Category Archives: 10’lu Gruplar

Tek Adam Olarak Onlu

Soru: Farklı onluları birbirleri arasında bağ kurabilme amacına pratik olarak ulaştırmak için onları nasıl bir araya getirebiliriz?

Cevap: Ben şimdilik her onlunun kendi başına çalışmasına izin verirdim. Onlunuzu ayrı kişiliklerin olmadığı, ancak on kişinin birliği aracılığıyla tezahür eden, kendi kişiliğine sahip bir birim olarak hissetmelisiniz. O zaman içinizde ışık yani ortak ihsan etme niteliği, sevgi niteliği ifşa olmaya başlayacaktır. Bu Yaradan’dır!

Dünyamızın üstünde bir üst koşul hissinin nasıl olduğunu göreceksiniz,  yönetim güçleri sistemi tezahür etmeye başlayacak. Yani, bir sonraki seviyeye yükselmeye başlayacaksanız.

Daha sonra, daha da yüksek bir seviyeye yükselmek için yanınızda bir onluya daha ihtiyacınız olacak. Böylece yavaş yavaş piramidin tepesine tırmanacaksınız.

Aynı zamanda sizin ardınızda diğer onlulara bağlı başka onlular olsun diye, dağıtımla meşgul olmanız gerektiğini hissedeceksiniz. Ancak bu sadece aranızdaki bağa ulaştıktan sonra olur.

İlerleme İçin Tek Kriter

Soru: Zaman zaman onludan kopup, sonra tekrar dahil oluyoruz, ve bunu yapma sıklığımız, çalışmamızın kalitesinin bir göstergesidir. Bunu hangi kritere göre ölçebiliriz?

Cevap: Onluya ve onun içinde ki Yaradan’a verdiğimiz öneme göre.

Onlarla sürekli bağ içindeyim çünkü onlar benim ruhum ve bu şekilde hayatta ilerliyorum. Fiziksellikte çalışırım, aileme bakarım, her türlü maddesel olaylara katılım sağlarım ama içsel olarak sürekli olarak onluya ve onun içindeki Yaradan’a tutunduğumu hissederim. Tek kriterim bu.

Soru: Bugün belli bir onluya, yarın başka bir onluya sahip olursam ne olur?

Cevap: Fark etmez. Tüm onlular eninde sonunda birleşecek. Genel anlamda yaratılan her şey, doğa, cansız, bitkisel ve canlı seviyeler de dahil olmak üzere tek bir onlukta birleşecektir.

Grubun Görevi

Soru: Bir içsel bağ, birbirlerini anlama ve aralarında ilişki duygusunu geliştirmek için gruba hangi talimatı verebiliriz? Bir grup görevi neye benzer?

Cevap: Grubun üyeleri şunları açıklamalıdır:

Bizi ileriye iten nedir?

Yaşamımızın anlamı ve gelişmenin anlamı.

Bireysel ve grup gelişimi arasındaki fark nedir?

Egoizmimiz neden gelişmemize izin vermiyor ama acı getiriyor?

Bağlanmakla ne kazanabilirim?

Her insanın diğerlerinin üstünde, diğerlerinden aşağıda, diğerlerine eşit olması arasındaki karşılıklı ilişki nedir?

Hepimizin bir çemberde eşit olarak birbirimize yöneleceği ve grubun merkezini belirleyeceği böyle homojen bir duruma ulaşıp ulaşamayacağımızı nasıl kontrol edebiliriz?

Merkez ne demektir? “Ben”imin artık olmayacağı, sadece ortak bir “Ben” olarak “Biz”in olacağı yer.

Yeni kimliğimizde ne hissederdik? Herkes kendini veya başkalarını değil, “bizi” hisseder. Buna nasıl özlem duyabiliriz?

Böyle kademeli eğitim, insanları yeni bir durumla tanıştırır.

Aynı zamanda, burada tamamen farklı bir algı düzeyi olduğunu hissetmeye başlarlar. Altıncı bir his ortaya çıkar: “Biz”in içinden gelen his. Ama bu “biz” kesinlikle ortak, kolektiftir ve bugün bunu hayal bile edemiyoruz. Bu sadece kendinden ayrılma değil, herkesin birbirine dahil olmasıdır.

Onlular- Kabalistik Bir Organizasyonun Yapısı

Soru: Öğretim yönteminizde ki yaklaşım, kuruluşunuzun mevcut yapısının onlulara bölünmesine yol açmıştır. Kullanılan formun, insanlar olarak kendisini düzenlenmesinin etkisi burada işe yaradı mı ve oldukça net bir yapı mı ortaya çıkardı?

Cevap: Kabala’da kişinin onlularda çalışması gerektiği yazılmıştır. Bir grupta on kişinin olması arzu edilir. Daha sonra onlular, yüzlülerde, binlilerde vb. toplanacak.  Ben kişisel olarak bunun içinde değilim, ben sadece insanlara öğretiyorum. Ama hepsi açıkça birliklerini hissediyorlar.

