Daily Archives: Mart 9, 2022

“Öldür Kendini O Zaman! Kelimeler Önemlidir” (Linkedin)

Trajik bir olayda, perişan genç bir kadın aynı akşam onlarca kez polisi arayarak zor durumda olduğunu ve intihar etmeyi düşündüğünü söyledi. Sonunda karakoldaki görevliler dayanamadı ve içlerinden biri ona “Öldür kendini o zaman ve bizi rahat bırak!” diye bağırdı. Etrafındaki memurlar kıkırdadı ve hattın diğer ucundaki telaşlı kız sustu. Bir daha aramadı. İki hafta sonra, memurun önerdiği gibi yaptı ve kendini öldürdü.

Memur, kızın intiharını öğrendiğinde dehşete düştü. “Bana ne olduğunu bilmiyorum”, “Benim de kızlarım var! Berbat hissediyorum; Yorgundum, diğer aramaların baskısı altındaydım ve sabrımı kaybettim.” dedi.

Hepimizin sınırları vardır, ama bu sınırlar muhatap olduğumuz kişinin önemine göre değişir. Korktuğumuz bir patronsa, çok şey tolere edeceğiz. Acıdan ağlayan hasta çocuğumuzsa, sabrımızı yitirmeyeceğiz ve “Öldür kendini o zaman, beni rahat bırak!” demeyeceğiz. Aksine çocuk ne kadar çok ağlarsa, biz de o kadar çok ağlayacağız.

Başka bir deyişle, kendi duygusal ilişkimize veya ilgimize göre davranırız. Bizim için önemli olan insanlar için çok sabrımız var ve bizim için önemli olmayan insanlar için çok az sabrımız var veya hiç sabrımız yok. Egomuz büyümeye devam ettikçe, sahip olduğumuz azıcık sabrımız daha da azalır. Mevcut gidişatta, tam bir toplumsal çözülmeye doğru gidiyoruz.

Bu berbat kaderi değiştirmenin tek yolu, birbirimiz hakkında hissettiklerimizi değiştirmektir. Hasta bir çocuğa ya da can sıkıcı bir patrona karşı sabırlı olmamızın nedeni, olumlu ya da olumsuz bir nedenle bizim için önemli oldukları için onlara bağlı hissetmemizdir.

Bilmiyor olabiliriz ama gerçekte biz herkese bağlıyız. Dünyaya yaydığımız her bir olumsuzluğun bize intikamla nasıl geri döndüğünü bilseydik, başkalarıyla kaba konuşmaya cesaret etmeden önce ona, yirmiye ya da yüze kadar sayardık. Aslında hepimiz bir bütünün parçalarıyız, parçaların birbirine bağlı olduğuna kör olmuş bir organizmayız.

Kötü mahallelerde yaşamanın bizim için kötü olduğunu biliriz ama bir şekilde kötü davranışlarımızı yaşadığımız kötü mahalleye bağlamayız. Birbirimize kötü olmasaydık, kötü mahallelerde, kötü şehirlerde, ülkelerde veya kötü bir dünyada yaşıyor olmazdık.

Sonuç şu ki, karşılıklı bağımlılığımızın farkına vararak, sonunda birbirimizi önemsemeye geleceğiz. Birbirimizi önemsediğimizde, sadece sıkıntı içindeki insanlara sabrımız değil, sıkıntılı insanlar olmayacak çünkü birbirimize gösterdiğimiz özen bu tür duyguların ortaya çıkmasını önleyecektir.

Birbirimizi önemsemek, bugün düşündüğümüz gibi bir yük değildir. Zorluklara karşı tek kalkanımızdır.

Ceza Değil Islah Sistemi

Soru: Eski zamanlarda İsrail’de, istemeden birine zarar veren insanlar, özel jübile yılına (Shmita Yovel) kadar sığınak şehirlere yerleştirildi. Bir kişi o yıla kadar kendini ıslah etmediyse ne oldu? Yine de affedildi mi?

Cevap: Hayır. Yaşadığı toplumda onun üzerinde çalışırlardı. Ceza elbette vardı ama hapsetme şeklinde değil.

Kişi, kendisine toplumun farklı bir unsuru olmayı doğrudan değil, dolaylı olarak açıklayan bir çevrede olmalıdır. Ve böylece, bir süre sonra belirli bir etki alır.

O suçluya felsefe, psikoloji ve diğer bilimlerde çalışma ve öğrenme fırsatı verin; diğerleriyle yakın temas halinde olması için onu farklı bir ortama yerleştirin. Bir insanı etkilemenin tek yolu budur.

Biz ise tam tersine, onu suç işlemeyi cesur bir davranış olarak gören daha da büyük suçluların bulunduğu bir ortama atıyoruz. Sonuç olarak, yeni suç eylemlerine hazır hale geliyor.

Bunun adı ceza mı? Buna, onu toplumdan soyutlamak denir! Onu daha fazla suça hazırlıyorsunuz. Gördüğümüz bu.

