Category Archives: 10’lu Gruplar

Kalbimdeki Dostlarım

Yaradan’a dua etmenin nasıl olması gerektiğini hayal edebiliriz. Genel olarak bunu tartışabiliriz. Ama O’na hitap edilen bu kelimeleri söylemek neden bu kadar zor? Kendimi hissetmek, kendimi grubun bir parçası olarak hissetmek, onların katkılarını ve onlar aracılığı ile aldığım Yaradan’ın izlenimlerini görmek zorundayım. Tüm bu izlenimleri içeride toplarım ve onları onlu vasıtasıyla Yaradan’a dönmek için kullanırım.

Hepsini kalbimden geçirmek zorundayım. Kalp işini yapamadığı zaman; aklımla, düşüncelerimle yardım ederim. Bunun kalbin işi olması, zihnin sadece zihnimi hiç hissedemediğimde kalbi desteklemesi ve sadece hislerle çalışması en iyisidir.

Gün boyunca, her gün, tüm dostlarımızdan ilham alarak bu şekilde çalışmalıyız. Bunun için onlarla fiziksel olarak buluşmam bile gerekmiyor. Dostlarım kalbimde ve ben onları hissetmek, onlardan ilham almak ve hepimiz için ortak olan Yaradan’ı böyle bir ilham içinde hissetmek için çaba sarf ediyorum. Dostlarım aracılığıyla aldığım, Yaradan’dan gelen bu ilhamla, duayı O’na ve de dostlarıma geri iletiyorum. Bu, bizim çalışmamızın çemberidir.

Neden Duaya İhtiyacımız Var?

Soru: Ana çalışmamızı, Yaradan’ı anlamak/hissetmek için ana araç olarak kabul edilen, onluda yürütmekteyiz. O zaman neden duaya ihtiyacımız var?

Cevap: Onluda kendiniz bir şey yapamazsınız. Diğerleriyle bir araya gelmeli, ilerlemenizi kontrol etmeli ve hiçbir şeyde başarılı olamayacağınızı görmelisiniz. Ve sonra Yaradan’a dönersiniz.

O’na, “Bak, onluda bir araya gelmeye çalışıyoruz ama hiçbir şey bizim için işe yaramıyor” dersiniz, sonra O size yardım eder. Yani, bir dua için, Yaradan’a talep için onluya ihtiyacınız var, böylece O size yardım eder ve siz, bir olarak, O’nunla bağa gelirsiniz.

Bu onluyu O’na “ Bizler her şeyi yaptık ama görüyoruz ki Sensiz asla başaramayacağız.” diyerek sunmalısınız. Ve sonra O, talebinizi yerine getirecektir. Bu şekilde işler.

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 6

Grup Nasıl Toplanır?

Soru: Her bireyin ya Yaradan’a ya da doğanın içinde onu heyecanlandıran şeye dair belirli bir arzusu vardır. Bu arzuyu geliştirmek için, size benzeyen insanlarla bağ kurmalısınız. Bu nasıl olur?

Cevap: Grubun nasıl birleştiği bizler için belirsizdir. İnsanlar aniden bu görüşün kendilerine yakın olduğunu hisseder ve bu şekilde gruba gelirler.

Bu tarz insanlar çok olamaz. Nicelik ve nitelikte bu kadar çok insan bir araya gelinceye kadar elenir ve aralarında manevi bir ideali, birliği somutlaştırabilirler.

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 4

Onlu’nun Yapısı

Yorum: İbrahim’den sonra, Musa manevi metodu geliştirmeye devam etti. Yahudi halkını onlulara, herkesin bir şekilde ihsan etme ve sevgi niteliğini ifade edebileceği küçük gruplara ayırdı.

Kitaplar bile Kabalistler tarafından bireysel olarak değil, onlularda, gruplarda yazıldı. İlginç bir şekilde, onlu, fiziksel on beden değil, bir grup arzu anlamına gelir. Bu nedenle iki kişi de onlu olarak kabul edilebilir.

Cevabım: Onlu tam bir ortak arzudur. Bu şekilde Zohar Kitabı yazılmıştır. Bizler son nesilde, son ıslahta olduğumuzdan, Zohar Kitabı’nı yazanlar gibi aynı grubu inşa etmeye çalışmalıyız.

Soru: Siz ve öğretmeniniz de bir onlu, bir grup muydunuz?

Cevap: Evet, ama bugünün aksine tamamen farklı bir koşuldu.

