlık hizmeti sunma gibi günlük görevlerle destek sağlayacaklar.

“Akademisyenler bakım evleri ve hastaneler üzerindeki baskıyı hafifletebileceklerini söylüyor. …

Yorum: İnsanlar her zaman yaşlılara yardım ederek, iyilik ve merhametle, hayır işlerini yürüttüklerini düşünmüşlerdir.

Benim Yorumum: Günümüzde insanlar arasında şefkat ve merhametin neredeyse hiçbir özelliği keşfedilmedi. Yaşlılara yönelik bakım çok emektir ve zordur. Kimse onunla ilgilenmek istemez ve yaparsa, yalnızca daha yüksek ücret karşılığı içindir. Ancak herkes çok para ödemeyi göze alamaz.

Bu nedenle, yaşlılara normal bakım sağlamak için, robotik teknoloji geliştirmek ve herkesin bu şekilde yardım almasını sağlamak özellikle gereklidir.

Soru: Bu tür bir yardım, bir insanı iyi işler yapmada sınırlar mı?

Cevap: Hayır, oda insanlara yardım etmek için her zaman aynen kalacaktır, ancak yaşlı bir kişi günde 24 saat bakıma ihtiyacı olduğunda, o zaman tabii ki hikâyeleri bile okuyabilen çok işlevli bir robota ihtiyacınız olur. Bu bizim geleceğimiz – böyle bir makinenin elinde olmak.

Soru: Böyle bir işe itilen kişi, ne tür bir geleceği bekleyebilir?

Cevap: O kişi maneviyatına bağlanmak dışında, tüm dünyevi meslekler için kendini robotlarla değiştirmelidir. Kendisini ıslah etmeye ve sadece üst dünyaya ulaşmaya ve onun daha yüksek yönetimini bize yaklaştırmaya çalışmalıdır. Bu şekilde, robotların değil, sadece bizim olabileceğimiz başka bir sisteme gireceğiz.

Bu gerçek çalışmadır, bunu yerine getirmeliyiz ve bunu yerine getireceğiz, doğa bizi zorlayacak.

Robot Nurse

Tüm İnsanlığın Doğru İlişkilerinin Bilimi

Soru: Kabala’nın bilgeliği insanları, insan topluluğunun bir parçası olarak hissetmek ve onları bütün ulusların maneviyatından sorumlu kılmak için eğitebilir mi yoksa bu özellik yalnızca Yaradan tarafından bireylere mi verilir?

Cevap: Kabala, bireysel ve toplu olarak insanların eğitimi için düşünülmüştür. Bu sayede dünyamızın yönetim sistemine giriyoruz ve olumlu ve olumsuz, iki kuvvetin yardımıyla nasıl yönetildiğini hissediyoruz. Bu, kendimizi bu güçlere göre doğru koşula getirdiğimiz anlamına geliyor ve bu yolla biz, dünyayı ve içinde hepimizin olduğu hızlı gelişimi teşvik ediyoruz.

Kabala, insanlar arasındaki doğru/uygun bağlantının bilimidir. Acil olarak dengelenmesi gereken muazzam ve sınırsız egoizmi keşfeden modern insanlar için eğitimsel bir yöntemdir.

Beyni Kim Kontrol Eder?

Haberlerden (Veche, Razved): “Arnold F. Smeyanovich, Nöroloji ve Beyin Cerrahisi Bölümü Başkanı ve beyin cerrahı, 47 yıldan fazla, tahminen 9.000 hasta üzerinde beyin ameliyatı gerçekleştirmiş akademisyen:

“Evet, önümde bir madde görüyorum, istediğim pek çok bilgi ile dolu hücreler; Newton gibi, önünde saygı ile eğileceğim her araştırmacı gibi. Bunun nasıl çalıştığı belli değil. Sinirlerden gelen bir uyarıyla, kulaklar veya gözler bir ‘resim’ yaratabilir. Ama sonunda, kişi bunun; bir maymun mu yoksa bir lamba mı, ya kendisi mi olduğunu anlar. Beyinin süper bir bilgisayardan çok daha güçlü olduğu açıktır.

“En fazla heyecan uyandıran şey şu ki bilinç vücutta bir yere sahip değil ve beyinle bilinç arasındaki ilişki tamamen karmaşık bir sır. Muhtemelen bunu Yaratan kontrol ediyor.”

Yanıt: Bugün bilim insanları, artık Yaratan kavramını konuşmaktan korkmuyorlar ve böylece de bunun aklın ötesinde olduğunu, bunu anlamanın, bir modelini yapmanın imkânsız olduğunu kabul ediyorlar.