Soru: Yani onlar zaten kendilerini organize ediyorlar ve siz buna katılmıyor musunuz?

Cevap: Evet. Onlar kontrol ediyor ve kesinlikle buna uyuyorlar. Onlar için onlu bir grupta bulunmak kutsal bir görevdir. Çünkü birbirlerini desteklemelerinin tek yolu budur.

Grubun Merkezini Nasıl Kaybetmeyiz?

Soru: Maneviyat özlemi çeken bir kişi, çoğu zaman kendi güçleri sayesinde ilerlediğini düşünür, ama gerçek şu ki, kişi güçsüzdür. Bir yandan, bütün gücünü tüketmiştir. Diğer yandan, hedefin önemi ile şarj olmuş bir grup vardır. Bir kişi grubun arzusunun merkezini kaybetmemesi için ne yapmalıdır?

Cevap: Kimsenin doğru yoldan sapmaması için birbirinizi kollamanız, birbirinizi takip etmeniz ve birbirinize sımsıkı sarılmanız gerekir. Tek bir teknede devrilmeden durabilmenizin tek yolu budur ve o zaman hedefe doğru ilerleyebilirsiniz.

Hedefe doğru ilerlemek ne anlama gelir? Bu, grupta daha da büyük bir birliğe doğru bir harekettir. Karşılıklı yakınlık, grup içinde Yaradan’ın gerçek ifşasını uyandıracak ve çağıracak bir yoğunluğa ulaşacaktır!

Böylece, her zaman içinize doğru hareket edin, birbirinize daha yakın olun ve bunun sizin kurtuluşunuz olduğunu ve asla yanlış gitmeyeceğinizi göreceksiniz.

Onlu Ve Öğretmen

Soru: Ders sırasında önce öğretmene mi yoksa onluya mı içsel olarak bağlanmamız gerekiyor, yoksa aynı anda mı olması gerekiyor?

Cevap: Siz ve onlu bir bütün olmanız için onlu ile bağ kurmanız gerekir ve sonra öğretmeni dinleyebilir ve söylediklerini onluda uygulayabilirsiniz.

Onlu asıl şeydir ama onluda ne yapacağımızı bilmek için bir öğretmene ihtiyacımız vardır.

En Yüksek Edinim Daima Bireyseldir

Soru: En yüksek bilinç belirli bir bireyde hissedilecek mi?

Cevap: En yüksek bilinç yalnızca belirli bir birey tarafından hissedilir. Aynı zamanda en yüksek bilince sahip ve hatta küresel bir grup vardır, ancak prensipte, her zaman herkes tarafından bireysel olarak algılanır. Tek bir grup olsa bile, yine de bunu kendi içimde algılarım. Ve dünyamızda nasıl algılarız? Yine sadece kendi içimde.

Soru: Kabalistik bir grubun üyeleri birleştiğinde ve karşılıklı olarak birbirine bağlandığında, üst seviye özün doğumunu incelemekteyiz. Bu net değil, bir hücrenin de bilinci var ama bu bilinç, hücrelerin birbirine bağlanmasının bir sonucu olarak benim bilincimle örtüşmüyor. Bu nasıl olur?

Cevap: Hayır, edinim her zaman bireyseldir. Başkalarıyla birleşsem ve kendi aramızda tüm bireysel özelliklerimizi içeren yeni bir genel duyu organı yaratsak bile, onu yine de kendi bireysel formumda hissederim. Hepsi benim orijinal niteliklerime bağlıdır.

Soru: Benim algıma göre, daha yüksek seviyelere yükseliyorum, sanki bu yüksek varlığın ‘Adem – insanı’ın bir hücresi oluyorum. Benim kişisel algım ve birleşik olanın sonucu aynı şey değil midir? Bu varlık ve ben gerçekliği nasıl hissederiz?

Cevap:  İşte bu grup algısı olasılığıdır. Diyelim ki, bir teleskopla bakıyorum, ama aynı zamanda algılıyorum da, bu benim, diğerleri değil. Başkalarıyla aynı şekilde bağlantılı olsam da, bu karşılıklı algı karşılıklı da olsa, yine bende algılanıyor. Kendimden hiçbir yere kaçmıyorum, çözülmüyorum ya da yok olmuyorum.

“Kendimi iptal ediyorum” gibi ifadeler kullanmamıza rağmen, bu bir metafordan başka bir şey değildir. Sonuçta, bu iptalde bile hala kendimi hissederim. Ve başka nerede hissedebilirim? Arzumun içinde. Hangi dönüşümü yaşadığı önemli değil, bunda hep aynıyım.

Yorum: Ama siz onlu vasıtasıyla hissedin, onluyu düşünün diyorsunuz.

