Category Archives: Ahlak

Ötenazi, Taşıyıcı Annelik, Klonlama

Soru: Acı çeken hastaların hayatını sonlandıran ötenazi, tıp etiğinde ciddi bir sorundur. Bununla ilgili olarak ne hissediyorsunuz?

Cevap: Bir kişinin doğal bir şekilde ölmesi çok önemli olsa da, acısının kaçınılmaz ve anlamsız olduğunu görürsek, o zaman onu hafifletmek için bir şeyler yapmalıyız.

Soru: Taşıyıcı annelik, infertile bir aileye çocuk sahibi olma şansı verir. Ancak böyle yaparak çocuk bir meta haline gelir ve taşıyıcı annelik iyi, yüksek maaşlı bir işe dönüşür. Ahlaki açıdan bunu nasıl görüyorsunuz?

Cevap: Bunu uygulayıp uygulamamayı söyleyemem. Bu tür konulara sadece toplum karar verir. İnanıyorum ki, kişiyi düzeltirsek, o zaman tüm bu seçenekler tamamen farklı bir şekil alacaktır.

Soru: Bugün, klonlama konusunda birçok tartışmalı görüş var. Burada da etik bir soru var. ABD ve Japonya’da klonlama yasaktır. Sizin görüşünüz nedir?

Cevap: Her şeyden önce, kendi içimize bakmamız ve ne için gerekli olduğunu ve nereye götürdüğünü anlamamız gerekir. Klonlamanın yaratılış planına göre gittiğini anlarsak, o zaman elbette kullanabiliriz.

Herkes Kurallara Göre Yaşasaydı

Soru: Davranış kurallarını bir yetişkine açıklamam gerekiyor mu yoksa bu başka birinin hayatına müdahale etmek olarak mı kabul edilir?

Cevap: Başkasının hayatı diye bir şey yoktur. Hepimiz aynı sistemin unsurlarıyız ve hepimiz birbirimizi etkiliyoruz. Bu nedenle, kişi başkalarına karşı mutlak özgürlüğe sahip değildir.

Doğduğu ve içinde yaşadığı genel sistemde hakkı olan yeri almalıdır. Kendini bundan hiçbir şekilde, ölümle bile kurtaramaz.

Soru: Herkes kurallara göre yaşasaydı, hepimiz mutlu olur muyduk?

Cevap: Tamamıyla.

“Ahlak Nedir?” (Quora)

Ahlak, “Dostunu kendin gibi sev” ilkesinin açık bir şekilde gerçekleştirilmesidir yani doğuştan gelen egomuzda hissettiğimizden, tamamen farklı bir gerçekliği algıladığımız ve hissettiğimiz, egonun üzerinde mutlak pozitif bağ koşuludur. Bizler “Dostunu kendin gibi sev” ilkesini gerçekleştirene kadar, dünyamızda ahlak olarak tanımladığımız şey, biz daha da geliştikçe değişir.

Bir güçler sistemi içinde yaşıyoruz ve her bireyin içindeki egoist niteliklerini belirleyemeyiz. Bu nedenle ilişkilerimizi düzenleyemeyiz veya tanımlayamayız.

Bu nedenle, ahlaki değerlerimiz, içinde yaşadığımız koşullara dayanır ve bunlar, insan evriminin sonucudur. Onlar insan egosundan doğarlar, bu bize hayatımızı yaşayış şeklimizin her nasılsa yanlış olduğunu, farklı yaşamamız gerektiğini ve kendimizi belirli bir şekilde yöneterek, hepimizin daha iyi hayatlar yaşayacağımızı düşündürür. Başka bir deyişle, insan egosu, bizim üzerimizdeki kontrolü ile ahlaki değerlerimizi belirler.

Sevginin İşleyişini Başlatmak

Haberler (Oxford Üniversitesi, News and Events): “Oxford Üniversitesi’ndeki antropologlar, yedi evrensel ahlaki kural olduğuna inandıkları şeyi keşfettiler.”

“Kurallar: Ailenize yardım edin, grubunuza yardım edin, iyilik yapın, cesur olun, üstlerinize saygı gösterin, kaynakları adil bir şekilde paylaşın ve başkalarının niteliklerine saygı gösterin; dünyanın her yerinden 60 kültürün katılımından oluşan bir ankette bulundu. …”

Bilişsel ve Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nün başyazarı ve kıdemli araştırmacısı Dr. Oliver Scott Curry şunları söyledi: “Evrensel ahlakçılar ve ahlaki görecelilikçiler arasındaki tartışma yüzyıllardır devam ediyor, ancak şimdi bazı cevaplarımız var. Her yerde insanlar benzer bir dizi sosyal problemle karşı karşıyadır ve bunları çözmek için benzer ahlaki kurallar kullanırlar. Tahmin edildiği gibi, bu yedi ahlaki kural kültürler arasında evrensel görünüyor. Her yerde, herkes ortak bir ahlak kuralı paylaşır. İşbirliği yapmanın, ortak iyiliği teşvik etmenin yapılacak doğru şey olduğu konusunda herkes hemfikirdir. ”

Soru: Kabala ahlak kuralı hakkında ne diyor?

