“Maneviyatın Gerçek Özü Nedir? Bir İnsanın Hayatını Mümkün Olan En İyi Şekilde Nasıl Değiştirir?” (Quora)

Doğuştan gelen insan doğamız, yalnızca kişisel çıkar için olan alma arzusudur. “İnsanın kalbinin eğilimi gençliğinden beri kötüdür” diye yazılmıştır (Yaratılış 8:21). Doğamız gereği, kendi çıkarımız için almak, çalmak ve öldürmek isteriz ve doğamızın bu tür aşırı formlarını ortaya çıkarmazsak da, en azından düşüncelerimiz hep çıkar odaklıdır.

Bundan sonra gelen soru şudur, bu doğadan ne kadar değişebiliriz?

Kabala bilgeliğine göre, yalnızca özel alıştırmalar yoluyla kendimizi değiştirebileceğimizi öğreniriz. Bu nasıl çalışır? Eğer bir topluluk içinde olursak, o toplulukta Kabalistlerin bize verdiği tavsiyeleri uygular ve koşullara uyarsak, o zaman yavaş yavaş ve titizlikle uzun bir süre boyunca değişiriz.

Bu dönüşümün özü, doğanın diğer tarafı olan vermeyi, doğuştan gelen alıcı tarafımıza göre takdir etmeye başlamamızdır.

Doğa iki güçten oluşur: alma ve verme. Biz alma doğasında doğup büyüdük. Bu doğa, mümkün olan tüm seçenekler arasında, her an kendimize en faydalı olanı hesaplayarak sürekli işleyen bir motor gibi çalışır. Sürekli olarak kendimiz için en iyisini istememizi, hazza doğru ilerlememizi ve acıdan uzaklaşmamızı sağlar.

Doğamızın diğer tarafı vermedir. Vermenin ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yoktur. Almak için vermeyi biliriz ve bu nedenle mevcut doğamızda vermek her zaman verdiğimizden daha fazlasını alacağımız hesaplamasıyla yapılır. Bu, doğanın diğer tarafında olan verme değildir.

Doğanın diğer tarafında olan verme, karşılığında hiçbir şey almadan vermek demektir, tıpkı şimdi nasıl karşılığında hiçbir şey vermeden almak istediğimiz gibi.

Eğer bu yeteneği kendimize eklersek, o zaman gerçekliği gerçekte olduğu gibi görebilirdik. Daha sonra, gerçekliği aramızda var olan ve bir kişiden diğerine ve aynı anda birden çok yöne geçen, aramızdaki boşluğu bir ışık okyanusu gibi dolduran verme güçleri olarak görebilirdik. Başka bir deyişle, sonsuz ve mükemmel manevi gerçekliğin net bir algısını ve hissini elde ederdik.

Üzgünüm, bu öge için yorum yapma kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed