Category Archives: Baal HaSulam

Büyük Kabalistlerle Bağlantı

İnsan gelişiminin tarihi boyunca, aynı ruhlar dünyamıza iner ve Kabala metodolojisini yayar. Büyük Kabalist Baal HaSulam’ın ruhu, kendisinin de söylediği gibi, Ari’nin ruhunun bir sonucuydu. Ve Ari’nin ruhu, Raşbi’nin ruhunun bir sonucuydu.

Baal HaSulam’ın takipçileri onun öğrencileriydi ve özellikle en büyük oğlu Baruh Aşlag (Rabaş) ve Rabaş’ın bir öğrencisi olarak ben, bu çalışmayı sürdürüyoruz.

Soru: Öğretmeniniz Baal HaSulam’ı hissediyor musunuz?

Cevap: Baal HaSulam’ı bir dereceye kadar, ama öğretmenim Rabaş’a kendimi çok yakın hissediyorum; onunla bağlantı halindeyim.

Kokusunu, sesini, alışkanlıklarını, onunla saatlerce ve yıllarca süren iletişimi hatırlıyor olsam da fiziksel bir duyudan bahsetmiyorum. Ki bunlar da geride kalan, birlikte iletildiği ve Rabaş’la beraber olma ve onun iç dünyasını hissetme arzusuyla güçlendirildiği için çok canlı duyulardır. Manevi seviyede bu tür sürekli bağlantı bazen tamamen dünyevi anıları da kışkırtır.

Milyonlarca dünyevi anıyı koruyabilirim ama onlara ihtiyacım yok. Rabaş ile daha içsel bir bağlantım var, bu yüzden dünyevi duyguların ve anıların bir anlamı yok. Bu onun sözlerini veya görünümünü özlediğim anlamına gelmiyor çünkü aramızda akan içsel bilgiler var.

Ve bunu Baal HaSulam ile ilgili olarak söylemem. Bir duyum var; onunla ilgili içsel seviyede bir anlayış var. Ama bu daha çok ruhu anlamakla ilgilidir, onunla birleşmekle değil; bağlantı, duygulardan çok zihin düzeyindedir. Ve öğretmenim (Rabaş) ile bu, daha çok duygu düzeyindedir.

Kabala Bilgeliğini Yaymanın Zorlu Yolu

Yorum: Baal HaSulam, geniş kamusal faaliyetlerde bulunarak, genel olarak tanınan Kabalist çerçevesinin ötesine geçti. Ünlü kişilerle bir araya geldi ve daha önce hiçbir Kabalistin yazmadığı makaleler yazdı.

Cevabım: Baal HaSulam, Kabala bilgeliğini mümkün olan her şekilde tanıtmaya, dağıtmaya ve yaymaya çalıştı. Diğer birçok Kabalistle, bilim insanı, devlet adamı ve sıradan insanlarla bir araya geldi. Polonyalı işçilerin coşkusunu bir şekilde kullanmak ve onlara dünyamıza neler getirebileceklerini ve Kabala bilgeliğinin yardımıyla hayatlarını nasıl değiştirebileceklerini anlatmak için 1 Mayıs gösterileri sırasında Polonya’ya gitti. Genel olarak konuşursak, Kabala bilgeliğini yaymak için elinden gelen her şeyi yaptı.

Rabaş çok daha mütevazı ve daha düşük bir seviyedeydi. Zaten büyük bir direniş gücünün olduğu bir zamanda yaşadı ve bu nedenle, açıkça söylemek gerekirse, pek çılgınca davranmadı. Onun yanında büyüdüm ve eylemlerinin ne kadar sınırlı olduğunu gördüm.

O vefat ettiğinde, onun mirasını sürdürdüm ve karşılaşabileceğim herhangi bir muhalefete aldırmadan Kabala bilgeliği fikrini her dilde ve dünyanın her yerinde, internette ve mümkün olan her yerde yaymayı kendime hedef koydum. Bütün dünya beni lanetlese bile, bunu yine de yapacağım. Nitekim, dünyanın direnişine rağmen, ben hâlâ buradayım.