Cevap: Kabala, yukarıdaki tüm hususların, egoist insan etkileşiminin kuralları olduğunu söyler. Elbette bunlara uyulması gerekir, ancak üst yasalarla hiçbir ilgisi yoktur.

Hayvan seviyesinde, otomatik olarak riayet edilirler. Ve kişi, egoist olduğu ve başkalarına herhangi bir hayvandan çok daha fazla zarar verebileceği için, bu ilkelere ihtiyaç duyar. Eğer uyulsaydı iyi olurdu.

Ancak bu, ne Kabala’nın görevi ne de onun ilgi alanıdır. Kabala, başka ilkelere uymaya davet eder: bize bir şekilde hareket etmemizin ve başka bir şekilde hareket etmememizin söylenmesine gerek olmadığı, sevginin ilkeleridir.

Komşusu için kendi içinde sevgi hisseden bir kişi için, tüm bu kurallar doğaldır ve kişi daha farklı bir şekilde davranamaz. Bir anne için, bebekle nasıl başa çıkılacağına dair bir kanun kitabı yazamazsınız. Buna ihtiyacı yoktur; o hisseder, anlar ve her şeyi sadece çocuğunun yararı için yapar.

Soru: Annenin çocuğuna olduğu gibi, bir insanda sevginin işleyişini tetikleyecek böyle bir doğa gücünü çağırmanın mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap: Evet. Yapmamız gereken budur. Ve o zaman herhangi bir ahlaki kurala gerek yoktur. Kişi, bir şeyi doğru mu yanlış mı yaptığını, mahkûm edilebileceğini veya cezalandırılabileceğini görmek için sürekli olarak bir kanun kitabına başvurmak zorunda kalmamalıdır.

Soru: Ahlaki eğitimin kriterini insanların eylemleri ve motivasyonları olarak görüyoruz. Başka ahlaki kriterler olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap: Ahlak için gerçek kriterin, Üst Gücün varlığı ve O’nun en yüksek ilkesi olan herkese sevgi olduğunu söyleyebilirim.

Ahlaki İlkeler Üzerine Bakış Açıları: Bilim Adamları Ve Kabala

Soru: Bazı ahlaki ilkelerin, insanın biyolojik doğasının bir parçası olduğunu öne süren bir bakış açısı var. Araştırmacılar, farklı cinsiyet, yaş ve kültürden insanlar arasında ahlaki yargıların oluşumunun önemli ölçüde farklılık gösterebileceğini savunuyorlar. Bu parametrelerin ahlaki ilkeleri etkilediğini düşünüyor musunuz?

Cevap: Elbette. Biyoloji, karar vermeyi etkiler.

Yorum: Araştırmacılar, kabul edilen ahlaki normlara uygun hareket etmenin, insanların strese karşı direncini artırdığını ve fiziksel durumlarını güçlendirdiğini keşfettiler.

Cevabım:  Şüphesiz, eylemlerimin ahlaki temeller, ilkeler ve toplumun anlaşmalarıyla desteklendiğinden emin olsaydım, kendimi çok daha güvenli hissederdim.

Soru: Nörofizyologlar, insanların ahlaki yargılarının, beyindeki belirli alanların aktivitesini değiştirerek etkilenebileceğini savunuyorlar. Öyle görünüyor ki, tüm ahlak konuşmaları yakında kendiliğinden duracak ve bunun yerine iki elektrot yardımıyla toplumun ahlakı oluşacaktır.

Dış etkilerle, kişinin ahlak ilkelerini değiştirmenin mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap: Hayır. Görünüşe göre elektrotların yardımıyla bazı kuvvetleri kontrol edebiliyorsunuz. Onları gerçekten kim kontrol ediyor? Bu cevaba ulaşamazsınız. Orada tüm insan ahlakının temeli vardır.

Soru: Harvard Üniversitesi’ndeki uzmanlar, kişinin ahlak ilkelerinin gün içinde değiştiği ve akşamları zayıfladığı sonucuna varan bir dizi deney yaptılar. Bu nedenle, sabahları, önemli olan, ahlaki açıdan zor kararlar vermeyi tavsiye ediyorlar. Sizi görüşünüz nedir?

