Category Archives: Bayramlar

Roş HaŞanah

Bir “yıl”, yaratılışın başlangıcından sonuna kadar olan bir dönemdir. Yeni yıl arifesinde, Roş HaŞanah’da Adem adında bir adamın yaratıldığı ve ondan önce, tüm dünyanın yaratıldığı yazılmıştır. Bu nedenle, bir yıl içinde tüm ıslahları tamamlamamız gerekiyor ve eğer bu sene başarılı olmazsak, bir sonraki gelir.

Bir yıl, tüm niteliklerimizi ıslah etmek için gerekli olan koşulun tam döngüsüdür. Bu nedenle, önümüzdeki yıl için programımız sona, ıslah olmuş koşula ulaşmaktır ve bunun için Yaradan’ı sürekli uyandırmak gereklidir, böylece O, ıslahlar yapmak için bize güç verir. O’nun gitmesine izin vermemeliyiz…

Şofar’ı üflemek merhameti, iyinin gücünü uyandırır. Dua, Şofar – bütün bunlar, içimizdeki ıslahları yapmak için üst seviyeyi uyandırmak anlamına gelir.

Rosh HaShanah

Roş Haşanah Hakkında Bilmediğiniz 15 Anlayış

5778 yıldır, İbrani yılının başlangıcı olan Roş HaŞanah’yı kutluyoruz. Bu yıl gerçekten nasıl yenilenebilir ve gerçeklik algımızı nasıl değiştirebiliriz ki gelecek yıl, kayda değer bir şekilde daha iyi olsun? İşte 15 akıl değiştiren anlayış.

  1. Bir Dönüm Noktasında Dünya

Yirmi birinci yüzyılda her şeyi başardık/elde ettik. Yine de, hem birey olarak hem de toplum olarak bizi bezdiren sorunları ve rahatsızlıkları ortadan kaldıramayız. Siyasi istikrarsızlık, sosyal bölünme, terörizm ve güvenlik tehditleri, iklim dengesizliği, kitle göçü ve daha fazlası, dünyanın karşı karşıya olduğu küresel karmaşıklığa işaret eden belirtilerden sadece birkaçıdır. Binlerce yıldır, çevremizdeki dünyayı sayısız yolla düzeltmeye çalışıyoruz. Ama temeldeki gerçekler, barışçıl ve mutlu bir hayat için formülü kıramadığımızı kanıtlıyor. Umut ışığı, insanların mevcut paradigmayı sorgulamaya başlaması ve hayata yeni bir yaklaşım getirmesidir.

  1. Dünya İçsel Dünyamızın Aynasıdır

Manevi realitenin bütün yapısını çok detaylı bir şekilde tarif eden Kabalist Ari onu şöyle özetlemiştir: “İnsan küçük bir dünyadır; dünya büyük bir insandır.” Başka bir deyişle, tüm dünya, insanın içsel dünyasının bir yansımasıdır, o, insanın içsel niteliklerinin sonuçlarını yansıtır. Eğer realiteyi nasıl doğru algılayacağımızı öğrenirsek, dünyada meydana gelenler ile içimizde olanlar arasındaki bağlantıyı bulacağız. Böylece, insanı değiştirerek, dünyayı değiştirebiliriz.

  1. İnsanlar Arzu Vasıtasıyla Motive Olurlar

İnsanlığın gelişimini yönlendiren güç, haz alma arzusudur. Bu arzu hem nitelikte hem de nicelikte büyür. İnsan arzusunun gelişiminin basamağı, yemek, cinsellik, aile ve barınma için olan temel fiziksel arzularla başlar, para, şeref, güç ve bilgi yönünde insani sosyal arzular ile devam eder ve manevi tamamlanma arzusunda zirveye ulaşır.

  1. Egoistik Arzu, İnsan Algısını Şekillendirir

İnsan arzusunun gelişiminin belli bir aşamasında, insanlar birbirleri pahasına haz almak isterler. Kabala, bu doğal gelişim aşamasını “egoizm” olarak adlandırır. İnsandaki artan egoistik arzu, onun gerçeklik algısını şekillendirir. Sonuç olarak, insan dış dünyayı giderek artan bir kriz içinde görüyor, insanın insana kurt olduğu bir dünya.

  1. Çıkmazdaki İnsan Egosu

Egoist arzu, dünyadan haz almak için çok sayıda olasılık görür. O sürekli daha fazla hazzın peşindedir. Ama insan defalarca hayal kırıklığına uğrar, sanki arzu, hayal kırıklığı ve hüsrana neden olan memnuniyetsizlikle karşılaşır. Zamanla, acı deneyim insanlık içinde birikir ve her kuşak, bir öncekinden daha hızlı cesaretini kaybeder. Bu, 21. Yüz yılda uyuşturucu talebindeki çok hızlı yükselişin ve depresyon olgusunun, yetersizliğin önde gelen nedeni haline gelmesinin sebebidir.

  1. Dünyayı Değiştirmek İçin – İnsanı Değiştir

İçgüdüsel olarak, etrafımızdaki dünyayı düzeltmek isteriz, çünkü sorunlarımızın ortaya çıktığı yer burasıdır. Ama bu bir yanılsamadır. Sorunlarımızın kaynağı, içsel dünyamızda büyüyen egodur. Tıpkı bir aracın gösterge panosu, hız, yakıt vb. sürücü verilerini gösterdiği gibi, dünya insana, kendisinin içsel nitelikleri hakkında bilgilensin diye, çeşitli veriler sunar. Bu nedenle, eğer egoizmimizi, başkalarına karşı olan olumsuz tavrımızı düzeltirsek “gösterge panosu” bize mükemmel bir dünya sunacak – içsel dünyamızın bir kopyasını.

  1. İnsan Diğerleriyle Olan İlişkilerinde Değişir

Kendisine davranıyor gibi başkalarına davrandığı zaman, insanın gerçekliğe karşı tutumu değişir. Kişinin arkadaşlarına olumlu davranışı, doğanın diğer seviyelerine de olumlu bir tutum getirmektedir; cansız, bitkisel ve hayvansal. İşte bu yüzden Kabala bilgelerinin meşhur özdeyişi “komşunu kendin gibi sevdir”. Bu, davranış ya da ahlak ile ilgili değil, daha ziyade gerçeklik algımızdaki temel değişim için bir araçtır. Çevremizdeki tüm realite parçalarını bir bütün olarak algılama çabasında, içimizde yeni bir algı oluşturan doğal gücü uyandırırız. Başka bir deyişle, kendini geliştiren bir kişi, doğrudan etrafındaki dünyayı geliştirir.

  1. Her Kriz Algılarımızı Ayarlar

Hem birey olarak hem de toplum olarak, bizi bezdiren tüm sorunların ardındaki amaç şudur; bizler egomuzun ıslahına dikkat edeceğiz, birbirimize karşı tavrımızı iyileştireceğiz/ düzelteceğiz. Bunu ihmal ettiğimiz sürece, realite, gerçekliği algılayışımızı ayarlamak için bizi daha fazla zorlayacak/sıkıştıracaktır.

  1. Algıdaki Değişim İçin Olumlu Yol

Gerçekliği algılayışımızı değiştirmek için keyifli, verimli ve hızlı bir yol; farkındalığı arttırmak için bir eğitim sürecidir. Bu süreçte, kişi, dünyayı kendi içsel niteliklerinin bir kopyası olarak görmeyi ve hissetmeyi öğrenir. Adım adım, kişi, gerçeklik algısını krizler vasıtasıyla değil, bilinçli ve bağımsız olarak yükseltebilir.

  1. Sanal Dünya, Yeni Bir Gerçeklik Algısı İçin Bizi Hazırlıyor

Dünyanın küçük bir küresel köye dönüşmesi, hepimizin birbirine bağlı ve bağımlı olduğumuzu anlamamıza yardımcı oluyor. Bireyde olan şey, tüm dünyayı etkiler. Artan bağlılığın yanı sıra sanal ağlar ve teknolojiler de katlanarak gelişiyor. Onlar bizi fiziksel dünyanın zincirlerinden serbest bırakmakta ve bizi, insanlığın içimizdeki içsel bir öz olduğu düşüncesine alıştırmaktalar. Örneğin, insanlar sanal olarak iletişim kurduklarında, iletişim kurdukları kişi veya grubun içsel bir karakterini oluştururlar.

  1. Arzunun Küçücük Bir Değişimi – Dünyada Büyük Bir Değişim

Gerçeklik algımızı değiştirmek, entelektüel inceleme veya derin bir öz-analiz gerektirir gibi gelebilir ancak durum böyle değildir. Arzu, bizim algılayışımızı şekillendiren şey olduğundan, tüm ihtiyaç duyulan şey, arzunun gerçek bir değişimidir, yani, kalpten – duygusal bir değişim. Bu, insanlar arasındaki birliğe olan duyarlılığımızı artıran basit eylemlerin, algımızı odaklayabileceği ve böylece dünyanın daha parlak bir resmini yansıtabileceği anlamına gelir.

  1. Realitenin Parçalarını Birleştirmek Yaradan’ın İfşasına Yol Açar

“Komşunu kendin gibi sev” üzerine düzenli bir çalışma, yani realitenin tüm parçalarını bir bütün olarak kavrama çabası, realiteyi işleten tek gücü bize ifşa eder. Realitenin temeli olan güç, cansız, bitkisel, hayvansal ve insanı uyumlu tek sisteme bağlar. Bu, nasıl yavaş yavaş aynı gücün her şeyi realitede nasıl etkilediğini hissetmeye başladığımızdır.

  1. Dünya İçimizdedir: Einstein’ın Ardından Bir Sonraki Devrim

İnsanlık, hayata ve tüm realiteye yaklaşımda muazzam ve derin bir değişimle karşı karşıyadır. Tıpkı insanlığın, güneşin dünya etrafında döndüğüne inandığı ve Kopernik’in aksini kanıtladığı gibi ve tıpkı Einstein’ın realiteyi, gözlemciye bağlı olan göreceli bir resim olarak yeniden tanımladığı gibi – gelişimin bir sonraki devrimci aşaması bize realitenin, insanın içsel benliğinin bir izdüşümü olduğunu gösterecektir.

  1. Realite Kavramını Değiştirmede Öncüler

Yeni bir gerçeklik algısı kazanmış olanlara “Kabalistler” denir. Realitenin tam bir algısına dayanan sosyal bir hayata öncülük eden ilk Kabalist grubu, yıllar boyunca “İsrail halkı” haline geldi. O zamandan beri Yahudi halkının rolü, insanlık için bir örnek olarak, realitenin birleşik algısı içinde yaşayan bir topluma örnek teşkil etmekti. Bu, İsrail halkının gerçek öğretisidir ve bu, dünyanın Yahudi halkına karşı açıklanamayan hissiyatının sebebidir.

  1. Roş HaŞanah Değişim İçin Bir Fırsattır

Roş HaŞanah, insandaki bir değişimin başlangıcı, onun realite algısında bir değişiklik anlamına gelir. Bu nedenle, önümüzdeki bayram, bu yıl yeni bir realiteyi algılamak için zihinlerimizi ve kalplerimizi değiştirmeye karar vermemiz için mükemmel fırsatı simgeliyor.

Mutlu Rosh HaShanah!

#RoshHashanah

Hanuka Bayramı’nın İçsel Anlamı

Soru: Hanuka Bayramı’nın manevi anlamı nedir?

Cevap: Hanuka, kişinin içindeki “Yunanlıları” yendiğinde, egoizminin üstüne yükselişini sembolize eder. Bunlar, bilgi için özlem duyan ve ona egemen olmak isteyen tüm özelliklerdir.

Nitekim manevi edinim, bilimsel kabul edilmemektedir çünkü o, dünyamızda olduğu gibi krizlerle egonun üstesinden gelmeye dayanmaktadır, onu kullanmayla değil.

