Category Archives: Bayramlar

Bayramlar — Manevi Eylemler Zinciri

Soru: Bayramlar, bir kişinin belirli bir egoizm düzeyini ıslah ettiği ve daha sonra bir sonraki düzeyi ıslah etmek için her şeye baştan başladığı bir manevi eylemler zincirini mi sembolize eder?

Cevap: Ve bu her derece ve her gün olur.

Üst dünyayı ifşa etmeye ve kendi üzerimizde ihsan etme ve sevgiye doğru çalışmaya başladığımızda, tüm bunlar bize olur, o zaman dünyamızda bayramlar gibi dünyevi, sıradan bir şekilde yorumlanan tüm bu dereceleri ediniriz.

Manevi Bayramlar, Bölüm 9

Her Şey Pesah’tan Başlar

Soru: Şu net değil, neden Purim’den sonra yani kişinin arzularını ıslah etmesinden, Yaradan’a benzer hale gelmesinden sonra, yeniden Pesah başlar?

Cevap: Çünkü tüm bayramlar (Hagim) bir çemberdir,  “Mechuga”, daire içinde hareket eden kelimesinden gelir.

Her şey Mısır’dan çıkışı temsil eden Pesah’tan başlar yani egoizmin ifşasıdır.

Firavun, içimizde gitgide ifşa olan egoizmi temsil eder.

Musa (Moşe), “Limşoh” kelimesinden, bizi egoizmden çıkaran ve Mısır’dan çıkaran güçtür.

On veba, bizi Mısır’dan çıkmaya iten on kısıtlamadır; onlar olmadan terk etmezdik.

Soru: Bu, kişinin egoizmi üzerinde on darbe hissetmesi gerektiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet. Onlar egoistik kötülüğün farkındalığında tezahür ederler. Doğanızın kötü olduğunu anlamaya başlarsınız.

Bir kişi Mısır’a girdiğinde, karanlık, tamamen umutsuzluk hisseder, hayatıyla, kendisiyle hiçbir şey yapamaz çünkü egoizm onu diri diri toprağa gömmektedir.

Bu Kabalistler tarafından, onların içsel duygularına dayanarak tanımlanmıştır.

Soru: Mısır vebalarından biri, tüm ilk doğanların öldürülmesidir. Bu ne anlama gelmektedir?

Cevap: Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onları öldürmek, kişinin egoizminin içinde geleceği görmemesi anlamına gelir.

Soru: Yani Kabalistler bu koşulları hissettiler ve bizim dünyamızın benzetmesini yaptılar örneğin, ilk doğanın öldürülmesi ve Mısır karanlığı, onları mı tarif ettiler?

Cevap: Manevi dünyadaki bu eylemlerin, dünyamızda bu tür sonuçlar doğuracağı kesinlikle açıktır. Bu yüzden bu, dünyamızın dilinde tarif edilmektedir.

Soru: Bu ilk doğan bebekler, gerçekten Mısır’da öldüler mi?

Cevap: Hayır. Tora, içimizde kendi üzerimizde çalışırken, üst derecelerde olan her şeyi tanımlar; Mısır’dan çıkmaya çalışma, “Tora” adı verilen ışığı, İsrail Toprakları olarak adlandırılan manevi bir yükselme durumu olarak alma ve benzeri gibi.

Manevi Bayramlar, Bölüm 8

Purim’in Karakterleri Neyi Temsil Ediyor?

Soru: Purim Bayramı’nın karakterleri:  Kral, Kraliçe Ester, Mordehay ve Haman neyi temsil ediyor?

Cevap: Haman bizim büyük egoizmimizdir ki onsuz tam ıslaha ulaşamayız.
Ester, “gizlenme” kelimesinden, gizlilik içinde hareket eden ve her şeyin çevresinde döndüğü Malhut’u temsil eder.

Mordehay ( Mor-Dror ) hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, dürüst/erdemli adamın, Bina’nın niteliğidir. Sadece, gerçekten hizmet edebileceği durumu beklemektedir.

Ahaşveroş, bir kraldır, üstünde Yaradan vardır.

Bu insanlar tüm arzularımızı temsil etmektedir. Bütün bu aktör grubu, Purim’i canlandırmaktadır.

Soru: Gerçekten Purim’i, herkesin kostüm giyip maskeler taktığı, bir çocuk bayramı olarak görüyoruz. Neden böyle bir gelenek var?

Cevap: İnsanlar maskeler takarlar çünkü bu bayramın özünü:  her insan gerçekten kimi oynuyor, kim neyin arkasında saklanıyor ve neden tüm bunların gerekli olduğunu, tam olarak bilmemekteyiz.

Bu hikayeyi kendi içimizde, ruhun içinde, aramızdaki bağda doğru bir şekilde yapmaya çalışırsak o zaman, sonunda “Purim” denilen bir koşula ulaşırız.

Kader, öyle bir şekilde rolleri dağıtır ki, neden kesinlikle belirsizdir. Sonunda, her şey halkı yok etmek isteyen kötü adam Haman’ın tarafında olmalıydı, ama tam tersi ortaya çıktı: O, Mordehay için hazırladığı aynı darağacına asıldı.

Manevi Bayramlar, Bölüm 7

Purim, Ruhun Tamamen Islahıdır

İki tür ıslah vardır: almanın yokluğu, Hanuka seviyesine ulaşmak ve Hanuka’dan Purim’e kadar, başkalarının iyiliği için alma, bir sonraki seviyeye ulaşmaktır.

Purim, kişinin egoist arzularını kendisi için değil, başkalarının iyiliği için kullanılmasıdır.

Tüm sahip olduklarımı, kalbimdeki ve zihnimdeki tüm nitelikleri, duygu ve düşüncelerimi, dünyaya, kendimden dışa doğru yöneltebilirim. Yapmamız gereken budur. Bir sonraki en yüksek dereceye – Purim olarak adlandırılan ruhun tamamen ıslahına bu şekilde ulaşırız.

“Purim “, ” Pur (çok) ” kelimesinden gelir. Sanki çok şeyi atıyorsundur çünkü ulaştığın seviyede her şey aklın üstünde,  sadece tam ihsanda gerçekleşir.

Soru: Neden Purim olayları yaklaşık 2.500 yıl önce ve Hanuka M.Ö. ikinci yüzyılda meydana geldi? Bu tam tersi olmalıydı gibi geliyor.

Cevap: Önemli değil.

Soru: Tarihsel olaylar bununla ilişkili mi?

Cevap: Hayır. Dahası, hepsi yukarıdan aşağıya doğru basamaklandırılır ve bizim zamanımızda aşağıdan yukarıya doğru yükselir. Bu geriye doğru bir saymaktır.

Manevi Bayramlar, Bölüm 6

Yom Kippur’dan Hanuka’ya

Soru: Yom Kippur (Kefaret Günü) sırasında, kişi Yaradan’a benzer olmak istediğinden ve hiçbir şey almak istemediğinden, tüm arzuları üzerinde bir kısıtlama yapar. Sonra kişi yedi tür arzusunun hepsini ıslah eder ve sekizinci günde Tora’yı yani ışığı alır. Sonra Hanuka gelir, bu bayram neyi simgeler?

Cevap:  Hanuka, kişinin Bina niteliğine, tamamen ihsan etme niteliğine ulaştığı koşuldaki ıslahını sembolize eder. Kişi, Malhut’tan,  tamamen ihsan etmenin içinde olduğu ve hiçbir şey almaya ihtiyaç duymadığı,  Bina Sefira’sına yükselir.

Soru: Bu, kişinin Sukkot sırasında ilk yedi Sefirot’u ıslah ettiği ve şimdi Bina’ya yükseldiği anlamına mı gelmektedir?

Cevap: Hayır. Bunların hepsi semboliktir, özel ıslahlardır, tam yeterlilikte değildir. Tüm bayramlardan sonra, tam olarak Tora’yı (üst ışık) alarak, kişi kendini ıslah etmeye başlar.

Sukkot’un sonuna kadar, Shemini Atzeret’e kadar kişi, gerçekten ıslah olmuyor. Kişi üst ışığı kendi üzerine çekmek için tüm hazırlık çalışmalarını yapmıştır.