Cevap: Kişinin fizyolojisine bağlıdır. Sabahları hiç düşünmeyenler vardır; onlar akşamları ve hatta geceleri daha iyi düşünürler.

İnsanlığın Ana Ahlaki İlkesi

Soru: Ahlaki normlar sürekli değişiyor. Örneğin Şovenizm ve Nazizm’in yerini hoşgörü almıştır; cinsel ve ulusal azınlıklara karşı hoşgörülü bir tutum. Ya da daha önceden, boşanma utanç verici bir şey olarak kabul edilmiş olmasına rağmen, günümüzde kişinin bağımsızlık kazanabileceğine vb. inanıldığı için,  onurlu bile olabilir.

Toplumun kültürüne ve geçen zamana bakılmaksızın sabit kalması gereken ilkeler var mı?

Cevap: Evet. Bunlar, herkesin genel etkileşimin ayrılmaz bir parçası gibi hissettiği, tek bir topluluk oluşturduklarında, insanlar arasındaki doğru etkileşim ilkeleridir. Onun içinde mükemmel, ebedi koşullarını keşfederler. Bu duygu içinde yaşamalılar.  Gelişimlerinin amacı budur.

Soru: İnsani gelişime, kültüre ve geçen zamana bakmaksızın değiştirilmemesi gereken birkaç ilkeyi sıralayabilir misiniz?

Cevap: Böyle yalnızca tek bir ilke vardır: “komşunu kendin gibi sev”. Başka hiçbir şey yok. Uygulamada, yalnızca bu ilke bizi, içinde sonsuz ve mükemmel yaşamı ifşa ettiğimiz, birbirimize bağlı sistemimizin yaratılmasına ve sürdürülmesine götürür.

Bu nedenle, onlularda ve küçük gruplar halinde bir araya gelerek, aramızda bu prensibi gerçekleştirmeliyiz. Bu hali hazırda pratik Kabala uygulamasıdır, bizi birbirimize yakınlaştıran, neden birbirimize zıt olduğumuzu açıklayan ve bu zıtlığın nasıl üstesinden geleceğimizi öğrenmemize yardımcı olan, üst ışık denen özel enerjiyi nasıl çekeceğimizdir.

Başlangıçta, parçalanma yaşadığımız için bağımız koptu. Şimdi, birbirimizle yakınlaşmayı başarmalıyız. Bağ ve kopukluk arasındaki farkta, kendimizi, hayatın ebedi akışı içinde var olduğumuzu hissetmeye başlayacağız.

Yorum: Bir paradoks olduğu ortaya çıkıyor. Şimdi dışarı çıkıp insanlara “komşunu sev” ilkesine uyup uymadıklarını soracak olsaydınız, hemen hemen herkes uyduğunu söylerdi.

Cevabım: Öyleyse, “komşunu kendin gibi sev” sözleriyle neyi kastettiğimizi ve bu prensibin bize neden Tora’da verildiğini ve ayrıca herkesin bunu yerine getirebileceği konusunda böbürlendiğini ama gerçekte hiç kimsenin bunu yerine getirmediğini, vb. açılamamız gerekir.

Soru: Diğer tüm ahlaki ilkelerin bu ilkeye dayandığını mı düşünüyorsunuz?

Cevap: Onların hepsi,  sadece “komşunu sev” in belirli bir durumudur.

Soru: Bundan anlaşılan, eğer bu prensibe uyarsam koltuğumu toplu taşımada başkalarına vereceğim ve insanlara karşılıksız olarak yardım edeceğim midir?

Cevap: Bundan hareketle, her zaman başkalarına karşı nazik olacaksınız ve komşunuza asla zarar veremeyeceksiniz. Sonuçta, bir kişiyi seviyorsanız, ona nasıl zarar verebilirsiniz ki?

Kırbaçla Mı Yoksa İsteyerek Mi?

Soru: Ahlaki normlara uyulmaması, bedensel cezayı gerektirmez ve kişi bunları takip edip etmemeye kendisi karar verir. Bunların uygulanmasıyla ilgili bir ceza ve ödül sistemi getirmenin gerekli olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap: Kişiyi, ahlaki standartların uygulanmasının, doğadan doğrudan ve derhal ödül veya ceza almaya yol açtığını anladığı bir seviyeye yükseltmenin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Soru: Ama henüz bu gerçekleşmediğine göre, cezaları bir eyalet yasası şeklinde uygulamak mümkün müdür?

Cevap: Muhtemelen yapabilirdiniz. Ama bu doğru değildir. Bu kırbaç yoluyla bir önlemdir. Farz edin ki, toplu taşıma araçlarında koltuğunuzu bir kadına vermediniz, sonra hesabınızdan bin dolar kayboldu. Ve eğer hamile bir kadın olsaydı, o zaman on bin dolar.