Bu nedenle, Hanuka bayramı, Işık ile doludur. İçsel egoistik araçlarımızın üstesinden geldiğimizin zaferini ifade eder.

Soru: Bu, benim içimdeki “Yunanlılar” olarak adlandırılan bilgiye ihtiyaç duymadığım anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, İbrahim’in zamanında başlayarak ve sürekli olarak, insanlığın tamamen farklı bir şekilde gelişmesi gerekiyordu, fiziksel ya da entelektüel değil, ancak manevi olarak hislerimizin bizden gizlenen doğayı hissetmeye başlayacağı bir koşula geliştirmek.

Işığın simgesi olan Hanuka bayramı, gizli doğanın keşfini sembolize eder.

The Inner Meaning Of The Chanukah Holiday

Hanuka, Çocukların Bayramı

Soru: Hanuka neden çocuk bayramı olarak değerlendiriliyor?

Cevap: Çünkü dünyayı algılamaya başlayan bir bebek, aslında sadece küçük bir çocuktur. Biz de öyleyiz, üst dünyayı ifşa ederken, çocuk gibi bir durumda bulunuruz.

Başka bir deyişle, Hanuka’nın manevi bayramına ulaştığımızda koşulumuz, ruhun Katnut (küçüklük) koşulu olarak adlandırılır – “Galgalta ve Eynaim”

Bu yüzden dünyamızda çocuklarla şarkı söyleriz ve jöleli çörekler yeriz (sufganiyot). Genel olarak bayram çok sevinçli, tatlı ve içtendir, çünkü üst dünyayı ifşa etmeye başlıyoruz; manevi edinimde biz hala çocuklarız.

Chanukah, A Children’s Holiday

Hanuka Süresince Neden Çörek Yeriz?

Soru: Hanuka süresince neden çörek (Sufganiyot) yeriz?

Cevap: Öncelikle, onlar yuvarlak oldukları için. Çember tamlığını temsil eder.

Yağ hafif, Işık’tan gelen bir şeydir. Sonuçta, Işık daima fenerin içerisindeydi, fitil üzerinde yanan yağdan yükseliyordu.

Hanuka süresince tatlı çörekler yiyoruz çünkü bu bayram, dünyadaki acıların manevi tatlılığa dönüşmesini simgeliyor. Bu tatlı bir bayramdır.

Why Do We Eat Donuts During Chanukah?

Neden Hanuka Mumları Yakarız?

Soru: Neden Hanuka mumları yakıyoruz?

Cevap: Hanuka, bir insanın ıslaha erişmesini ve egoistik materyal hayatının üzerine yükseliş koşulunu temsil eder ve bu dünyada parlayan bir mum gibidir. Başka bir deyişle, mum bir insanın manevi durumunu simgeler ve kişi muma benzer.

Mumu yakan yağ, egoizmimizi simgeler ve eğer onu doğru kullanırsak, yanarken bize ışık verir. Mumun fitili egoizmi iptal ettiğimizde, egonun üzerine yükselmeyi sembolize eder, ancak onu zıt yönde kullanırız.

Fitil yağa batırılmıştır, azar azar onu emer ve fitil (egoizme karşı direnç) sayesinde yağ yanarken ışık verir. Egoizm büyük bir güçtür ve ışık, onun doğru kullanımı simgeler.

Why Do We Light Chanukah Candles?

Temiz Bir Ev Ve Temiz Bir Kalp

Soru: Pesah Bayramı’ndan önce kişinin evini iyice temizlemesi neden gelenektir?

Cevap: Kişinin düşünceleri ve kalbi onun evidir, denir. Evin (kişinin kalbinin) diğer insanlar hakkında tüm kötü düşüncelerden temizlenmiş olması gerekir. Buna Pesah temizliği denir.

Diğer insanlar, toplum, akrabalar, komşular ve eşiniz ve genel olarak bütün yaşamınızla ilgili olan tüm arzularınızla ne yapmak zorunda olduğunuzu düşünmeye ve hayal etmeye çalışın. Onları nasıl düzeltebilir ve geliştirebiliriz ya da en azından onları tüm çöplerinden nasıl temizleriz?