Sukkot bayramının sona ermesinden başlayarak, Shemini Atzeret’ten Hanuka’ya kadar, kişi kendini Bina niteliğinde, ihsan etme niteliği içinde ıslah eder.

Soru: Hanuka, Milattan Önce 2. yüzyılda meydana gelen tarihi bir olayı temsil eder: Makabiler ve Yunanlılar arasında ideolojik bir çatışma. Kabala’ya göre, Yunanlılar egoist arzularımızı, Makabiler ise özgecil arzularımızı temsil eder.

En ilginç şey Hanuka sırasında gerçekleşen mucizedir.  Peki bu nedir?

Cevap: Makkabiler, Başrahip (Kohen) mühürlü, genellikle Tapınakta kullanılan yağ içeren küçük bir kavanoz buldular.  Bu yağdan bir lamba yaktılar ve o Hanuka’nın yedi günü yandı.

Bu, Hanuka’nın mucizesi olarak kabul edilir ve eğer kişi kendini aşağıdan, doğru bir şekilde hazırlarsa ve hem yağ hem de mum olmaya hazırsa, Yaradan kişiyi tamamen ıslah eder ve kişi, Bina’nın üst ışığında kendi tam ıslahına ulaşır yani kişi tam ihsan etme seviyesine yükselir.

Soru: Bu, mumun, fitilin ve yağın, bir Kabalistin arzularıyla yaptığı belirli eylemleri sembolize ettiği anlamına mı geliyor?

Cevap: Evet.  Ve Hanuka’nın kendisi, kişi ihsan etme niteliğinde kendi ıslahını bitirdiğinde ve ihsan etme uğruna alma niteliğindeki ıslaha, bir sonraki dereceye geçişte,  “Hanu-Koh” dır yani  bir moladır.

Manevi Bayramlar, Bölüm 5

Sukkot Bayramı ve Sembolleri

Kefaret Gününden (Yom Kippur) beş gün sonra Sukkot’un Bayramı gelir, bu da bir kişinin NRNHY’ın beş üst ışığını aldığı ve saran ışığın etkisi altında olduğu koşula geldiği anlamına gelir. Saran ışığı almak için, kişi kendi üzerine bir baraka, Sukkah inşa etme denilen bir eylemde bulunmalıdır. Bu, kişiden üst ışığı bloke ettiği için bir kısıtlamadır, çünkü kişi kendi arzusunu yerine getirmesi için almak istemez sadece kendi kendini ıslah etmek için almak ister. Kişi aynı çizgide devam eder: Yeni Yıl’dan Yom Kippur’a oradan Sukkot’a.

Böylece kişi “Schach”, “çatı” denilen perde (Masah) inşa eder ve bu çatıdan sadece küçük bir ışığın nüfuz edebileceğini sembolize eder. Kişi, yedi gün boyunca barakanın gölgesinde oturur; bu, parçalanmış ruhun yedi egoistik kısmının: Hesed, Gevura, Tifferet, Netzach, Hod, Yesod ve Malchut’un ıslahını temsil eder.

Ancak o zaman, kişi ıslah olduktan sonra, Sukkah’dan ayrılır ve sekizinci günde, Shemini Atzeret, Tora’nın Verilmesini kutlar, yani üst ışığı zaten ihsan etme tarzında almaya başlar.

Soru: Çatı, Schach veya perde atıktan mı yapılır?

Cevap: Evet, çeşitli ağaçların dalları ve çeşitli tahılların saplarından.

Soru: Atık bizim için önemsiz olan şeyleri sembolize eder ve onları önemli hale getirmek için toplarız. Bizim için tam olarak önemli olan nedir?

Cevap: Daha önce bizim için önemli olmadığını düşündüğümüz şeyleri, ihsan etmeyi, sevmeyi, diğer insanlara yakınlaşmayı, “komşunu kendiniz gibi sevmeyi” – geliştirmemiz gereken nitelikleri – ihmal ettik, şimdi tam tersine, başımızın üstüne yükseltiriz. Yani, bunları ne pahasına olursa olsun uygulamak isteriz.