Yorum: Ama öte yandan Rabaş yine de babası gibi büyük bir devrimciydi. Tamamen dindar olmayan kırk öğrenciyi kabul etti.

Cevabım: Evet, yine de nazikçe yaptı, çok sert değildi. Bu, ileriye doğru büyük bir adımdı.

Büyük Kabalistler Grubunun Sonuncusu

Yorum: Derslerde ağırlıklı olarak Baal HaSulam ve en büyük oğlu Rabaş’ın yazılarını inceliyoruz. Görünüşe göre tüm büyük Kabalistler zincirini daralttık.

Cevabım: Geri kalan Kabalistlerin yazıları her ikisinde de yoğunlaşmıştır. Bu nedenle Baal HaSulam ve Rabaş’ın yazılarını inceleyerek hiçbir şeyi kaçırmıyoruz. Birincisi, onlar bize en son ve en yakın olanlardır. İkincisi, onlar gerçekten yirminci yüzyılın modern Kabalistleridir.

Üçüncüsü, birçok nesiller boyunca önceki tüm Kabalistler bir şekilde Baal HaSulam ve Rabaş’ın yazılarında toplanmış ve yoğunlaşmıştır ve bu nedenle hiçbir şey kaybetmiş değiliz.

Baal HaSulam ve Rabaş, yazılarında Zohar Kitabı, Sefer Yetsirah ve benzeri gibi daha eski Kabalistik kaynaklara güvendiler. Kendi yazdıkları yazılar da var. Onları okumak ve çalışmak bizim için daha kolaydır.

Prensip olarak, bundan daha fazlasına ihtiyacımız yok. Ayrıca, onların yazılarının çerçevesini aşmadan, Kabala bilgeliğini tam olarak edinebilir ve onu ıslahımız için gerekli bir şekilde uygulayabiliriz.

Soru: Baal HaSulam ve Rabaş güneş ışınlarını yoğunlaştıran bir mercek gibi mi?

Cevap: Evet, Baal HaSulam kendisinden önceki her şeyi bizim için topladı. Zohar Kitabı’nı ve Ari’nin yazılarını açıkladı. Dünyayı daha yüksek bir davranış sistemi aracılığıyla yönetme bilgeliği olan Kabala ilminde, onun açıklığa kavuşturmadığı önemli bir konu yoktu.

Baal HaSulam her şeyi açıkladı, bilgeliği bize yaklaştırdı ve bizim anladığımız bir dilde ifade etti. Onun yazılarını çalışmazsak, gerçekten dünyadaki hiçbir şeyi, onun davranışını ve amacını anlayamayacağız.

Baal HaSulam – Devrimci Bir Bilim İnsanı

Yorum: Baal HaSulam, Kabala bilgeliğinde dramatik bir değişiklik gerçekleştiren bir devrimciydi. Bazıları tarafından şiddetle nefret edildi ve diğerleri tarafından şiddetle sevildi ve ona karşı ortalama bir tavır yoktu.

Cevabım: Evet, bu doğru. Onu anlayanlar onu seviyordu, anlamayanlar da doğal olarak ondan çok nefret ediyordu. Ölümünden sonra mezarına gelip,  üzerine basan insanlar bile vardı.

Soru: Baal HaSulam’ın devrimci olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap: Baal HaSulam’ın metinlerini ilk okumaya başladığımda onlar benim gözlerimi açtı. Bundan önce Ramhal, Ramak, Vilna’lı Gaon ve popüler olan diğer ciddi Kabalistlerin yazıları da dahil olmak üzere çok şey okudum. Gerçekten harika Kabalistlerdi, ama onlardan hiçbir şey aldığımı hissetmedim.

Onların akışına girmedim ve dillerini anlamadım. Bana hiçbir şey söylemediler, görünüşe göre dinleyip kitap okumama rağmen,  beni zenginleştirmesi gereken aynı ifade sistemi değildi.