Onların anladığı şu; belirli bir eylemle beynin bir bölgesi uyarıldığı zaman, bu bölgeler aralarında özel karmaşık ilişkiler yapılanır. Bunun ötesi ne? Bilmiyorlar.

Orada bir kutu var şurada bir kutu var ve aralarında bir çeşit bağlantı kurulu ve bazı diğer bağlantılar da başka bir yerde. Ancak bunun özü anlaşılmıyor. İçeride gerçekten de neler oluyor bilinmiyor. Kişinin içinde ona damgasını vuran bir düşünde nedir ve ona belli bir hacimde var olduğu hissini veren nedir bilinmiyor.

Düşünce, kişi için, onu etkileyen bir resim çizer; bu herhangi bir şey olur, kişiyi etkiler ve burada bir bilgi işlem vardır. Peki, bütün bunların hepsi nerede? Beyinde değil.

Geçekte, devasa tek bir “beyin” var, ben buna güç alanı diyeceğim, kesinlikle bunun içinde her şey mevcut. Bu alana Yaradan diyoruz. Sürekli olarak bu alanla bağlantıdayız ve az ya da çok onun içinde bulunuyoruz.

Kendimizi gri madde ya da minik partiküllerle sınırlamamaya çalışmalı ve bu güç alanı dışında hiçbir şey olmadığını anlamalıyız. Maalesef, bunun tüm kapasitesini algılamıyoruz, her şeyin nasıl karşılıklı olarak tek ve bir olan bütünle bağlantıda olduğunu görmüyoruz. Yaradılışın gerçek resmi gözümüzden kaçıyor ve görünen o ki bu nedenle de anlaşılamıyor.

Ancak, beynin karakteristiklerinin sonsuz sayıda olduğu ve biyolojik kısmın yalnız manevi süper bilgisayar ile bağlantıda olan kısım olduğunun keşfi bizi aslında Yaradan’ın içinde olduğumuz gerçeğini kabul etmeye getirir; insanlığın amacı Yaradan ile olan bu bağlantısını keşfetmektir.

Haberlerden: “Tıp ve psikoloji alanında Nobel ödülü sahibi John Eccles… beynin, düşünce üretmediğine ancak düşünceyi sadece dışarıdan aldığına inanmıştı… Teoriler, hipotezler ve keşifler nereden geliyor? Bu, fizyologlar tarafından bilinmiyor. Aynı zamanda beynin –varlık içinde varlık- şeklinde bir gizem olduğunu düşünüyorum.”

Yanıt: Bu doğru. Bundan dolayı Kabala Bilgeliği’ni çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

Haberlerden: “Doğa’da bir benzeri olmayan kalp ve aklın nasıl da harikulade düzenlendiğini gördüğüm zaman, bunun Tanrı’nın elleri olmaksızın gerçekleşemeyeceği konusunda hiç şüphem kalmıyor. Büyük Rus cerrahı Nikolai Pirogov, bireyin beyninin düşünce dünyasının düşüncesinin bedeni olduğunu yazmıştı. Varoluşu farkına varmak gerekiyor, ek olarak beynin düşüncelerinin, başka, daha yüksek dünyanın da farkına varmak gerekiyor.

Yanıt: Evet, kesinlikle. Her birimiz, beyin denen şey vasıtasıyla birbirimizle bağlantılıyız; ancak esasen bu beyin değil, ruhtur.

Yorum: Smeyanovich’e “Ne düşünüyorsunuz, ruhun yeri tam olarak nerededir, beyinde mi, omurilikte mi yoksa kalpte mi?” diye sorulduğunda Smeyanovich, şöyle yanıtladı: ‘Bu varlığın, herhangi bir yere ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. Eğer ihtiyacı varsa, o halde bütün vücut, ev sahibi demektir.”

Yanıt: Hayır. Ruh, uçsuz bucaksız bir güç alanıdır; ruh, bizim içinde var olduğumuz yüksek aklın gücüdür.

Soru: Ruhun nerede yer aldığını söylemek mümkün mü?

Yanıt: İlk olarak, üst dünyalarda hiçbir yer, mekân veya hareket yoktur. İkinci olarak, bedenlerimiz yoktur. Bu, bize görünen bir yanılsamadır. Zohar Kitabı ve Kabala Bilgeliği, bize açıkça der ki, bizler kendimizi ve dünyamızı, bir hacim içinde ve çok sınırlı formlarda hayal ediyoruz ve aslını mevcut değiliz. Tam tersine, bu bir yanılsamadır.

Soru: Akademisyenlerin, bu anlayışa ulaşma kapasiteleri var mı?

Yanıt: Teorik olarak veya başka bir yolla tahmin edecekler ancak buna bilimsel olarak ulaşamayacaklar. Bu, başka bir bakış açısına sahip olmayı gerekli kılar.

Yavaş yavaş Kabala Bilgeliğine ulaşacaklar ve “gri maddelerinden” uzaklaşmış olacaklar ve dünyayı ihsan etme arzusu vasıtasıyla idrak etmeye başlayacaklar.

Bu sırada, dünyayı idrak etme yöntemi, araştırmacının aklı vasıtasıyla sorgulamasında yer alıyor ancak bu, tek bir arzu vasıtasıyla gerçekleşmek zorunda. Bunun içinde bütünleşmesinin derecesine göre, kişi, gerçek dünyayı idrak etmeye başlar.

(Kab.Tv’den, Michael Laitman’la Haberler, 7 Nisan 2016)

Who Controls The Brain?

Yapay Zekâ İnsanların Yerini Alacak Mı?

Soru: Yakında otomasyon ve robotların çalışan çoğu uzmanın yerini alacağı ve insanların sadece yaratıcı mesleklerle kalacağı iddia ediliyor. Bu konuda sizin düşünceniz nedir?

Cevap: Bu gelişmenin doğal yoludur. Bizim zamanımızda, teknoloji, otomasyon ve robotlar insan işgücünün yerini alıyor. Geçmişteki makinelerde sadece mekanik eylemler gerçekleştirilirken, şimdi insan mantığıyla eşleşen görevler yapabiliyor ve teknolojik rehberlik sağlayabiliyorlar. Otomatik olarak çalışan gemiler, uçaklar ve füzeler görmek mümkün. Yakında arabalar sürücüleri olmadan karayollarında seyahat edecek. Bu özel bir anlayış ya da teknoloji değil sadece algılayıcılar, yönlendiriciler ve koordinasyon gerektirir. Kişi gerekli manevi çalışma için tamamen serbest kalmış olacak.

Soru: Yapay zekâ, insan zekâsından daha üstün olursa ne olacak? Bunun önümüzdeki on yıl içinde olacağı söyleniyor.

Cevap: Gerçekten üstün olacak, zaten bir bilgisayar insandan çok daha hızlı hesaplıyor bile. Fakat biz bundan değil, manevi edinimden bahsediyoruz. Bilgisayar manevi çalışmada asla kişinin yerini tutamaz. Diğer her şey maddeseldir ve hayatın normal işleyişi, kolayca programlanabilir ve bir makinaya bağlanabilir.

Will Artificial Intelligence Replace People?

DEPRESYON TÜM BEDENİ ETKİLER

Haberlerde (Bilim Gazetesi) şöyle dendi: “Granada Üniversitesi önderliğindeki uluslararası bir grup araştırmacı ilk defa depresyonun zihinsel bir karışıklıktan çok daha fazlası olduğunu ispatladı. Depresyon, oksidatif streste* önemli değişikliklere neden olmaktadır ve bu nedenle tüm organizmayı etkilediğinden depresyon, vücutla ilgili bir rahatsızlık olarak düşünülmelidir.

“Bu çalışmanın sonuçları depresyonun kalp ve damar hastalıkları ve kanser ile  kayda değer bağlantısını ve depresyondaki insanların neden daha erken öldüklerini açıklayabilir. Aynı zamanda bu araştırma, depresyonun önlenmesi ve tedavisi için yeni hedeflerin bulunmasına yardımcı olabilir”

YORUMUM: Tabi ki tüm beden etkilenir çünkü vücut tıpkı tüm yaratılış gibi on sefirotluk tamamlanmış bir sistemdir, genel kurala göre “Maneviyatta bölünme yoktur.”

Dahası bu tarz bir araştırma depresyonun,  her şekilde hazla dolmak isteyen bedenin açık bir talebi olduğunu bilmemizi ve belki de insanların bunu daha hızlı biçimde anlamasını sağlayacak. Günümüzde hazla dolma arzusunun doyumu ancak hayatın anlamını keşfetmekle mümkündür. Bu ancak Kabala Bilgeliğinin yardımı ile, gelişimimizin bir sonraki seviyesinin keşfi  olan, üst dünyanın ifşası ile mümkündür.

*Çevirmen Notu: Oksidatif stres, reaktif oksijen türlerinin üretilmesiyle biyolojik bir sistemin reaktif ara ürünleri kolayca detoksifiye etme (zehirsiz hale getirme) ya da oluşan hasarı onarma yeteneği arasındaki bir dengesizliği belirtir. 

http://laitman.com/2016/05/depression-affects-the-whole-body/

Kozmonotlar Günü

SORU: 55 yıl önce 12 Nisan’da Kazakistan’daki Baykonur’da biz uzay gemisi fırlatıldı. Yuri Gagarin “Haydi uçalım!” dedi. Bununla Kozmonotlar Çağı ( Uzay uçuşu ve keşfi) başladı. Bu, insanlığın nostaljik bir dönemi.

CEVAP: Dünyadan ayrılmanın insanlar için bilinçaltı çok kuvvetli bir cazibesi var. Bu ayrılış, sanki doğmak ve bir sonraki dünyaya gitmek gibi. Bu güçlü çekicilik var çünkü, sadece bir göksel cisimden diğerine uçmaya değil aslında kalbimizde üst dünyaya çekilen bir noktaya sahibiz.

Zaten anladık ki; uzayda ilginç ve beklenen hiçbir şey yok. Uzayda ilkel bir yaşam bulunsa bile, bu sadece bir çeşit bakteri olacak.  Temelde yeryüzündeki yaşamın dışında, halen biyolojik yaşam için de yer vardır.

İnsanların dünyadan ayrılmaya ve bu dünyadan kurtulup üst dünyaya  geçmeye duydukları güçlü çekimi açıklamak mümkün, çünkü, bilinçaltında hepimiz için bu dünya bir hapishane ve oturduğumuz oturmaya mahkum olduğumuz bir hücre  gibi. Burada oturuyorsun ve ayrıca burada da öleceksin !

Son yüzyılın altmışlı yıllarında, ilk adam uzaya uçtuğunda mutluluk ve neşe herkesi sardı çünkü bu bir atılım olarak görüldü. Dünyadan havalanabilirdik. Bu sadece başka göksel cisimlere uçmak değil, bu dünyadan diğer dünyalara da uçmaktı! Yeni sınırların keşfine dair bir his vardı. Bizim için başka bir dünya; mutlak bir değişikliği, yeni bir hayatı ve yeni bir doğumu sembolize eder.

Bugün gerçekten bir sonraki dünyaya sıçramaya ve çıkmaya ihtiyaç duyuyoruz. Bu çıkış, doğa tarafından programlandı ve önümüzde bir görev gibi durmaktadır. Bu yolculuğu kendi benzersiz yolumuzla kalbimizdeki noktadan yapmak ve kendi içimize sanki bir uzay gemisine girer gibi  girmek bize bağlıdır.

Bu uygulamayı insanlar arasındaki birlik için haykırışın yardımı ile gerçekleştirmeliyiz. Bu rüyayı ateşlemek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Deneyelim !

http://laitman.com/2016/05/cosmonautics-day/

Beyin Bir Modemdir

SORU: İlk, insan kafa nakli 2017 yılında yapılmak üzere. Bir insan bu tür bir operasyon sonrası nasıl hisseder?

CEVAP: Benzer sorular ilk kalp nakli planlandığında da artmıştı. Burada özel olan nedir?

Bir kafa sadece sinyaller göndererek bedeni yöneten ve bu sayede bedenin uygun bir şekilde işlediği kontrol birimidir, bundan fazlası değil. Beden; kafa tam olarak bedenle bağ kurduğu sürece işlemeye devam edecektir. Burada doğa üstü herhangi bir şey görmüyorum.

Bugün kaç tane kalp nakli gerçekleşiyor? Güney Afrika’da bu tür bir operasyon ilk yapılacağı zaman bu bir devrim gibi göründü ama öyle olmadı, sadece kanın akmasını sağlamak için yeni bir pompa taktılar. Kafa için de aynı şey geçerli.

Beyin bilgileri kaydeden bir organ değildir. Tüm bilgilerin kaydı, çevremizi saran alandadır ve kafa sadece bedeni bizi saran alandan aldığı talimatlara göre işletmek amacıyla çevremizdeki alana bağlayan bir modemdir.

Bütün kurallar, kayıtlar, bilgi , her şey çevremizdeki alanda depolanır. Beynimiz bu bilgiyi algılar, onu işler ve talimatları bedene iletir ve böylece onu işletir bu sayede beden, genel işlevinin yanında, bir çok belirli hareketi yapabilir ve hepsi budur.

Böylece beyin, tıpkı akıl gibi temelde bizim tüm egoistik arzularımızı gerçekleştirir. Beyin, arzulara hizmet eder.

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12