Hamursuz (Pesah) bayramı bir geçiş ya da sadece kendinizi sevme bencil koşulundan, çok az bile olsa başkalarını düşündüğünüz, komşunuzu sevmeye geçiş anlamına gelir.

Soru: Ve neden her şeyi çamaşır suyu ile temizlemek bir gelenektir?

Cevap: Ne yazık ki “Islah eden Işık”tan başka, sizi içten temizleyebilecek hiçbir temizlik maddesi yoktur. Eğer duyar, öğrenir ve içimizde yerine getirmek zorunda olduğumuz ıslahatlar hakkında, kurtulmamız gereken arzularımız hakkında konuşursak, bu yavaş yavaş bizi temizler.

Işığın gücü, bizim temizlenebilmemiz için yegâne araçtır. Ancak, bu sadece kendimizi düzeltme arzumuz kadar çalışır. Ve bunu arzulamak için, herkesle birlik kurduktan sonra, bizi nelerin beklediği konusunda okumamız gerekir.

Sonra tüm talihsizlikler ve sorunlardan kurtuluruz, kötülük ve zarar vermenin olmadığı ve orada sadece sınırsız iyiliğin var olduğu bir gelişim seviyesine yükseliriz.

Kişinin Mısır’dan çıktıktan sonra nasıl hissettiği şöyledir: Kızıl Denizi geçerken bir doğadan bir diğerine gidiyoruz; alma doğasından, ihsan doğasına, bu bayrama Pesah (geçiş) denmesinin nedeni budur.

Bu, bir bilgisayarın içindeki programı tamamen değiştirmeye benzer. Aynı şekilde, biz de tüm yaşam paradigmamızı, dünyaya bakış açımızı değiştirecek olan iç programımızı değiştirmek zorundayız. Tamamen farklı gözlüklerle dünyaya bakmaya başlarız.

Bu, diğer insanlarla doğru bağın bizi iyiliğe nasıl getirdiğini ve bu ifşanın bizi nasıl değiştirdiğini görmemizi sağlar. Mısır’dan çıkışın anlamı budur.

Soru: Ve biz Mısır’dan çıktığımız zaman neredeyiz?

Cevap: Yeni ilişkilerin, birliğin ve ihsan etmenin içine çıkarız. Birleşme yoluyla ve beraber olarak, düşmanlarımızdan kurtulduk ve sürgünden özgürlüğe çıktık.

Soru: Yani şu anda benim kalbim kirli, sadece kendini seviyor ve sadece kendisini önemsiyor. Ama eğer onu temizler ve başkalarını önemsemeye başlarsam, çevremde farklı bir dünya mı göreceğim?

Cevap: Evet, bu Mısır sınırlarının ötesine bir dünya olacak. Birbirimizle olan bağlantımız sayesinde, ihsan etme niteliğiyle, bütünleyici gözlükler sayesinde göreceğimiz bir dünya olacak. Bu gözlük sayesinde, bizi bir araya bağlayan ağı görmeye başlarız.

Bu dünyaya, üst dünya denir çünkü hepimizi kontrol eden ağı, herkesi etkileyen gücü ifşa ederiz. Geçmişimizi, bugünü ve geleceği anlamaya başlar ve gerçekten zamanın üzerine yükseliriz. Ayrıca tüm eylemlerimizin sonucunun ne olacağını biliriz.

Soru: Bu, normal hayatımızı günbegün nasıl etkiler?

Cevap: Kişi ona neler olduğunu ve o belli bir şekilde hareket ederse neler olacağını bilir. Gözlerinin açılması diye adlandırılan, tüm nedenleri ve sonuçları görmeye başlar. O artık karanlık ve belirsizlik koşulunun içinde değildir.

Soru: Ve birbirimizle olan ilişkilerimizi nasıl etkiler?

Cevap: Kendi niyetlerimizi ve başkalarının niyetlerini anlarız, böylece ilişkilerimiz hiç kötü duygular ve yanlış anlaşmalar olmadan, kesinlikle şeffaf hale gelir.