Ancak Baal HaSulam’ı keşfettiğimde, metni ifade etme şeklinden, sisteminden, ifşasından ve okuyucuyu “Buraya bak, oraya bak, şimdi farkı görüyorsun, şu ya da bu şekilde” diye ona anlatarak nasıl yönlendirdiğinden çok etkilendim ancak her şeyi anladığımı söyleyemem. Bu, sizinle çalışan ve size rehberlik eden, sizinle oynayan ve sorularınızı cevaplayan bir öğretmenin hissiyatıydı.

Baal HaSulam’ın yazıları esas olarak sorular ve cevaplara dayanmaktadır. Yazılarında önce sorular sorar, sonra cevaplar. Bu, metodik olarak yapılacak doğru şeydir.

Soru: Mistik veya duygusal değil, aslında bilimsel bir sunum arıyordunuz.

Cevap: Evet, tabii ki sadece bilimsel. Diğer her şey yanlıştı ve benim için doğru değildi ve buna ihtiyacım olmadığını ve tamamen önemsiz olduğunu düşündüm.

Soru: Baal HaSulam’ın modern dili bilimsel olarak nasıl ifade edilir?

Cevap: En azından, söyleyeceği şeyler için “Bu yazıda bunları ve şu soruları irdelemek istiyorum” derdi ve ardından yaklaşık 20 soru sıralardı. Sonra bir soruyu adım adım açıklığa kavuşturur ve net ve doğru bir sonuca varırdı ve sonra her şeyi  “Özetlemek gerekirse, sahip olduğumuz şudur ve şudur.” Diye özetlerdi.

Bir üniversite mezunu ve yeni başlayan bir araştırmacı olarak, bu yaklaşım kesinlikle bana en yakın ve en iyi anlaşılan yaklaşımdı. Onun ciddi bir kişi olduğunu ve sadece bir şeye inanan ve kafamı karıştırarak görüşlerini bana empoze etmek isteyen dindar bir kişi olmadığını anladım. Bir metodolog olarak Baal HaSulam, tam olarak mantıksal bir zincir ve bilimsel bir yaklaşım inşa eder.

Baal HaSulam – Yaradan ile Bağımızın Kanalı

Öğretmenimiz Baal HaSulam’ın vefatının yıl dönümü özel bir gündür. Bu, bizi Yaradan’a bağlayan ruhtur, içinde yaşadığımız son nesil için Kabala bilgeliğinin kapılarını açan kişidir.

Onun öğretisi olmadan, daha önce aldığımız ve gelecekte de alabileceğimiz bir şeyle ödüllendirilemezdik. Bilgi, yaklaşımın tamamı, metodoloji ve erişim aşamaları, bunların hepsi bizim için Baal HaSulam tarafından hazırlandı. Elbette, her şey bize Yaradan’dan gelir ama bu yüce ruh aracılığıyla.

Kabala (alma) bilgeliğinin böyle bir isme sahip olmasının nedenlerinden biri, onun nesilden nesile aktarılmasıdır. Her öğrencinin bir öğretmeni olmalıdır. Yalnızca yukarıdan özel yardım alan istisnai kişiler, Yaradan’ın edinimine kendi başlarına doğrudan ulaşabilirler. Bu nedenle, maneviyatı edinmiş bilgelerle, büyük Kabalistler ile her zaman bağda olmalıyız, böylece nesilden nesile ilerleyebiliriz.

Her şey kişinin öğretmeni ne ölçüde takip edebileceğine bağlıdır. Bunun içinde herkesin kendi zorlukları vardır. Bu doğaldır çünkü dereceler yukarıdan aşağıya doğru bu şekilde düzenlenir. Aşağı olanın egoizminin üstesinden gelmesi ve üstteki ile bağ kurması zordur.

Dünyamızda, hayvansal düzeyde, böyle bir sorun yoktur, çünkü doğa bir çocuğu yetişkinlere bağımlı olmaya mecbur eder. Bununla birlikte, Kabala bilgeliğini incelemeniz gereken insan seviyesinde, bunu yapmak kolay değildir. Orada, ondan bir şeyler öğrenmek için eğilmemiz ve öğretmenin yüceliğini en üst düzeye çıkarmamız gerekir.

Tabi ki bu öğretmeni onurlandırmak için değil, sadece öğrencinin yararı içindir. Öğrenci öğretmenden daha az hissederse, daha çok eğilip öğretmenden alabilecektir. Bu dünyanın bilimlerinde, bu gereklilik o kadar kesin değildir, sonuçta orada öğrenci öğretmeni eleştirmeli ve onu kontrol etmelidir.

Bununla birlikte, Kabala bilgeliğinde kişi, Yaradan’ın önünde eğilmezse hiçbir şey edinemez. Bu nedenle, ona tüm nesillerin hocalarından gelen kaynaklardan ders veren öğretmenden aldığı her şeyin önünde eğildiği ölçüde, o kadar çok edinim alır. Sadece bu formda küçük olan büyük olandan alabilir.

Bu nedenle, Baal HaSulam’ın ne kadar istisnai ve büyük bir adam olduğunu anlamamız gerekiyor. Tüm eserlerini ve mirasını hiçbir eleştiri olmadan kabul etmeliyiz, o zaman onun ruhuyla bağ kurmaya başlayacağımızı ve onun aracılığıyla Yaradan’ın üst gücünü alacağımızı umabiliriz.

Kabalistik Kitapların Anlamı, Bölüm 7

Kabala Çalışmasında Üç Sınırlama

Yorum: Baal HaSulam, onun Zohar Kitabı hakkındaki yorumunu ya da Zohar Kitabı’nın kendisini çalışmaya başlamak için, önce onun tarafından yazılan dört önsöz hakında bilgi edinmeniz gerektiğini yazıyor: “Kabala Bilgeliğine Önsöz”, “Sulam Tefsirine Önsöz”, “Zohar Kitabına Giriş” ve “Zohar Kitabına Önsöz”.

Cevap: Evet. Bu dört önsözde ciddi bir çalışma yapmadan, Zohar Kitabı’nı okumaya başlamak mümkün değildir.

Soru: Buna ek olarak, Baal HaSulam, Zohar Kitabı çalışmalarına devam etmeden önce, ihlal edilemeyecek üç sınırlamanın açıklığa kavuşturulması gerektiğini yazıyor. Manevi edinimde: madde, maddenin içinde kıyafetlenmiş form, soyut form ve öz olarak adlandırılan dört kategori vardır. Zohar Kitabı, öz ve soyut form gibi kavramlarla ilgilenmez. Bu sınırlama nedir?

Cevap: Özümüzle ilgilenmek imkansızdır çünkü doğamızın üzerindedir.

Soyut formla ilgilenemeyiz çünkü bu bir bilim değildir.

Biz sadece şekil alan maddeyle ilgileniriz.

Örneğin, bizler belirli egoistik veya anti-egoistik, özgecil formlar edinebilen egoizmi çalışıyoruz. Bu formları alabilir ve inceleyebiliriz çünkü biz kendimiz bu formları alan maddeyiz. Kendinizin dışındaki bir şeyi, özellikle de Yaradan gibi bir gücü keşfetmek imkansızdır. Sadece O, bir insan olarak görünür ve kendini: sevgi, ihsan etme niteliği şeklinde gösterirse.

Soru: İkinci sınırlama — Baal HaSulam, Zohar Kitabı’nın sadece Beria, Yetzira ve Assiya dünyalarını, yani üst gücün yaratılıştan gizlenmesini incelediğini söylüyor. Neden?

Cevap: Bizler sadece madde içinde neyin tezahür ettiğini ve üstünde olanı, soyut formları, madde içinde kıyafetlenmemiş soyut güçleri inceleyebiliriz, onları tartışamayız çünkü kesinlikle kanıtlanamazlar ve gerçek dışıdırlar.

Soru: Yani beş dünya var ve Baal HaSulam sadece üç dünyadan mı bahsediyor?

Cevap: Evet. Yalnızca var olduğumuz dünyalardan bahseder: Beria, Yetzira ve Assiya.

Soru: Üçüncü sınırlama — BYA dünyalarının her birinde üç kategori vardır: on Sefirot, insanların ruhları ve realitenin geri kalanı. Zohar Kitabı, sadece insanlarla ilişkili olguları açıklar. Bunun anlamı nedir?

Cevap: Sadece bizi ilgilendiren şeylerle ve içimizde neyin kıyafetlendiğiyle ilgilenmeliyiz ve bunu pratik anlayışımızdan keşfedebiliriz.

Sınırlamaları çok net görmeliyiz. Birçok form alan arzumuzun sınırlarının ötesinde, sola bir adım sağa bir adım, bizleri filozoflara ve psikologlara dönüştürür ama bilim insanlarına dönüştürmez. Kabala tamamen pratik bir bilimdir.

“Doğanın Öğretme Yöntemini Öğrenmek” (Medium)

1930’ların başında, öğretmenimin babası, büyük Kabalist ve ünlü düşünür Baal HaSulam, insanlığın barışı nasıl başarabileceğini ve bu olmazsa ne olacağını özetleyen “Barış” başlıklı çığır açan bir makale yazdı. Diğer şeylerin yanı sıra, doğanın, yaratılan varlıklar yönelme biçimini, bağımsız oluncaya kadar onları nasıl yetiştirdiğini dile getirdi. Onun sözleriyle: “Bir insanın yaratılışını örnek olarak ele alalım: Ataların sevgi ve hazzı onun ilk nedendir, zira bu onların görevlerini yerine getirmelerini garantiler. Gerekli damla babadan çıkarıldığında… doğa, onun için bilgece, güvenli bir yer sağlar ve yaşam almaya hak kazanır. Doğa aynı zamanda onun günlük ekmeğini de tam olarak verir. Doğa ayrıca, anne karnında onun için harika bir yer hazırlamıştır, böylece hiçbir yabancı ona zarar veremez.”

“Tıpkı eğitimli bir dadı gibi onu bir dakikalığına bile unutmadan, her ihtiyacını karşılar, ta ki dünyaya gelebilecek gücü kazanana dek. Doğa, sonra da onu bırakmaz. Sevgi dolu bir anne gibi, onu büyüyene ve kendi yaşamını sağlayabilene dek, zayıf günleri süresince yardımcı olmak için “Anne” ve “Baba” adı verilen, güvenebileceği sevgi dolu, sadık insanlar getirir. Tıpkı insanlar gibi, tüm hayvanlar, bitkiler ve nesneler, varlıklarını ve türlerinin devamını garantilemek için akıl ve sevecenlikle bakılırlar.”

Bununla birlikte, Baal HaSulam, büyüdüğümüzde, sorumluluk almalı ve birbirimize gitgide daha saygılı davranmalı, birbirimize ve tüm doğaya özen göstermeliyiz diye tembihler. Doğanın derslerine ne kadar direnirsek, bize daha ısrarlı ve acı verici bir şekilde öğretir. Ve neredeyse bir asır önce Baal HaSulam; doğanın bize öğrettiği ders, almaktan ziyade vermek üzerine kurulu bir toplum inşa etmektir diye yazmıştır. Bizler isteksiz olduğumuz için, “insanlık iğrenç bir kargaşa içinde kavruluyor ve kavga, kıtlık ve onların sonuçları şimdiye kadar sona ermedi.”  diye eklemiştir.

Ancak, doğanın derslerinin, ağır/acımasız olması gerekmez. Baal HaSulam şöyle yazıyor: “Şaşılacak olan şey, doğanın, yetenekli bir yargıç gibi, gelişimimize göre bizi cezalandırmasıdır. İnsanlığın geliştiği ölçüde, yaşama gücümüzü ve varlığımızı edinirken acıların ve eziyetlerin de çoğaldığını görüyoruz.”

