“Neden Bağımız Yangınları Durdurabilir?” (Linkedin)

Dünya yangınlar tarafından yanıp yok olurken, sel baskınlarına maruz kalırken ve küresel bir salgın tarafından sekteye uğramışken, bize sadece bir çare gerçekten yardımcı olabilir: birlik! Sadece bizim dayanışmamız, bizim karşılıklı sorumluluk duygumuz bizleri doğanın bize yüklediği bozuklukların üzerine çıkarabilir. Her krizi ayrı ayrı ele almamız gerektiğini düşünebiliriz ama yanılırız. Krizlerin hepsi kökünden birbirlerine bağlıdır, bu yüzden ortak kökü tedavi edersek krizleri çözeceğiz.

Doğanın bize fiziksel cezalandırmalarla vurması ve bizim onlara bağ kurma ve karşılıklı sorumluluk gibi duygusal çözümlerle karşılık vermemiz garip görünebilir. Mesela, sel ve sevgi arasındaki bağlantı nerede?

Doğadaki tüm sistemlerin birbirine bağlı olduğu bilimsel olarak zaten kanıtlanmıştır. Küresel ekosistemimizin yani Dünya gezegenimizin ve hatta güneş sistemimizin, uzayda yer aldığımız Samanyolu Galaksisi’nin ve nihayetinde tüm evrenin parçaları arasındaki bağları ve karşılıklı bağımlılıkları araştıran sayısız bilimsel disiplin ve disiplinlerarası çalışma var. Her şey birbirine bağlıdır ve her şey diğer her şeyi etkiler.

İklimin açıkça ters gittiği bu yılın yazında olduğu gibi, bir işlev bozukluğu ortaya çıktığında, yalnızca olağanüstü olayın meydana geldiği bölgesel bir hava durumunu değil, bununla ilgili her şeyi incelememiz gerekir. Sonuçda, şiddetli dolu fırtınaları gibi yerel olayların bile dünyada olup biten her şeyle bağlantılı olduğunu görüyoruz.

Sorunların nedenini bulmak için sistemdeki hangi öğenin veya öğelerin işlevsiz olduğunu bulmalıyız. Bunları bulup düzeltirsek tüm sistem yeniden dengesini bulur ve afetlerin oluşmasına neden olan kelebek etkisi olmaz.

Doğanın tümüne baktığımızda, eylemleri diğer her şeyle giderek uyumsuz hale gelen böyle tek bir unsur var: insan ya da daha belirgin olarak- insan davranışı.

Özellikle son yıllarda, egolarımızın çılgına dönmesine ve ne isterlerse talep etmelerine izin verdik. Kaygısız, dikkatsiz ve çoğunlukla düşüncesiz davranışları kutsallaştırdık ve sorumluluk düşüncesini kararlılıkla reddettik. Sonuç olarak, özgür olmak yerine gezegenimizi yok eden, milyonlarca insanı öldüren ve tüm türleri yok eden egolarımızın kölesi olduk. İronik bir şekilde, özgürlük adına, sayılamayacak kadar çok başkalarının özgürlüğünü reddettik ve bunu yaparken biz de özgür olmadık; egomuzun hizmetkarı olduk ve dünyamızı mahvettik.

Şimdi mahvolmuş dünyamız artık bizi daha fazla destekleyemeyeceği için parçalanıyor, çöküyor. Oturduğumuz dalı kesen bizler, artık onunla birlikte düşmek üzereyiz. Kendimizi yok olmaktan kurtarmanın tek bir yolu var: aşırı egoizmimizi dizginlemek. Birbirimize karşı düşünceli ve karşılıklı sorumluluk sahibi olursak, doğayı inkar ettiğimiz dengeyi yeniden kurarız ve doğanın yeniden kurulan dengesi fırtınaları dindirecektir. Biz doğayı bir kenara ittik; fırtınaları üzerimize saldık ve dengeyi yeniden kurabilir ve dünyayı sakinleştirebiliriz. Bunun için sadece kendimizi düşünmeyi bırakıp herkesi dikkate almaya başlamaya ihtiyacımız var.

Üzgünüm, bu öge için yorum yapma kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

Önceki yazı: