Category Archives: Bayramlar

Purim – Takvimde ve Kalpte

Purim bayramının sembolleri, gizlenme, parti kostümleri giyme gelenekleri ve maskelerdir. Purim’de bu maskeleri takma geleneği nereden gelmektedir? Purim’in ana karakteri Kraliçe Ester, yani bütün evreni kontrol eden sistem, krallık (Malhut) anlamına gelir. Bu krallığa, gizlenme anlamına gelen “Ester” denir.

Aslında, bizim zamanımızda, her şeyin gizlendiğini görüyoruz. Bizi kimin kontrol ettiğini bilmiyoruz, doğada yaşamlarımızı kontrol eden bir programın olduğunun farkında değiliz. Bizler, tüm dünyayı kontrol eden çok büyük ağ formunda, birçok farklı güçler şeklinde tezahür eden üst kuvvetin hükmettiği bir alandayız.

Bilim, daha şimdi yavaşa yavaş doğada her şeyin birbirine bağlı olduğunu ve dünyanın küresel bağlara sahip, kapalı, integral bir sistem olduğunu keşfetmeye başlıyor. Bizler, realitenin sadece küçük bir kısmını görüyoruz. Ayrıca, evrendeki bazı bilinmeyen karanlık enerjiden değil, bizden tamamen gizlenmiş, hayal bile edemediğimiz bir gerçeklikten bahsediyoruz. Bizim tüm dünyamız, tam bir gizlenmedir.

Cansız, bitkisel ve hayvansal doğa içgüdüler tarafından kontrol edilir ve bu nedenle hiçbir soru sormaz. Ancak, insan ne için yaşadığını anlamalıdır. Eğer bu sorunun cevabını bulamazsa, çok sınırlı hisseder, hayatta hayal kırıklığına uğrar ve kendisiyle ne yapacağını bilemez. Hayvansal bedeni normal hayatına devam eder, çoluk çocuk doğurur, ancak kişi kendini mutsuz hisseder.

Kişi, büyük Kraliçe Ester gibi, bizi gizli bir şekilde kontrol eden belli bir gizlilik, bir sistem, Malhut olduğunu hisseder. Ester bir kadın olarak ortaya çıkmamaktadır, sadece nereye gittiğimizi ve ne yaptığımızı anlamamamız için bizi kontrol eden bütün bir krallık olarak karşımıza çıkar.

İsrail halkı, tarih boyunca birçok kez Purim koşuluyla yüz yüze geldi, yani yıkım tehdidi altında kaldılar. Bu tehdit, bizi uyandırmak, bize rolümüzü hatırlatmak, böylece Megillat Ester’in bahsettiği diğer tüm 127 ulus gibi yaşamaya devam etmememiz için gelir.

Ester’i ifşa etmeliyiz, bu gizliliği ifşaya getirmeliyiz. Birlikte yaşadığımız diğer tüm uluslar bizi bu göreve uyandırmak için hareket ederler. İnsanları, onların egoist arzularını iyilik yoluyla uyandırmak ve onların manevi hayat hakkında düşünmelerini sağlamak imkansızdır. Yahudiler görevlerini unutmaya çalışıyorlar. Onlar, bilimde, kültürde ve özellikle de para ve güçte başarılı olmak için çabalayarak maddesel değerlere dalıyorlar.

Bizi uyandırmak için, Kral Ahaşveroş ve yardımcısı Haman ortaya çıktı. Aslında, ne yaptıklarını anlamıyorlar çünkü Ahaşveroş’un üzerinde tamamen gizlenmiş başka bir Kral vardır, yalnızca O insanlığı Yaradan’ın edinimine getirmek için olan her şeyi belirlemektedir. Bu sadece Yahudiler aracılığıyla mümkündür, çünkü onların içinde gizlenen bir sır, bunu yapabilmelerini sağlayan manevi gen vardır.

Haman, ıslah edilemeyen ama sadece yok edilebilecek egoist arzudur. Haman ve onun on oğlu, üst gücün yönetimine, diğerlerini kendin gibi sevme ve ihsan etme arzusuna karşı olan, ıslaha için uygun olmayan kötülük sistemidir. Haman bunu kabul edemez; bu nedenle, içimizdeki bu tür bir eğilimi öldürmemiz gerekir.

Büyük egoistik arzu, Haman, bütün krallığı kendi başına yönetmek için herkesi, hem Mordehayı hem de Kral Ahaşveroş ‘u öldürmek için hazırlık yapar. Bu muazzam egoizm, diğer güçlerle herhangi bir işbirliğine giremez, sadece herkes üzerinde tam kontrol ister. Bu nedenle, bizim zamanımızda, Haman her yerde ortaya çıkmakta: dinlerde, inançlarda ve ayrıca tek başlarına dünyaya hükmetmeleri gerektiğini beyan ettikleri takdirde hükümetlerde de.

Ancak Megillat Ester bize, kralın emriyle Haman’ın, Mordehay’ın idamı için hazırlanan ağaca asıldığını ve Şuşan şehrinin özgürlüğünü kutladığını söyler. Böylece dünyada daha fazla kötülük olmadığı gerçeğine geliriz çünkü onu yok ettik ve iptal ettik.

Özünde, Megillat Ester bize insanlığın dünyadaki tüm kötülükleri nasıl ifşa ettiğini ve insan egoizmini, kendi iyiliği için alma arzusunu yok etmenin gerekli olduğunu nasıl anladığını anlatır. Böylece, dünyada hiçbir kötülük kalmadığında, tamamen iyi koşula, ıslahın sonuna geliriz. Purim bayramı buna adanmıştır, “… lanetli Haman’ı mı, kutsanmış Mordehay mı bilmiyor,” koşulu içinde seviniriz ve içeriz, çünkü dünyada artık Haman yoktur ve egoizmden korkmaya gerek yoktur.

Kötü Haman, her insanın ve tüm ulusların içinde saklanır, çünkü o diğerlerini kontrol etmek için egoist bir arzudur. Eğer bu kötülükten kurtulabilirsek, ondan uzaklaşırsak, o zaman iyiliğin ifşasına, bizi kontrol eden üst sisteme yaklaşacağız. Kötülük olmadan, iyiyi ifşa etmek ya da ona yaklaşmak bile mümkün değildir. Kötülük, kesinlikle iyiliğe olan ihtiyacı hissetmemiz için, bizi iyiliğe yönlendirmek için vardır.

Egoizmin kötülüğünü, her insanda, her ülkede, dünyada ifşa etmeliyiz ve Mordehay, Ester ve Ahaşveroş’un, Haman’a karşı davrandığı gibi akıllıca, bu kötü gücün dünyadan kaybolmasını sağlamalıyız. Megillat Ester’den öğrenmemiz gereken şey budur ve umarım bunu başaracağız.

Purim—On The Calendar And In The Heart

 

Makabiler Ne Zaman Geri Dönecekler?

Soru: Hanuka bayramının Kabalistik anlamı nedir?

Cevap: Hanuka bayramının Kabalistik anlamı, kendimizin manevi dünyayla hiçbir bağlantısı olmayan ve yalnızca hayvansak hayatlarını yaşayan mutlak egoistler olduğumuzu keşfettiğimizde, egoizmin tozunu kendimizden silkelememiz gerektiğini ve kalpteki Işık ile – birbirimizle yürekten bir bağlanma arzusuyla yaşamaya başladığımızı fark etmemizdir.

Sadece aramızdaki bağlantıda üst dünya, üst güç ifşa olabilir. Aramızda küçük bir kıvılcım yakma – ihsan etme ve karşılıklı sevginin niteliği- “Hanuka” olarak adlandırılır. Nefeş denilen bu küçük Işıktan sonra, tüm karşılıklı dostluk ilişkileri olan Ruah, Neşama, Haya ve Yehida yavaş yavaş gelişmeye başlar. Bu, aramızdaki tüm niteliklerimizi ve arzularımızı birbirine bağlamamıza meydan verir ve birbirimizi destekleyici, yardımsever tek bir aile olarak hissetmeye başlarız.

Bu yavaş yavaş olur. Manevi dünyada yedi aşama vardır: Hesed, Gevura, Tiferet, Netzah, Hod, Yesod ve Malhut. Sadece aşağıdan, Malhut’tan en yükseğe, Hesed’e, kendimizi her zamankinden daha büyük bir ışıkla tutuşturarak yükseliyoruz.

Hanuka’nın (İbranice “hanu-kah”, “hanaya” dan, mola/durma) temsil ettiği şey budur. Bu mola sonrasında, Hesed’in üzerindeki Sefirot’lara ulaştığımızda: Bina, Hohma ve Keter’e, Purim’e kadar geçen bir dönem vardır. Daha sonra, mutlak bütünlük ve tam aydınlanma ile karşılıklı bağımızın kutsanmasına ulaşılmış olacaktır, gerçekte tek bir bütün olarak, tek bir ruh haline geldiğimizde, buna “Adam” adı verilir.

Bunu çok istemek zorundayız; çünkü bu bizim hayatımızın, varlığımızın amacı, yaratılışın amacıdır.

Soru: Bu yolda Yunanlılar nerededir?

Cevap: Yunanlılar aramızdadır, bunlar bizi ayıran, bir araya gelmemizi engelleyen, bizi daha önce Mısırlıların yaptığı gibi birbirimizden uzaklaştıran güçlerdir.

Başka bir deyişle, seviyeye bağlı olarak, birliğimizi ve yapışmamızı engelleyen her şey Mısırlılar, Romalılar ya da Yunanlılar olarak adlandırılır. Ancak, prensip olarak, bu bizim egoizmimizdir.

Şimdi bile Mısırlılara, Romalılara ve Yunanlılara (içimizde var olan sözde “dünya ulusları” olarak adlandırılan) bizi kontrol eden egoist güçlere itaat ediyoruz.

Soru: Yani şimdi onlarla savaşta değil miyiz?

Cevap: Katiyen. Ne savaşı? Aksine, tüm dış düşmanlarımızı bize davet ediyoruz. Onları düşman olarak görmüyoruz bile. Biz elitistiz. Onların kültürü, bilimi ve eğitimi bizim için en iyisi olan şeydir diye düşünüyoruz. Birlik olmak üzerine plan bile yapmıyoruz.

Soru: Başka bir deyişle, onlar (diğer dünya ulusları) gibi yaşamak istiyoruz, fakat İsrail ulusu gibi mi yaşamak istemeliyiz?

Cevap: İsrail halkı gibi yaşamak, sabahtan akşama kadar oturup Tora’yı okumak anlamına gelmez. Herkesin dostluk ve sevgi yasalarıyla bağlandığı doğru toplum türünü inşa etmeliyiz. “Komşunu kendin gibi sev” Tora’nın itaat etmeye başlamamız gereken ana kanunudur.

Soru: Makabiler ne zaman gelecekler ve savaşı başlatacaklar?

Cevap: Elimizden geldiğince bunu yapmaya çalışıyoruz.

Soru: Bu aniden mi olacak? Son anda, her şey bir çıkmaza geldiğinde, acı içinde mi olacak?

Cevap: Umarım böyle gerçekleşmez. Makabiler başka alternatif olmadığı zaman geldiler ve Yehuda Makabi haykırdı: “Her kim Yaradan içinse, beni takip etsin!”

Her şeye rağmen, Kabala’nın yayılmasıyla yavaş yavaş, insanların bizi anlamaya başlayacağı ve bu fikre yaklaşmak isteyeceği bir zamana geleceğimizi umalım.

Soru: Maddi dünya açısından konuşuyorsak, o zaman Makabiler Kabalistler miydi?

Cevap: Elbette “Yaradan için olan herkes benim içindir!” Kabalistik bir çağrıdır, yani: “Birleşelim! Bağın merkez noktası olmayı kabul ediyoruz.” Yehuda Makabi büyük bir alimdi, büyük bir bilgeydi, bir Kohendi ve bu yüzden bunu yapabildi. Manevi seviyesinde, bütün ulusu kendine çekme gücüne sahipti.

Soru: Başka bir deyişle, Yaradan esasen, birlik midir?

Cevap: Evet. Birliğin deneyimi ya da Yaradan’ın deneyimi tek ve aynıdır. Yaradan, bizim dışımızda var olan bir şey değildir, elde ettiğimiz birliğin ve sevginin gücüdür. Biz buna Yaradan diyoruz.

When Will The Maccabees Return?

İlerlemenin Yoğunluğunu Arttırma

Soru: Diğerlerinin önünde kendimi iptal etmenin kalitesini nasıl artırabilirim? Dikkat edilmesi gereken şey nedir? Her şey bu noktadan başlıyor gibi geliyor.

Cevap: Özellikle Twitter’da insanları bir şekilde uyandırmak için, en uygun materyali vermeye çalışıyorum. Her derste en azından görevimizin teorik anlayışında ilerleriz. Ne kadar istesem de daha açık bir şekilde, daha gelişmiş bir şekilde konuşamam. Bu, öğrencilerimin konuşmalarımın sınırlarını belirlediği kapalı bir sistemdir.

Bayramlar ve kongreler esnasındaki etkinlikler, bana daha fazla ifade etme fırsatı veren tek şeydir, çünkü bir şekilde birbirine bağlanan çok geniş bir kitle bize katılmaktadır. O zaman bir dereceye kadar başarılı oluruz.

Bizler, bir yerden diğerine sıçrayan bir çekirge gibi, sıçramalarla ilerliyoruz, kongreden kongreye, bayramdan bayrama atlıyoruz. Bu iyidir, bununla beraber daha yoğun, istikrarlı, değişmeyen ve sürekli bir ilerleme istiyorum.

Increase The Intensity Of Advancement

Hanuka Mucizesi

Soru: Hanuka’da, sadece bir gün yanabilecek bir mum sekiz gün boyunca yanmaya devam edince bir mucize gerçekleşti. Kabalistik perspektiften mum, fitil ve yağ nedir?

Cevap: Mum, yağ ile dolu ve içinde yüzen bir fitil olan silindirdir. Fitil sayesinde, fitilde yükselen yağı ateşleyebiliriz ve yakabiliriz. Yağ ve fitil ayrı ayrı yanmayacaktır, fakat yağ fitile girdiğinde mum yanar.

Fitil, ışığın reddini temsil eder. Yağ, yakıtı temsil eder, ancak kendi başına yanamaz. Bu nedenle, büyüyen egoizmimizin, çalışmalarımız aracılığıyla kendi karşıtına dönüştüğünü anlamalıyız, yazıldığı gibi “Kötü melek iyi olana dönüşür” veya “Ölüm meleği hayat meleği olur”.

Makabiler yağ silindirini buldular, çünkü sevgi ve ihsan etme niteliğine ve aralarında bağa ulaşmaya çalıştılar ve onu ateşlemeyi başardılar, çünkü Yunan putlara boyun eğen ve Kudüs’te Yunan tapınakları inşa eden nüfusun bu kesimlerine karşı büyük bir direnç gösterdiler.

Makabiler’in savaşı içseldi, kendi içlerindeydi, İsrail’in içindeki Yunanlılar veya Helenistler ile dışsal bir savaş değildi. Onlar egoist dirençlerinin üstesinden geldiklerinde, aralarındaki kini, yağın içindeki fitile dönüştürdüler ve onu yakmayı başardılar.

Bu nedenle, fitil ile yağ silindiri, özellikle kişinin manevi çalışmasını temsil eder. Sadece küçük bir yağ silindiri/fıçısı bulmak bir şey ifade etmez – asıl önemli şey, onu yakabilmektir. Makabiler, egolarının direncini aşarak, birlik olduklarında, fitili yağın içine koyabildiklerini ve onu aydınlatabildiklerini gördüler. Başka bir deyişle, egoizmlerini dönüştürdüler ve üst Işık tarafından aydınlatılmaya başladılar ve ruhları aydınlandı, Işık tarafından aydınlatıldı. Bu Hanuka’nın mucizesidir.