Cevabım: Bu da benim arzumdur. Onlu ile birleştiğimde, bu benim arzumu temsil eder. Ve onluyla bağlantılı arkadaşların her biri, ona aynı dahiliyeti hissedecek ve bu dahil olma, her biri için bireysel olacaktır. Ve her birimiz başkalarını kendimizin bir parçası olarak hissedecek olsak da, sonunda bunu kendim aracılığıyla hissedeceğim.

Her birinin dahiliyeti ruhunun kökünden gelir ve bu bireysel olacaktır. Burada eşit olamayız. Diyelim ki şimdi ikimiz de su içiyoruz, ama sizin ve benim hissettiğimiz şeyi karşılaştırmak imkansızdır.

Soru: Yani, daha önceden hayal ettiğim gibi mutlak bir karışım yok mudur?

Cevap: Hayır. Aksine, birbirimizle tam olarak birleşemememiz, ancak sadece üstümüzde köprüler varmış gibi bağlanmış olmamız sayesinde – egoizm altta ve onun üstünde, bir köprü var – her egoizmin üstesinden geldiğimizde çarpılarak (çoğalarak) çok daha büyük bir izlenim ediniriz.

Aksi takdirde, birbirimizin içinde çözülür ve tüm doğayı, tüm yaratılışı eşitleyen ortak bir bütünü temsil ederdik.

Burada, algımızın Kabala’da söylendiği gibi 620 ile çarpılması gerçekleşir. Ancak genel olarak bu sonsuzdur. Bu nedenle, kolektif algı ayrı bir şeydir ve bireysel olan yine ayrı bir şeydir.

Onluya Mağara Diyebilir Misiniz?

Soru: Çevreye ya da mesela içinde bulunulan onluya mağara demek mümkün mü?

Cevap: Elbette. Aslında mağara, dünyamızda bile sınırlı bir alanda yaratılabilen bir ihsan etme niteliği, sevgi niteliğidir.

Soru: Diyelim ki bir insan çevresinde böyle bir ortam yarattı ve birden orada ataları keşfeder. Ya da Adem ve Havva’yı. Bu nasıl anlaşılabilir?

Cevap: Bir kişi bütün dünyayı birlik içinde, ihsan içinde, karşılıklı bağ içinde görmek istediğinde, bu dünyada daha önce kendisinden gizlenmiş olan bu tür nitelikleri ifşa eder. İhsan etme, sevgi, birleşme ve egoizmin üzerine çıkma niteliğinin gerçekten var olduğunu hisseder. Onun için artık engel ve kısıtlama yoktur, o alanda, ihsan etme niteliğiyle yarattığı o güç ölçüsünde yaşar.

 

Dünyanın Mükemmelliği İnsanın Mükemmelliğidir

Dünyanın mükemmelliği, insanın içsel mükemmelliğine yani insanların birbirleriyle olan bağına bağlıdır. Başlangıçta, bağ, bilinçli olarak ıslahları üzerinde çalışan onlularda gerçekleşir, ancak sonunda tüm dünya onlara katılmalıdır.

Genel ve eksiksiz bir bağdan bahsediyoruz çünkü tüm rahatsızlıkların ötesinde, bu bağın ölçüsünde genel bir ıslaha geliriz ve ancak bu koşullar altında herkes için iyi bir yaşam bekleyebiliriz.

Son ıslaha ulaşmak için, ıslah eden ışığı tüm dünyaya çekmemiz gerekiyor. Kabala’yı yaymanın bu kadar önemli olmasının nedeni budur. Ve yaymak sadece materyallerin kitle iletişim araçlarında yayınlanması değil, dünyayı yukarıdan gelen özel bir ışıkla etkilemektir; ki bu da Kli’miz aracılığıyla, onlularımız aracılığıyla insanların geri kalanında manevi ilerleme, bağ kurma, üst dünyayı edinme arzusunu uyandırmak için, getirmek istediğimiz şeydir.

Bir insanın ne hissettiği ve ne yaptığı önemli değildir, ancak sonunda, istisnasız bu dünyanın tüm sakinleri en azından bir dereceye kadar genel ıslahlara katılmak ve böylece ruhlarını ıslah etmek zorunda kalacaklar.

Onluda Tek Bir Ortak Düşünce

Soru: Bireysel bir düşünce var ve kolektif bir düşünce var. Onluda tek bir düşünceyi nasıl doğru bir şekilde oluşturabiliriz?

Cevap: Tek düşünce, birliği hedefleyen, herkesin bir, tek ve benzersiz denilen, tek bir bütün içinde çözülmesini hedefleyen onlunun tümünün sonucu olmalıdır.

Yani dostlar böylesine homojen bir birlik içinde, bir araya geldiklerinde, aralarındaki doğru bağdan ve aralarında ifşa olacak Yaradan ile bağa hazırlıktan bahsetmek mümkündür.