Onluya Talep

Soru: İlk etapta zarar vermemek için onluya olan talep ne olmalı? Bu ne zaman bir istek, ne bir zaman talep olmalı?

Cevap: Eğer onlumdan egoistçe bile olsa birlik talep edersem, böylece onların arasına dahil olabilirim ve Yaradan’ın etkisini bu şekilde alabilirim. İşe yarar. Bir deneyin.

Burada egoist arzularımızın sınırlarını aşmıyoruz, ama bunun işe yaradığını görüyoruz. Öyleyse, ne olursa olsun, onludaki egoist bağınızdan talep edin böylece kendinizi unutmak ve onlunuzu hissedebilmek için, onun içinde var olabilirsiniz. Hepsi bu, başka hiçbir şeye gerek yok.

Bu ölçüde Yaradan’ı onlunuzda hissetmeye başlayacaksınız. Kli’yi (kabı) keşfedeceksiniz ve her şey o noktadan ilerleyecek.

Soru: Bir talebi manipülasyon değil de, bir talep olacak şekilde nasıl formüle edebilirim?

Cevap: Kongrede herhangi bir bağ hissettiniz mi?

Not: Evet.

Yorumum: Bu sizin çabaladığınız şeydir. Bu sizin talebinizdir. Uzun bir süre formüle edemezsiniz. Daha sonra duyusal bir formda değil, bir arzu (Aviut), perde (Masah), yansıyan ışık (Ohr Hozer) vb. şeklinde yani tamamen farklı terimler biçiminde – maddesel ve fizyo-teknik  formülasyonlara sahip olabilirsiniz.

Demand To The Ten

 

Grubun Merkezinde Yaradan’ı Edinmek

Soru: Yolumuzda, nefret anlarından geçmeliyiz. Nefret ifşa olmazsa, bu ilerlemediğimizin bir işareti midir?

Cevap: Hiçbir olumsuz duygu için beklememeliyiz. Eğer onlara sahip değilsek, hadi öyle olsun, bizler sadece grubun merkezine doğru hareket etmeli ve içinde sürekli olarak Yaradan’ı aramalıyız.

Çalışmamız çok basittir. Baal HaSulam’ın “Arvut” (Karşılıklı Garanti) makalesinde yazdığı gibi, Yaradan kişiyi gruba getirir, elini doğru yola yerleştirir ve “Al bunu” der.

Şimdi grupta, grubun merkezinde Yaradan’ı edinene kadar çevrenin üzerimizdeki etkisini artırmamız gerekir. Hepsi bu kadar! Başka bir şey yok!

Çevremizdeki dünyanın tamamen kurgu olduğunu göreceğiz. Hepsi hayali  dünyadır (Olam ha Medume).  Onlunun içinde sadece onlu ve Yaradan vardır. Kongreden bu düşünceyle, bu gerçekle ayrılmanızı istiyorum.

Attaining The Creator In The Center Of The Group

 

Kılıç ve Kalkan: Arzular Üzerinde Çalışma

Soru: Kalkan ve kılıç, sağ ve sol çizgiler için bir benzetme midir? Öyleyse, ihsan etmek nedir ve almak nedir?

Cevap: Kalkan temelde arzularınızla çalışmanın kısıtlamasıdır. Kılıç, egoist arzularınızı özgecil olanlara dönüştürdüğünüz, düşmanlarınıza bununla vurduğunuz zamandır. Yani, onları yenersiniz, onları ele geçirirsiniz, böylece onlar almak için çalışmak yerine ihsan etmek için çalışırlar.

Soru: Onlu da  kalkan ve kılıcı edinir mi?

Cevap: Tabii ki. Bu, onları edinmeden önce kişilerin onluda toplanması gerektiği anlamına gelir. Ondan önce, kimseye ayrı olarak hiçbir şey verilmez.

Kabala tek bir kişi hakkında değil, bir vücut olarak bir araya gelen on kişi hakkında konuşur. Aksi takdirde, kendilerini birbirlerine karşı iptal edemezler ve bir şekilde Yaradan gibi olmaya başlarlar.

Shield And Sword: Work On Desires

 

Onlu — Orada Ruhumu Bulurum

Yaradan sürekli gerçeği benden gizler ve bana O’nu unutmama neden olan çeşitli olaylar gösterir. Bu nedenle, Yaradan kaybolur ve kendimi ve bu dünyayı görürüm; ancak her seferinde kendi gerçekliğimi, hakikate zorla geri getirmem gerekir. O’nun yaptığı her şeyin ötesinde, her şeyi ıslah olmuş forma geri döndürmem ve kendimin ve dünyanın her koşulunun, Yaradan tarafından düzenlendiğini belirlemem gerekmektedir.