Soru: Mum neden bir gün yerine sekiz gün boyunca yandı?

Cevap: Çünkü eğer sevgi ve ihsan etme amacıyla çalışırsanız, daha yükseğe çıkarsınız. Malhut’tan Bina’ya kadar sekiz tane Sefirot vardır, arzuların sekiz parçası. Sadece tek bir Malhut olsa da direnç yoluyla, yani mantık ötesi inançla, tüm Sefirot’u en yüksek olan Bina’ya kadar aydınlatır.

Makabiler, mantık ötesi inanç denilen gerçek ihsan etme niteliğine yükselebildiler. İnanç Bina’da iken mantık Malhut’tadır. Malhut’tan Bina’ya yükseliş, Hanuka’nın mucizesini içermektedir.

The Miracle Of Hanukkah

Roş HaŞanah

Bir “yıl”, yaratılışın başlangıcından sonuna kadar olan bir dönemdir. Yeni yıl arifesinde, Roş HaŞanah’da Adem adında bir adamın yaratıldığı ve ondan önce, tüm dünyanın yaratıldığı yazılmıştır. Bu nedenle, bir yıl içinde tüm ıslahları tamamlamamız gerekiyor ve eğer bu sene başarılı olmazsak, bir sonraki gelir.

Bir yıl, tüm niteliklerimizi ıslah etmek için gerekli olan koşulun tam döngüsüdür. Bu nedenle, önümüzdeki yıl için programımız sona, ıslah olmuş koşula ulaşmaktır ve bunun için Yaradan’ı sürekli uyandırmak gereklidir, böylece O, ıslahlar yapmak için bize güç verir. O’nun gitmesine izin vermemeliyiz…

Şofar’ı üflemek merhameti, iyinin gücünü uyandırır. Dua, Şofar – bütün bunlar, içimizdeki ıslahları yapmak için üst seviyeyi uyandırmak anlamına gelir.

Rosh HaShanah

Roş Haşanah Hakkında Bilmediğiniz 15 Anlayış

5778 yıldır, İbrani yılının başlangıcı olan Roş HaŞanah’yı kutluyoruz. Bu yıl gerçekten nasıl yenilenebilir ve gerçeklik algımızı nasıl değiştirebiliriz ki gelecek yıl, kayda değer bir şekilde daha iyi olsun? İşte 15 akıl değiştiren anlayış.

  1. Bir Dönüm Noktasında Dünya

Yirmi birinci yüzyılda her şeyi başardık/elde ettik. Yine de, hem birey olarak hem de toplum olarak bizi bezdiren sorunları ve rahatsızlıkları ortadan kaldıramayız. Siyasi istikrarsızlık, sosyal bölünme, terörizm ve güvenlik tehditleri, iklim dengesizliği, kitle göçü ve daha fazlası, dünyanın karşı karşıya olduğu küresel karmaşıklığa işaret eden belirtilerden sadece birkaçıdır. Binlerce yıldır, çevremizdeki dünyayı sayısız yolla düzeltmeye çalışıyoruz. Ama temeldeki gerçekler, barışçıl ve mutlu bir hayat için formülü kıramadığımızı kanıtlıyor. Umut ışığı, insanların mevcut paradigmayı sorgulamaya başlaması ve hayata yeni bir yaklaşım getirmesidir.

  1. Dünya İçsel Dünyamızın Aynasıdır

Manevi realitenin bütün yapısını çok detaylı bir şekilde tarif eden Kabalist Ari onu şöyle özetlemiştir: “İnsan küçük bir dünyadır; dünya büyük bir insandır.” Başka bir deyişle, tüm dünya, insanın içsel dünyasının bir yansımasıdır, o, insanın içsel niteliklerinin sonuçlarını yansıtır. Eğer realiteyi nasıl doğru algılayacağımızı öğrenirsek, dünyada meydana gelenler ile içimizde olanlar arasındaki bağlantıyı bulacağız. Böylece, insanı değiştirerek, dünyayı değiştirebiliriz.