A Clean Home And A Clean Heart

Günlük Kalp İçi Temizliği

Soru : Pesah’ı kutlamak ve onun koşullarını gözlemlemek niçin önemlidir ?

Cevap : Bu yahudi bayramı, tarihteki belli bir günü anmak için değildir. Aksine, her bir günde sizin bütünüyle yeniden Mısır’dan çıkıyormuşsunuz gibi hissetmeniz gerekir.

Sürgünden çıkmak, bir daha hiç gerçekleşmeyecek olan kadim bir olay değildir. Her bir günde sizin iyilik bağları sayesinde gitgide daha fazla bağ kurarak, bencilliğinizin üzerine yükselmeniz gerekir.

Pesah süresince bizim kutladığımız şey, bizim böyle bir fırsatımızın olduğu gerçeğidir. İsrail dışındaki hiçbir ulusun kendi bencilliği üzerine yükselebilme, birleşebilme ve kendi tabiatımızın üzerine nasıl yükselebileceğimizi gerçekten hissedebilmeye başlama fırsatı yoktur.

Soru : O zaman bayramlar bu tarz şeylerin hatırlatıcısı mıdır ?

Cevap : Bayramlar bizim gün başından gün sonuna kadar çalışmamızı gerektiren bir programdır. Bunun hepsi kişinin hangi seviyede olduğuna bağlıdır. Bizler her zaman Pesah, Sukot, Şavuot, Tu Bişvat, 9. Av olarak adlandırılan ve bunun gibi özel içsel seviyelerden geçeriz.

Soru : Nesilden nesile geçen, babaların oğullarına Mısır köleliğinden çıkışı anlattıkları Pesah yemek ziyafeti geleneği niçin vardır ?

Cevap : Çünkü bizim öğrenmemiz gerekir-ve diğerlerine öğretmemiz-Mısır’dan çıkışa ilişkin düzen hakkında veya bencilliğimizin üzerine nasıl yükseleceğimize ve diğerleri ile birleşeceğimize ilişkin düzeni, eninde sonunda karşılıklı garantörlüğü başarmayı ve Sina Dağı (karşılıklı nefret dağı) etrafında birliği.. Babanın oğluna diğerleri ile doğru şekilde birleşebilmeyi öğretmesi gerekir.

Hem baba hem de oğul (benim dünkü seviyem ve benim bugünkü seviyem) her gün benim içimdedir. Her şey kişinin içinde ve ulusun içinde gerçekleşir.

Soru : Günümüzde bulunan modern, bu dünyada kendisi ve cep telefonu dışındakini göremeyen bir kişiye ne anlatırdınız ? İnsanlar arasındaki bağ, değişik tarzdaki ilişkiler hakkında ne söylerdiniz ? Nasıl bir yeni yaşamı ona vadederdiniz ?

Cevap : Bu evrensel bir ahenk, insanlar arasında mükemmel şekilde koordine edilmiş, birbirine yakın örgü ağları ile bağlanmış futbol takımına veya hatta mafyaya benzer şekilde.. Bu bağ kişinin her zaman öz güven içinde, mutlu hissetmesini sağlar; kişiye iyi bir birlik hissiyatını ve diğerlerinin arzuları içinde karşılıklı dahil etmeyi mümkün kılar. Kişi öyle büyük çaptaki bir birliğe ulaşabilir ki, içinden diğerlerinin bildiği her şeyi bilebilecek hale gelecektir.

Çünkü hepimiz tek bir sistemin içerisindeyiz, hiçbir sınırlama olmadan bütün dünyanın hissiyatı aramızda akabilir. Bilim adamları, bir modem gibi beynimizin, bizleri havada bulunan ortak bir bilgi deposuna bağladığını ifşa ediyorlar.

Soru : Niçin günümüzdeki çocuklar o kadar mutlu değiller ?