Soru: Sukkot bayramı süresince, dört tür bitkinin özelliklerini kullanırız: söğüt, mersin, palmiye ve ağaç kavunu. Bunlar neyi sembolize ediyorlar?

Cevap: Onlar, ıslah ettiğimiz, birbirine bağladığımız ve sonrasında üst ışığı kendimize çekebildiğimiz, egoizmimizin dört safhasını temsil eder.

 

Manevi Bayramlar, Bölüm 4

Yom Kippur Yasakları

Soru: Yom Kippur’da (Kefaret Günü) hangi sınırlamalar (kısıtlamalar) uygulanmaktadır?

Cevap:  Yom Kippur’da kişi “son verir”, egoizmini kullanmak istemez. Anlaşılan o ki, kişi ruhunu oluşturan beş egoist seviyenin tümüne son vermiştir. Kişi onlara son verir ve kullanmaz.

Bu nedenle Yom Kippur’da içmeyiz, yemeyiz,  deriden yapılmış giysi ve ayakkabı giymeyiz, aromatik maddeler sürmeyiz, saçımızı kesmez veya taramayız.

Soru:  Kabalistler  bu simgeleri nereden aldı? Örneğin, deri kıyafet ve ayakkabı giymenin yasaklanması neyi simgeliyor?

Cevap: Geçmişte, tüm kıyafetler neredeyse tamamen deri veya yünden yapılırdı. Kabalistler maneviyatı ifşa ettiklerinde, sadece küçük manevi koşullarını yani Nefeş, Ruah ve Neşema denilen araçları kullanabildiklerini görürler.

Cildi ve yünü simgeleyen Haya ve Yehida dereceleri kullanılamaz. Bu nedenle böyle bir gelenek vardır. Özellikle ayakkabılar için geçerlidir çünkü ayakkabılar manevi bedenimizin son ve en düşük seviyesi olarak kabul edilir.

Başka bir deyişle, Kabalist, ediniminden itibaren, kök ve dal arasındaki bağlantının benzerliklerini görür, “deri/cilt” olarak adlandırılan belirli bir arzu türünün, Yaradan ile bu dünyada kullanamayacağı bir iletişim türü olduğunu anlar.

Soru: Bayramlarımızın tüm gelenekleri bu şekilde mi ortaya çıktı?

Cevap: Evet. Manevi dünyada keşfettiğimiz her şeyi, dünyamızın simgelerinde uygulamaya çalışıyoruz.

Soru: Hep düşünmüşümdür, yediğim şey ya da giydiğim ayakkabı Yaradan için ne fark eder ki?

Cevap: Fark yok. Bu nedenle, emirlerin sadece kişiyi ıslah etmek için verildiği ve Yaradan’ın elleriniz ve bacaklarınızla, fiziksel olarak yaptığınız şeylere kesinlikle kayıtsız olduğu söylenir.

Kabalistler, bizim için en önemli şeyin egoizmimizin ıslahı olduğunu söyler. Yaratılan şey budur ve ıslah etmemiz gereken şey de budur.

Manevi Bayramlar, Bölüm 3

Yom Kippur – Kendi Kendini Yargılama

Roş Haşanah’dan on gün sonra Yom Kippur gelir.

Roş Haşanah boyunca kişi uyanır, ihsan etme niteliğini elde etmek için Yaradan gibi olmak ister. Yaradan ile eşdeğer olmak isteyen kişi,  kendini giderek daha fazla hisseder ve onuncu günde, Yaradan’a tamamen zıt, mutlak bir egoist olduğunu gördüğü duruma gelir.

Yom Kippur veya Kefaret Günü, bizim kötü doğamızın ifşa olduğu, kişinin kendini yargıladığı gündür.

Kişi, kendisine etki eden güçlerin egemenliği altında, kendisini bir egoist olarak doğru bir şekilde algılamaya başlar ve onlarla baş edemez. Prensip olarak, bu bir kişinin hatası değil, verilen bir şeydir. Bu yüzden kişinin kendini bu şekilde konumlandırması gerekir.