Yaradan, sanki hepsini O yapmamış gibi kafamı karıştırır. O’nu her şeyin başına getirmek zorundayım. Hayal dünyası, hayali benlik, tüm bu yanılsamayı yaratan Yaradan’dır. Benim için en iyisi, Yaradan’ın, olan her şeyi yönettiğine karar vermektir. Buna ‘iyi’ denir. Bana olumlu hissiyatlar verdiği için değil, O’nu hükümdar yapmayı başardığım için, O’nu Kral olarak yükseltmekten mutluyumdur.

Gerçek şu ki, Yaradan, her şeyi yönetir ve bunu hislerimde hoş ve nahoş koşullar olarak nasıl algıladığım benim için önemsizdir.

Bir kişi kim olduğu, nereden geldiği ve neden yaşadığı gibi tüm temel soruların cevaplarını bilmek isterse, o zaman bu zaten insan derecesinin başlangıcıdır. Bir hayvan neden hayatta olduğunu sormaz. Bunun hakkında düşünmek istemeyen birçok insan da vardır çünkü  “ne kadar az bilirseniz o kadar iyi uyursunuz”.

Kişi bu hayatta başarılı olmak ister: öğrenmek, bir meslek edinmek vb. Bununla birlikte, bu yaşamın neden bize verildiğini, amacının ne olduğunu, insanın neden yaratıldığını bilmesi gerekirse; ne kadar araştırırsa araştırsın, bu hayatta cevabı bulamayacaktır. Biyologlara, zoologlara, fizikçilere dönebilir ve kimse ona cevap veremeyecektir.

Bilim adamları, maddenin nasıl çalıştığını bilirler. Yine de, maddenin niçin var olduğu, onlar için bilinmezdir; çünkü cevap yukarıdadır, maddenin yukarısında bir sonraki derecede, onun yaratılışından önce olan şeydedir. Eğer bu sorudan rahatsız olursam, o zaman bunu çözmem gerekir çünkü bu benim hayatımı mahvetmektedir. Ne için olduğunu anlamıyorsam, neden bu hayatı araştırmalıyım ki?

Sonunda, kendimi, yeni bir gerçeklik algısı seviyesine göre geliştirmem gerektiğini fark ederim. Eğer gerçekliğin derinliğine girebilseydim, onun sebebini veya kökünü ifşa edebilirdim. Sonra, Kabala Bilgeliği’ni bulurum. Beni yönlendirenin, Kendini ifşa edenin, hangi yöne gidileceğinin ipuçlarını verenin, olayların arkasındaki Yaradan olduğu açıktır.

Kişi, böyle bir çaba gösterdikten sonra, Yaradan ifşa olur. Burada katı yasalar vardır: Nicelik ve nitelik bakımından çabanın ölçüsüne ulaşılır ulaşılmaz, ne kadar yatırım yaptığımıza göre daha yukarı kökü ifşa ederiz. Daha fazla çaba, daha büyük ifşadır. Üst taraftan, gizlenme yoktur; gizlenme bizim yetersiz çabamızdan ileri gelmektedir.

Eğer üst ilahi takdir ifşa olsaydı, bu dünyanın bütün nüfusu otomatik olarak, tamamen erdemli olurlardı. Çaba, kişinin otomatik olarak hareket etmeme, Yaradan’a eşit olma ve sadece ihsan etme dışında kendini düşünmeme konusundaki vaadidir.

Bu yeni Kli, onluda, on Sefirot’ta var olur. O zaman, Yaradan’a dönmek, O’na yakınlaşmak, O’nu düşünmek ve çabalarımızı O’na yönlendirmek için başka bir fırsatımız olmadığını anlarız. Bağ ve iletişim kurabilmek için, Yaradan’a uyum sağlayarak kendimizi yeniden biçimlendirmeliyiz. Bu, ancak kendimizi onluya zorla sokmakla mümkün olur ve onun içinden Yaradan’la eşitliğe ulaşılır.

Yani tüm çabamız, koşulsuzca gruba dahil olmak için olmalıdır. Kendimizi onluya sokarak tüm dünyanın, milyarlarca insanın, tüm evrenin ve manevi dünyaların orada var olduğunu keşfederiz. Dünyamız, onluda var olanlara kıyasla küçük bir kum tanesidir. Orada ruhumuzu buluruz.