Biz kendimiz, böyle bir toplum ve ceza sistemleri yarattık. Ve Kabala’ya göre, cezalandırma değil, ıslah etme sistemi olmalıdır.

“Kusursuz Bir Tanrı, Kusurlu İnsanları Nasıl Yarattı?” (Quora)

Görünüşteki kusurlu halimiz üzerinde, Yaradan’a nasıl benzeyeceğimizi ve bunu yaparak bu kusuru nasıl ıslah edeceğimizi öğrenmek için – öyle ki insan doğası, Yaradan’ın mutlak sevgi ve ihsan etme tutumunun mükemmelliğine zıt olan, kişisel çıkar için zevk almak için korkunç ve eksik bir arzudur – bize gerçeğin kusurlu olduğu algısı ve hissi verilmiştir.

Bu, çocuklara yapbozlar veya model araba ve uçak kitleri vermemize benzer. Bunu, eksiksiz bir şeyin ne olduğunu ve kırık, parçalanmış ve tamamlanmamış bir şeyden, nasıl eksiksiz bir şey inşa edeceklerini öğrenmeleri için yaparız. Bütünlüğü inşa etmek için, Yaradan’ın görünüşte eksik bir şey yaratması gerekiyordu.

Dünyamızdaki her şeyi eksik temeller üzerine yaratırız. Yemeği nasıl hazırladığımız veya bir evi nasıl inşa ettiğimiz örneğini ele alalım: yapmak istediğimiz her şeyin çeşitli parçalarından veya bölümlerinden başlarız ve onu doğru bir şekilde kullanana kadar inşa ederiz.

Tamamlanmış bir şeyi ancak onun inşasına başlarsak inşa edebiliriz. Bu işlem maddesel yaşamlarımızda olduğu gibi, manevi yaşamlarımızda da aynen geçerlidir.

Dünya anlayışımız ve hissimiz, bizler bütünlük ve mükemmelliğe ulaşana kadar, dünya anlayışımızı inşa etmemiz ve hissiyatımızı geliştirmemiz için eksik olarak başlar. Bu süreçte kurduğumuz bağlar, Yaradan’ın bütünlüğüne dair anlayışımızı ve duygumuzu geliştirmemiz içindir ve görünüşte kendimizi kendimiz inşa ederek Yaradan’ı keşfederiz. Böyle bir süreç hakkında Kabalistik metinlerde şöyle yazılmıştır: Yaradan, kendilerini O’nun kadar mükemmel kılmak için inşa edenlere “Beni siz yarattınız” der.

Hiçbir Niteliği İhmal Etmeyin!

Soru: Eğer dostlarımın kıskançlığı beni rahatsız ediyorsa ne yapmalıyım?

Cevap: Sinirlen ve seni sinirlendiren şeyi takdir etmeye çalış. Kıskançlık, dostlarını görmemek ve onları kıskanmamak için gözlerini onlara kapatmana neden olabilir. Ya da belki de tam tersine, dostlarını kıskanmamak ama en azından onlar gibi olmak adına daha fazla çalışmak ve bir şeyler yapmak için seni ileriye itebilir.

Soru: Dostları kıskanmak neden bir ilerleme olarak kabul ediliyor; bu egoizmin bir niteliği mi?

Cevap: Ama onlar büyüktür! Hedefteler! Birçoğu! Şayet onlara yaklaşmaya, onlara katılmaya çalışırsam -ve kıskançlık, onların sahip olduklarını elde etmek istediğimdeki niteliktir- o zaman onlardan Yaradan’ı yüceltme, hedefe yaklaşma, birliğe yaklaşma arzusunu alacağım. Kıskançlık çok iyi bir niteliktir.

Esas olarak, hiçbir kötü nitelik yoktur, hepsi onları nasıl kullandığınıza bağlıdır. Doğru ıslah ile aniden en korkunç niteliklerin tamamen olumlu olanlara nasıl dönüştüğünü göreceksiniz. Şimdi bunu hayal bile edemiyoruz ve o zaman dünyayı kesinlikle iyi olarak göreceğiz.

Fakat öfke, nefret, ihanet, reddetme ve diğer olumsuz nitelikler nereye kaybolacak? Bunun nasıl ıslah olacağını ve hiçbir şekilde ortadan kaybolmayacağını göreceğiz. Bu sadece açıklanamaz, tıpkı bazen bizim haklı olduğumuzu ve onun haksız olduğunu düşündüğümüz yeri, bir başkasına açıklamanın imkansız olduğu gibi. Ancak biraz zaman geçer ve aniden tüm bunların farklı olabileceğini anlamaya başlar.

Yani her şey önümüzdedir. En önemli şey hiçbir şeyi inkar etmemek, hiçbir şeyi ihmal etmemek; tüm nitelikleriyle gruptaki dostlarla birleşmeye çalışmaktır. Zorlayarak kimseyi yeniden yaratmayın, sadece kendinizi yeniden yaratın.