  1. İnsanlar Arzu Vasıtasıyla Motive Olurlar

İnsanlığın gelişimini yönlendiren güç, haz alma arzusudur. Bu arzu hem nitelikte hem de nicelikte büyür. İnsan arzusunun gelişiminin basamağı, yemek, cinsellik, aile ve barınma için olan temel fiziksel arzularla başlar, para, şeref, güç ve bilgi yönünde insani sosyal arzular ile devam eder ve manevi tamamlanma arzusunda zirveye ulaşır.

  1. Egoistik Arzu, İnsan Algısını Şekillendirir

İnsan arzusunun gelişiminin belli bir aşamasında, insanlar birbirleri pahasına haz almak isterler. Kabala, bu doğal gelişim aşamasını “egoizm” olarak adlandırır. İnsandaki artan egoistik arzu, onun gerçeklik algısını şekillendirir. Sonuç olarak, insan dış dünyayı giderek artan bir kriz içinde görüyor, insanın insana kurt olduğu bir dünya.

  1. Çıkmazdaki İnsan Egosu

Egoist arzu, dünyadan haz almak için çok sayıda olasılık görür. O sürekli daha fazla hazzın peşindedir. Ama insan defalarca hayal kırıklığına uğrar, sanki arzu, hayal kırıklığı ve hüsrana neden olan memnuniyetsizlikle karşılaşır. Zamanla, acı deneyim insanlık içinde birikir ve her kuşak, bir öncekinden daha hızlı cesaretini kaybeder. Bu, 21. Yüz yılda uyuşturucu talebindeki çok hızlı yükselişin ve depresyon olgusunun, yetersizliğin önde gelen nedeni haline gelmesinin sebebidir.

  1. Dünyayı Değiştirmek İçin – İnsanı Değiştir

İçgüdüsel olarak, etrafımızdaki dünyayı düzeltmek isteriz, çünkü sorunlarımızın ortaya çıktığı yer burasıdır. Ama bu bir yanılsamadır. Sorunlarımızın kaynağı, içsel dünyamızda büyüyen egodur. Tıpkı bir aracın gösterge panosu, hız, yakıt vb. sürücü verilerini gösterdiği gibi, dünya insana, kendisinin içsel nitelikleri hakkında bilgilensin diye, çeşitli veriler sunar. Bu nedenle, eğer egoizmimizi, başkalarına karşı olan olumsuz tavrımızı düzeltirsek “gösterge panosu” bize mükemmel bir dünya sunacak – içsel dünyamızın bir kopyasını.

  1. İnsan Diğerleriyle Olan İlişkilerinde Değişir

Kendisine davranıyor gibi başkalarına davrandığı zaman, insanın gerçekliğe karşı tutumu değişir. Kişinin arkadaşlarına olumlu davranışı, doğanın diğer seviyelerine de olumlu bir tutum getirmektedir; cansız, bitkisel ve hayvansal. İşte bu yüzden Kabala bilgelerinin meşhur özdeyişi “komşunu kendin gibi sevdir”. Bu, davranış ya da ahlak ile ilgili değil, daha ziyade gerçeklik algımızdaki temel değişim için bir araçtır. Çevremizdeki tüm realite parçalarını bir bütün olarak algılama çabasında, içimizde yeni bir algı oluşturan doğal gücü uyandırırız. Başka bir deyişle, kendini geliştiren bir kişi, doğrudan etrafındaki dünyayı geliştirir.

  1. Her Kriz Algılarımızı Ayarlar

Hem birey olarak hem de toplum olarak, bizi bezdiren tüm sorunların ardındaki amaç şudur; bizler egomuzun ıslahına dikkat edeceğiz, birbirimize karşı tavrımızı iyileştireceğiz/ düzelteceğiz. Bunu ihmal ettiğimiz sürece, realite, gerçekliği algılayışımızı ayarlamak için bizi daha fazla zorlayacak/sıkıştıracaktır.