Soru: Kişiye bu şekilde normlara uymayı öğretmek mümkün müdür?

Cevap: Mümkündür. Ama bu, kişiyi düzeltmeyecektir.

Soru: Onu ne düzeltecektir?

Cevap: Ancak, korkudan değil bilinçli olarak, bunu yaparak ortak bir güce, ortak bir ruha yaklaştığını anlaması.

Kırbaç yöntemi, bu yasalara dikkat çekmek için sadece başlangıçta yardımcı olur, ancak daha sonrasında değil.

Geleceği Olmayan Toplum

Soru: Eski zamanlarda ahlaksız insanlar bilimin dışında tutuldu. Günümüzde bir kişinin ahlaki ilkeleri ile mesleği arasında hiçbir bağlantı yoktur. Bu durum iyileştirilebilir mi?

Cevap: İnsanın ahlaki seviyesini yükseltmemiz gerekiyor, aksi takdirde geleceğimizi terk etmek zorunda kalacağız çünkü sonunda kendimizi yok edeceğiz. Toksik maddelerin üretimini yasaklayan bir sözleşme var ama ona kim riayet ediyor ki? Kendimize getirdiğimiz her türlü kısıtlamaya rehberlik edemeyiz.

Dünyadaki bu tür şeylerin ona karşı çalıştığını görebilmesi için kişi yetiştirmeliyiz. Zehirli maddeler üreten bir toplum kendini mahveder. Böyle bir toplumun geleceği yoktur.

Yorum: Alçakgönüllülük, ahlaki olarak kendini geliştirme açısından diğerlerinden daha fazla ilerlemiş insanların doğasında vardır.

Onlar, başkalarına ders vermek istemezler.

Cevabım: Bu yanlıştır. Bu onların egoizmlerinin bir yansımasıdır.

Onlar kendilerini aşmalı ve fikirlerini, temellerini ve felsefelerini duyurmalılar çünkü bunların hepsi toplumun iyiliği içindir. Bir insanın bu yüzden kendini iyi ya da kötü hissetmesi, çekingenlik hissedip hissetmediği önemli değildir. Kişi bunu yapmalıdır!

Ahlaki İlkelerin Temeli

Soru: Basit gelenek ve alışkanlıkların (yani, doğum günü kutlamaları, düğünler, orduya uğurlama ve çeşitli diğer ritüeller) aksine, ahlaki normlar genel kabul görmüş düzen nedeniyle oluşturulmaz, aynı zamanda kişinin fikirlerinde ideolojik bir gerekçeye sahiptir.

Toplumda ahlaki ilkelerin temeli sizce ne olmalıdır?

Cevap: Her ahlaki norm, toplumun gelişiminin her anında karşılıklı birleşme, sevgi ve dostluğa, ruh denen mutlak, mükemmel, bütünsel ve ortak bir arzuya ulaşmaya yönelik olması gerektiği gerçeğine dayanmalıdır.

Doğanın amacı, kişiyi ve ardından tüm doğayı sonsuzluk ve mükemmellik seviyesine yükseltmektir. Aramızdaki iyi bir ilişki bu hedefe ulaşmak için bir araçtır. Ne de olsa, böyle bir hedef olmasaydı, ne komşusu için sevgiye ne de ahlaki değerlere ihtiyaç olmazdı.

Fiziksel Dünyaya İhtiyacımız Var Mı?

Soru: Son yıllarda, teknolojinin ahlaki standartlarımızın önünde olduğunu gördük. Doğa neden teknolojiyi ahlaki değerlerimizin büyümesinden daha hızlı geliştirmemize izin veriyor?

Cevap: İnsan doğasının kötülüğünü fark etmek ve onu düzeltmeye başlamak için.

Soru: Giderek artan sayıda genç, sanal gerçeklikte yaşamayı tercih ediyor. Yakın gelecekte fiziksel dünyaya artık hiç ihtiyaç duymayacağımızı düşünmüyor musunuz?

Cevap: Hayır, ona ihtiyacımız olacak. Bir düğmeye basıp bu fiziksel dünyayı iptal ettiğimizi söyleyemeyiz. İsteseydik bile,  bunu yapamazdık. Fiziksel varlığımızı bir şekilde sürdürmek zorunda kalırdık.

Prensip olarak, tüm düşüncelerimiz sanal dünyada yoğunlaşabilir. Bununla birlikte, bu, bizi nereye götürdüğünü anlamak için doğamızın kötülüğünün fark edilmesi sürecinde, sadece kısa bir dönem alacaktır. Bu durumdan çıkıp doğru forma geleceğiz.