The Ten—There I Find My Soul

 

Yaradan Neye Dikkat Eder?

Soru: Bir kişinin ıstırap biriktirme süresi vardır. Onlunun böyle bir süresi var mıdır?

Cevap: Eğer bir gruptaysanız, ıstırap çekmenize gerek yoktur. Ebeveynlerin çocukları için istediği gibi, dostlarınızın özlemlerini ve arzularını toplamanız ve onları Yaradan’a yükseltmeniz gerekir. Bu hepimizin yapması gereken şeydir.

Eğer herkes diğerleri için isterse, bu ciddi bir talep olacaktır. Yaradan, O’nun içimizde uyandırdığı güncel arzulara değil, sadece çabalarımızla arzularımızı bırakma, dostların arzularını alma ve onlar için isteme durumumuza/davranışımıza dikkat eder. En önemli şey, Yaradan’a yakarışımızın niteliğidir.

What Does The Creator Pay Attention To?

 

Gerçek Hayat Sadece Onluda Başlar

Dünyalardan inişin bir sonucu olarak, haz alma arzumuz, bu yol boyunca kısıtlamalardan, filtrelerden, parçalanmalardan ve çeşitli gizlenmelerden geçerek, Yaradan’dan gitgide uzaklaşmaktadır. Bu dünyaya ulaştığında, haz alma arzusu kendini beş dünyanın (Olamot) gerisinde- gizlenmede (Alamot) bulur, yani en kötü koşulda.

Kabalistik kitaplarda bahsedilen bu dünya, olası tüm manevi durumların en düşüğüdür ve maddesel dünyamız daha da düşüktür.

Haz alma arzusu, tüm dünyalardan basamakları iner ve içerisinde maddeselleştiği, maddeye dönüştüğü bir duruma ulaşır; üst dünyalarla olan tüm bağlarını kaybeder. Dolayısıyla var olan manevi dünyaya ulaşmak isteyen bir insanın hangi maddesel, hayvansal bedende olduğu önemli değildir. Kişinin kolu veya bacağı kesilmiş olabilir veya maneviyattan tamamen uzak birinin organı ona nakledilmiş olabilir, ancak bunun manevi edinimi üzerine hiçbir etkisi olmaz.

Eğer bu, manevi yasalara göre ihsan etme ile ilgiliyse ve her zaman sağ taraftan başlamak zorundaysa, kişi sağ elini nasıl kaybedebileceğini merak edebilir. Ancak, bizim bedenimiz kesinlikle manevi edinime bağlı olmayan, basit bir hayvandır. Elbette, kendi önemli işlevleri vardır, çünkü o bize Yaradan’ı edinme isteğimizi ifade ederek manevi gelişimimize başlayabilmemiz için verilmiştir.

Sevgi zoraki olamaz. Aksi takdirde, buna sevgi denmez, “hesaplama” denirdi. Bu nedenle, Yaradan bizi O’nu sevmeye hazır bir arzu ile yaratamazdı. Bu yüzden manevi sistemden tamamen kopmuş olan bu dünyaya inmek ve bu noktadan geri dönüşe başlamak zorunda kaldık.

Tüm manevi dünyalardan ve Yaradan’dan izole edilmiş, halen kendi dünyamızda hayvansal bir bedende var olurken, O’nun bizi sevdiği gibi, Yaradan’ı sevme arzumuzu geliştirmeye başlamalıyız. Eğer kişi, onu buna uyandıran kalpteki noktaya sahipse, o zaman birinin onu çağırdığını hissedebilir ve Yaradan’a geri dönüş yolculuğuna başlayabilir.

Onlu, evrenin yapısının temeli, yaşamın kaynağı olan organizmanın bir hücresi gibidir. Onluya girerek, kapıları üst dünyaya açacağımızı anlamıyoruz. O zaman, şu andaki koşulumuzun hayali olduğunu, sadece kendi seçimimizle, maneviyata kendi başımıza girme fırsatı sağlamak için var olduğumuzu anlarız. Bizler, gelişmeyi ve Yaradan’la eşit olmayı kendimiz istemeliyiz. Önceki tüm bedensel yaşam anlamını kaybedecektir.

Ellerimiz, ayaklarımız ve ağzımız tarafından üretilen her şey aslında yoktur. Hayali bir dünyada yaşamaktayız. Gerçek hayatımız sadece onluda ve ötesinde başlar ve sonsuza dek bizimle kalan şey budur. Yani, bunu isteyip istemediğimize karar verelim.

Real Life Begins Only In The Ten