Sonuç olarak, Baal HaSulam şöyle yazıyor: “Doğanın bize emrettiği, başkalarına tüm gücümüzle ve bütün kesinliğiyle ihsan etme sevabının, bilimsel ve gözleme dayalı bir temeline sahipsiniz, şöyle ki içimizden kimse, toplumun hiçbir üyesi yine toplumun mutluluğu ve başarısını güvenceye alacak miktardan daha az çalışmayacaktır. Ve bunu bütünüyle yerine getiremeyecek kadar başıboş kalırsak, doğa bizi cezalandırmaktan vazgeçmeyecek ve intikamını alacaktır.”

Son olarak, Baal HaSulam, II.Dünya Savaşı’nın başlamasından sadece birkaç yıl önce, “Ve bugün çektiğimiz darbelerin dışında ayrıca, gelecek için çekilen kılıcı da dikkate almalıyız.” diye uyarıyor. “Doğru sonucu çıkarmak gerekiyor – doğa bizi sonunda yener ve hepimizi, onun kanunlarını tam anlamıyla izlemek adına, ellerimizi birleştirmek zorunda bırakır.” diye de ekliyor yani “başkalarına ihsan etme kuralına uymak.”

Doğanın aşamalı öğretim yöntemi, onlar dinlemedikleri için, Avrupa’nın yok olması ve on milyonlarca insanın ölümü ile sona erdi. Şimdi artan nefret döngüsünün, uğursuz bir girdap haline geldiğini görüyoruz, bu, tüm dünyayı bir kez daha boğmakla tehdit ediyor ve bedel, önceki dünya savaşından bile çok daha ağır olacak.

Son Nesil Yazılarında Baal HaSulam,  eğer, veren bir toplum ve karşılıklı sorumluluk toplumu kurma emrini üstlenmezsek, üçüncü bir nükleer dünya savaşının olacağını yazıyor. Nefret suçları ve uluslararası gerilimlerdeki artışa bakılırsa, tahmininin gerçekleştiğini görmek kolaydır. Fakat doğa yetenekli bir yargıçtır; bize eylemlerimize göre davranacaktır. Şimdi karşılıklı sorumluluğu seçersek, doğanın ağır derslerini önleyeceğiz.

Koronavirüs bize karşılıklı sorumluluğu uygulama şansı verdi. Tek yapmamız gereken iki yasaya uymaktır: maske takmak ve mesafemizi korumak. Bunu sadece birkaç hafta yaparsak, salgından kurtulmuş oluruz. Ama yapabilir miyiz? Dünyanın virüsten kurtulmasına yardımcı olmak için, başkalarına yeterince önem veriyor muyuz? Koronavirüs, birbirimize olan bağlılığımızın bir testidir. Başarısız olursak, doğa çok daha zorlu ve daha az sempatik bir öğretmen temin edecektir. Ve başarısız olmaya devam edersek, Baal HaSulam’ın tahmini gerçekleşecektir.

Twitter’da Düşüncelerim / 6 Mayıs 2020

En yakın gelecek herkese her şeyin parçalanacağını gösterecektir. Çünkü hepsi ego üzerine inşa edilmiştir. Doğa bizi EGO’nın ahlaksızlığını tanımaya ve onu inşa kuvveti olarak iptal etmeye zorlayacaktır.

Karantinadan sonra hayata dönerken, dünyanın integral doğasını ve içsel birliğini koruyarak onun yeni formuna gelmeliyiz. Herkes kendi refahını önemsemeye devam ederse, mutluluklarını başkalarının pahasına inşa ederse, sorunlar hepimize bir bumerang gibi dönecektir.

“Son nesil”in, birleşik entegre insanlık sistemine giriyoruz. Açılan integral formunu doğru kullanmayan biir, dünyayı bir ülke, bir ulus olarak görmez – kaybedecektir. Kendimizi diğerlerinden ne kadar çok ayırırsak, o kadar çok kaybederiz.