Cevap : Bu böyledir, çünkü onlar bencilliklerini doyuramayacak kadar büyük bir seviyeye ulaşmışlardır. Geçmişte, bir ailenin şayet tek bir odası bulunuyorduysa, bu onları mutlu etmeye yeterdi. Fakat günümüzde her bir kişinin kendi başına ayrı bir konuta ve ayrı bir vasıtayı kullanmaya ilişkin gereksinimi vardır. Bizler hep kendimizi izole ediyoruz ve her bir kişi de kendi içinde kapalı halde olur.

Kimse kendisini mutlu hissetmez ve bunun sebebi de bizim izole olmamızdır. Mutluluk, yalnızca enerjinin, gücün ve sıcaklığın birbirimiz ile bağın içerisinde akabildiği sürece hissedilebilir.

Yalnızlık, Mısır köleliğidir ve bunun dışına çıkma zahmetine değerdir.

Köle Özgür Olan Birisini Anlayamaz

Soru: Pesah, Mısır’dan, kölelikten göç, neden yeniden doğumu andırır? Hikâye Musa’nın doğum hikâyesi ile başlar ve doğum sırasındaki kasılmalara benzeyen Mısır felaketleri ile biter. Bundan sonra, sanki yeni bir dünyaya doğmuş gibi, son denizi geçerler.

Cevap: Yeni hayat ana rahmine düşmüş ve Mısır denilen dev bir kabın içinde pişmiştir. Bizim algı ve sezgilerimiz, bencil doğamızı anlama ve bununla başa çıkma çabalarımızın dışında biçimlenir.

Sonunda, bencilliğimize direnmekten aciz olduğumuzu, kaçmaktan yani bencilliğin üstüne yükselmekten başka hiçbir seçeneğimiz olmadığının farkına varırız. Bu niteliksel değişiklikler gerektirir: Tüm alışkanlıklarımızın, ilişki biçimlerimizin ve Babil’de edindiğimiz yetiştiriliş tarzımızın tamamen değiştirilmesini gerektirir.

İbrahim’in metodunu kullanarak birlik olmaya başladığımızda, hayata dair, yeni alışkanlıklar, birbirimize karşı yeni bir tutum ve her şeyin birliğin gözlüklerinden algılandığı, yeni bir bakış açısı kazanırız. Bu yeni bir doğuma işaret eder, çünkü ben, kendine, ailesine, ulusuna, dünyaya ve tüm hayata birliğimiz aracılığıyla bakan yeni bir kişiye dönüşürüm.

Daha sonra eğer önceki benle İbrahim metoduna göre yetiştirilmeden ve başkaları ile birlik olmadan önceki benle karşılaşsaydım, zaman biz birbirini anlamayan iki farklı insan olurduk: Bunlardan biri köle ve diğeri ise bencil doğasından bağımsız, özgür bir insan. Çünkü bu edinilen yeni bir doğadır; nefretin doğası yerine sevginin doğası.

 

Son Deniz – Yam Suf

SORU: Son Deniz (Kızıl Deniz) neyi temsil eder?

CEVAP: Son Deniz (İbranicede Yam Suf) ego ve egodan kurtuluş arasında bir sınırdır. O henüz özgecilik, sevgi ve ihsan etme  değildir ama egodan çıkıştır.

Egoizm ve özgecilik arasındaki sınır hattında, sudan bir set durur. Su iki niteliğe sahiptir; bir yandan sözde Gevurot’un niteliği olan değişmez yasalar, sert güçler ve diğer yandan merhamet ve sevgi güçlerine…

Bu iki gücü bir araya getiren su, Mısır’ı yani egoistik dünyayı bölen sınır hattını ve özgecil dünyayı temsil eder. Bu nedenle suyun Mısır’ı koruyan sert güçlerini temsil eden ve ondan çıkmaya izin vermeyen bölümünü  geçmek gereklidir.

Bir kişi bu sudan duvarı geçerse, amniotik sıvının (cenini çevreleyen zarın sıvısı)  içine girer ve kendisini bir cenin gibi annesinin rahminde geliştirmeye başlar. Ancak ondan kurtulmaya muktedir olması için egodan çok fazla nefret etmesi gerekir. Ve sonra sular ayrılır…

http://laitman.com/2016/04/the-final-sea-yam-suf/