Elbette, hiç kimse,  tüm bunları onun için ayarlayan Yaradan’ da dahil olmak üzere onu yargılamaz. Bu, kişinin, manevi durumu hakkındaki farkındalığıdır.

 

Manevi Bayramlar, Bölüm 2

Roş Haşanah’ın Sembolleri

Roş Haşanah boyunca, Yaradan’ı yüceltiriz çünkü bir insanın ilk ve en önemli görevi Yaradan’ı ifşa etmek ve O’nunla bağ kurmaktır.

Bu nedenle, Yaradan’ı yüceltmek ve O’nu var olan her şeyi etkileyen en önemli güç olarak ifşa etmek, Yeni Yıl’dır.  Bu bayramın her türlü geleneği, onun çeşitli özel tezahürlerinden kaynaklanmaktadır.

Elma yeriz çünkü cennet bahçesinden olan elmayı temsil eder ve bu günahı ıslah etmek istediğimizi göstermek için elmayı bala batırırız.

Yeni Yılın bir başka sembolü de nardır çünkü onun tanecikleri ruhumuzun parçalarını sembolize eder.  Islah etmek istediğimiz 613 bölümden oluşur, buna emirlere riayet etme denir.

Yeni yıl boyunca balık başları yeriz.  Bu, kendi ıslahımızı yönetmek ve aynı zamanda evrenin tüm bölümlerine iyilik, sevgi ve iyi bağı getirmek için baş olmak istememizdir, beden değil.

Soru: Yaradan’a her uyandığımızda/anladığımızda, Yeni Yılı hissettiğimizi söyleyebilir miyiz?

Cevap: Evet.  Kişi, Yaradan’la bağ kurmaya başladığında buna Yeni Yıl denir.  Dahası, bu her gün olabilir.  Tüm Yahudi bayramları, kişinin yaşadığı manevi koşulları sembolize eder.

 

Manevi Bayramlar, Bölüm 1

Bayramlar Tekrarlanan Koşullardır

Soru: Kabalistlerin kutladıkları özel tarihlere “bayramlar” veya “gelenekler” denilebilir, ancak hepsi özel manevi bilgiler taşır. Bazıları tarihsel olaylar olarak vardır, bazıları Kabalistik kaynaklarda basitçe anlatılmıştır.

“bayram” kelimesinin kendisi, İbranice’de “חג” – “Hag” dır. Bu ne anlama gelir?

Cevap: “Hag”, “Mehuga” sözcüğünden gelmektedir (saatteki ibre/yelkovan).  Yani, bunlar maneviyatta ilerlemek isteyen herhangi bir kişinin manevi koşullarını temsil eden, tekrarlayan olaylardır.

Manevi alan, dünyamızın üzerindedir ve kendi başına var olur.  Manevi nitelikleri ve güçleri edinen bu insanlar, bu alana dahil olurlar ve kendilerini belirli manevi koşullarda hissederler.

Bu koşullara Hag, Mehuga denir yani tekrarlayan ve geri dönen koşullardır.  Başlangıçta, üst dünya sisteminin yapısından gelirler ve aşağı inerek dünyamızda tezahür ederler.

İlk koşul,  Roş Haşana’dır (Yeni Yıl).  Bu tarih, kişinin yaratılışını temsil eder ve bu nedenle onu kutlarız. Dünya bundan beş gün önce yaratılmış ama bunu kutlamıyoruz.  Adem sisteminin yaratıldığı zamanla, Yeni Yıl ile ilgileniyoruz.

O, bizim dünyamızdaki bir insan değil, bizi kontrol eden manevi bir sistemdir.  Ondan önce cansız, bitkisel ve hayvansal doğayı kontrol eden sistem oluşturuldu. Yaratılışın altıncı gününde yani altıncı derecede, Adem olarak adlandırılan sistem ortaya çıktı.

Soru: Bu, Adem’in tüm realitemizi kontrol eden bir program olduğu anlamına mı gelir?

Cevap: Bizi kontrol eden bir program var ve onun içinde alt programlar vardır.  Bunlardan biri, en merkezi olanı,  Adem (insan) olarak adlandırılır.