  1. Algıdaki Değişim İçin Olumlu Yol

Gerçekliği algılayışımızı değiştirmek için keyifli, verimli ve hızlı bir yol; farkındalığı arttırmak için bir eğitim sürecidir. Bu süreçte, kişi, dünyayı kendi içsel niteliklerinin bir kopyası olarak görmeyi ve hissetmeyi öğrenir. Adım adım, kişi, gerçeklik algısını krizler vasıtasıyla değil, bilinçli ve bağımsız olarak yükseltebilir.

  1. Sanal Dünya, Yeni Bir Gerçeklik Algısı İçin Bizi Hazırlıyor

Dünyanın küçük bir küresel köye dönüşmesi, hepimizin birbirine bağlı ve bağımlı olduğumuzu anlamamıza yardımcı oluyor. Bireyde olan şey, tüm dünyayı etkiler. Artan bağlılığın yanı sıra sanal ağlar ve teknolojiler de katlanarak gelişiyor. Onlar bizi fiziksel dünyanın zincirlerinden serbest bırakmakta ve bizi, insanlığın içimizdeki içsel bir öz olduğu düşüncesine alıştırmaktalar. Örneğin, insanlar sanal olarak iletişim kurduklarında, iletişim kurdukları kişi veya grubun içsel bir karakterini oluştururlar.

  1. Arzunun Küçücük Bir Değişimi – Dünyada Büyük Bir Değişim

Gerçeklik algımızı değiştirmek, entelektüel inceleme veya derin bir öz-analiz gerektirir gibi gelebilir ancak durum böyle değildir. Arzu, bizim algılayışımızı şekillendiren şey olduğundan, tüm ihtiyaç duyulan şey, arzunun gerçek bir değişimidir, yani, kalpten – duygusal bir değişim. Bu, insanlar arasındaki birliğe olan duyarlılığımızı artıran basit eylemlerin, algımızı odaklayabileceği ve böylece dünyanın daha parlak bir resmini yansıtabileceği anlamına gelir.

  1. Realitenin Parçalarını Birleştirmek Yaradan’ın İfşasına Yol Açar

“Komşunu kendin gibi sev” üzerine düzenli bir çalışma, yani realitenin tüm parçalarını bir bütün olarak kavrama çabası, realiteyi işleten tek gücü bize ifşa eder. Realitenin temeli olan güç, cansız, bitkisel, hayvansal ve insanı uyumlu tek sisteme bağlar. Bu, nasıl yavaş yavaş aynı gücün her şeyi realitede nasıl etkilediğini hissetmeye başladığımızdır.

  1. Dünya İçimizdedir: Einstein’ın Ardından Bir Sonraki Devrim

İnsanlık, hayata ve tüm realiteye yaklaşımda muazzam ve derin bir değişimle karşı karşıyadır. Tıpkı insanlığın, güneşin dünya etrafında döndüğüne inandığı ve Kopernik’in aksini kanıtladığı gibi ve tıpkı Einstein’ın realiteyi, gözlemciye bağlı olan göreceli bir resim olarak yeniden tanımladığı gibi – gelişimin bir sonraki devrimci aşaması bize realitenin, insanın içsel benliğinin bir izdüşümü olduğunu gösterecektir.

  1. Realite Kavramını Değiştirmede Öncüler

Yeni bir gerçeklik algısı kazanmış olanlara “Kabalistler” denir. Realitenin tam bir algısına dayanan sosyal bir hayata öncülük eden ilk Kabalist grubu, yıllar boyunca “İsrail halkı” haline geldi. O zamandan beri Yahudi halkının rolü, insanlık için bir örnek olarak, realitenin birleşik algısı içinde yaşayan bir topluma örnek teşkil etmekti. Bu, İsrail halkının gerçek öğretisidir ve bu, dünyanın Yahudi halkına karşı açıklanamayan hissiyatının sebebidir.

  1. Roş HaŞanah Değişim İçin Bir Fırsattır

Roş HaŞanah, insandaki bir değişimin başlangıcı, onun realite algısında bir değişiklik anlamına gelir. Bu nedenle, önümüzdeki bayram, bu yıl yeni bir realiteyi algılamak için zihinlerimizi ve kalplerimizi değiştirmeye karar vermemiz için mükemmel fırsatı simgeliyor.

Mutlu Rosh HaShanah!

#RoshHashanah

Hanuka Bayramı’nın İçsel Anlamı

Soru: Hanuka Bayramı’nın manevi anlamı nedir?

Cevap: Hanuka, kişinin içindeki “Yunanlıları” yendiğinde, egoizminin üstüne yükselişini sembolize eder. Bunlar, bilgi için özlem duyan ve ona egemen olmak isteyen tüm özelliklerdir.

Nitekim manevi edinim, bilimsel kabul edilmemektedir çünkü o, dünyamızda olduğu gibi krizlerle egonun üstesinden gelmeye dayanmaktadır, onu kullanmayla değil.

Bu nedenle, Hanuka bayramı, Işık ile doludur. İçsel egoistik araçlarımızın üstesinden geldiğimizin zaferini ifade eder.

Soru: Bu, benim içimdeki “Yunanlılar” olarak adlandırılan bilgiye ihtiyaç duymadığım anlamına mı geliyor?

Cevap: Hayır, İbrahim’in zamanında başlayarak ve sürekli olarak, insanlığın tamamen farklı bir şekilde gelişmesi gerekiyordu, fiziksel ya da entelektüel değil, ancak manevi olarak hislerimizin bizden gizlenen doğayı hissetmeye başlayacağı bir koşula geliştirmek.

Işığın simgesi olan Hanuka bayramı, gizli doğanın keşfini sembolize eder.

The Inner Meaning Of The Chanukah Holiday

Hanuka, Çocukların Bayramı

Soru: Hanuka neden çocuk bayramı olarak değerlendiriliyor?

Cevap: Çünkü dünyayı algılamaya başlayan bir bebek, aslında sadece küçük bir çocuktur. Biz de öyleyiz, üst dünyayı ifşa ederken, çocuk gibi bir durumda bulunuruz.

Başka bir deyişle, Hanuka’nın manevi bayramına ulaştığımızda koşulumuz, ruhun Katnut (küçüklük) koşulu olarak adlandırılır – “Galgalta ve Eynaim”

Bu yüzden dünyamızda çocuklarla şarkı söyleriz ve jöleli çörekler yeriz (sufganiyot). Genel olarak bayram çok sevinçli, tatlı ve içtendir, çünkü üst dünyayı ifşa etmeye başlıyoruz; manevi edinimde biz hala çocuklarız.

Chanukah, A Children’s Holiday

Hanuka Süresince Neden Çörek Yeriz?

Soru: Hanuka süresince neden çörek (Sufganiyot) yeriz?

Cevap: Öncelikle, onlar yuvarlak oldukları için. Çember tamlığını temsil eder.

Yağ hafif, Işık’tan gelen bir şeydir. Sonuçta, Işık daima fenerin içerisindeydi, fitil üzerinde yanan yağdan yükseliyordu.

Hanuka süresince tatlı çörekler yiyoruz çünkü bu bayram, dünyadaki acıların manevi tatlılığa dönüşmesini simgeliyor. Bu tatlı bir bayramdır.

Why Do We Eat Donuts During Chanukah?

Neden Hanuka Mumları Yakarız?

Soru: Neden Hanuka mumları yakıyoruz?

Cevap: Hanuka, bir insanın ıslaha erişmesini ve egoistik materyal hayatının üzerine yükseliş koşulunu temsil eder ve bu dünyada parlayan bir mum gibidir. Başka bir deyişle, mum bir insanın manevi durumunu simgeler ve kişi muma benzer.

Mumu yakan yağ, egoizmimizi simgeler ve eğer onu doğru kullanırsak, yanarken bize ışık verir. Mumun fitili egoizmi iptal ettiğimizde, egonun üzerine yükselmeyi sembolize eder, ancak onu zıt yönde kullanırız.

Fitil yağa batırılmıştır, azar azar onu emer ve fitil (egoizme karşı direnç) sayesinde yağ yanarken ışık verir. Egoizm büyük bir güçtür ve ışık, onun doğru kullanımı simgeler.

Why Do We Light Chanukah Candles?