Çeşitli safhalarda ifşa olan negatif kuvvetler, insanlığın ilerlemesinin arkasındaki nedenlerdir. Onların işlevi, insanlığı gelişiminin son aşamasına, hatasız veya eksik safhaya getirmektir. (Baal HaSulam, “Ulus”)

Gelişim yasasını kendi ellerimize ve kontrolümüz altına almak daha iyidir, çünkü bu şekilde bugünden itibaren doğal gelişimin bizim için sakladığı tüm ızdırapları önleyebiliriz. (Baal HaSulam)

Evrim, doğayı çeşitliliğe ve bireyselleşmeye doğru iter ve çatışmaya yol açar. Çözüm, daha gelişmiş bir düzeyde işbirliğinde yatmaktadır. Dünyayı “küresel bir köye” dönüştürme süreci tesadüfi değildir, bu evrensel bağlantılı olmaya doğru medeniyetin gelişmesidir.

 

Her Kabalist Kendi Dünyasına Mı Sahiptir?

Soru: Fiziksel dünyada, onun algısının genel bir resmine sahibiz: gökyüzü mavidir, güneş sarıdır vb. Manevi dünyada herkesin kendi resmini göreceğini söylüyorsunuz. Orada genel bir resim yok mu? Her Kabalistin kendi dünyası mı vardı?

Cevap: Her Kabalist kendi koşulunun içindedir, ancak onları aşağı yukarı aynı şekilde tarif ederler: Onlar tek anahtara sahiptir. Onlar birbirlerini anlarlar.

Herhangi bir manevi derecede, niteliklerinizle ne algıladığınızı hissedeceksiniz. Bizim dünyamızda herkes aynı niteliklere sahiptir – beş algı organı. Manevi dünyada da onu algıladığımız beş duyu organı vardır – Keter, Hohma, Bina, Zeir Anpin ve Malhut- ama algılayan sizsiniz.

Manevi dünyada herkes farklı bir seviyededir, çünkü çok sayıda dereceler vardır: 125‘i temeldir ve her biri birçok alt dereceden oluşur.

Bu nedenle, kendinizi başkalarıyla eşitlemek istiyorsanız, bir Kabalistik kitap alın ve onu çalışarak, onu yazan Kabalistin ne hissettiğini hissetmeye başlarsınız.

Örneğin, Ari’nin eserleri veya Baal HaSulam’ın Talmud Eser Sefirot’unu okuyarak, onları tarif ederken ne hissettiklerini hissedersiniz. Ayrıca, perdeniz aynı seviyede iken açıklandığı gibi davranmanız gerekir. Ancak, genellikle başka seviyelerde olduğunuz için görünüşte farklı dünyalara sahipsiniz.

Does Each Kabbalist Have His Own World?

İçsel Bariyerin Üstesinden Gelmek

Soru: 12 yıl öğretmeniniz Rabaş’la birlikte bulundunuz. Sekiz ya da on yıl sonra zaten çok şey biliyordunuz, kitaplar yazdınız. Artık kendisinden öğrenmek için bir şey kalmadığı hissine mi kapıldınız?

Cevap: Evet, böyle koşullar vardı. İçsel gerginlik ve kızgınlığın eşlik ettiği. Örneğin, öğretmen açıklar, ancak açıklamayı dinlemenin yeterli olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Potansiyel içsel bariyerin bir şekilde üstesinden gelmelisinizdir ama gelemezsiniz. Ve elbette sorunlar vardır. Burada kendinizi iptal etmeniz gerekiyor ve bu arzuya terstir.

Soru: Rabaş size, Baal HaSulam’a karşı kendisini nasıl geçersiz kıldığından bahsetti mi?

Cevap: Bunu söylemedi, ama birkaç kez bunun kendisi için çok zor olduğunu, çünkü babanıza karşı kendinizi iptal etmenin daha da zor olduğunu belirtti.

Overcome The Inner Barrier