COVID-19 Bizlere Alçakgönüllülük Dersi Verdi

Facebook Sayfamdan, Michael Laitman 14/5/20

Muhtemelen, hiçbir tehlike Koronavirüsten daha fazla önemsenmemiştir. Birinci vakadan itibaren, virüs bir çeşit grip vakası, sağlık için önemsiz bir tehdit ve temel olarak önemsiz bir mevzu olarak tanımlandı. Yine de, bu virüsün insan toplumu üzerinde büyük bir etkisi olduğunu zaten görebiliriz. COVID-19 gizlice insan medeniyetinin temelini paramparça etti. İki ay içerisinde, insanlık göremedikleri, koklayamadıkları, dokunamadıkları, tadamadıkları ve dokunamadıkları, öldürücülüğü tartışılabilir bir düşmana teslim oldu.

Grip veya değil, hükümetler birer birer tüm kamu faaliyetlerini, dini ve politik toplantıları, profesyonel sözleşmeleri, spor, eğlence ve alışveriş merkezlerini, fabrikaları, yüksek teknoloji şirketlerini, ulaşım ve rekreasyonu iptal ettiler. Hayal edilemeyen maliyete rağmen, devlet başkanları bir virüse karşı yenik düştüler ve uluslarını aniden durdurdular.

Daha da olağanüstü olan, şimdi, hükümetler ülkelerini yeniden harekete geçirmeye çalıştıkça, insanlar buna dahil olmaktan heyecan duymuyorlar. Bu sadece karantina sürecinde gelirlerinin olmaması sebebiyle değil, gerçi bu da doğrudur. Ancak bu ondan daha derindir: İnsanlık, insanları cüzdanlarına göre takdir eden bir medeniyete karşı ilgisini kaybediyor.

Siyasete yön verenler ve kodamanlar, insanları iki ay önce kaldıkları yerden devam etmeye çağırıyor olsalar da,  zira bunlar, zarar görmemiz pahasına ekonomik canlanmadan en iyi şekilde yararlanmaya devam ederler, ancak bu olmayacak, bu sefer değil. Artık insanlar değişti.

Virüs tarafından, sadece kodamanlara ve siyasete yön verenlere, aşağılayıcı bir ders verilmemiştir, bizler hepimiz ders aldık. Bizler ne kadar savunmasız olduğumuzu, sağlık ve gıdadan, insan merhametine kadar en temel ihtiyaçlarımız için birbirimize ne kadar bağımlı olduğumuzu öğrendik. Bizi gerçekten mutlu eden şeyin, yeni trendler ve yapmacık arkadaşlar değil, sıcak aileler ve iyi dostluklar olduğunu öğrendik.

Bizler, eşit olmayı öğreniyoruz. Tamamlamanın rekabet etmekten daha faydalı olduğunu, paylaşmanın, önemsemenin ve nihayetinde egoist benliklerimizden özgür olmanın çok faydalı olduğunu anlıyoruz. Egolarımıza boyun eğdirerek, COVID-19 bizlere hayat verdi.

Ve her yürümeye başlayan çocuk gibi, bizler de bebek adımları atıyoruz. Bazen tökezleyeceğiz, bazen düşeceğiz, ama amacımız her zaman net olmalı: Birlik olmayı öğreniyoruz. Eğer birlik içinde yaşamaya çabalarsak yaşamın kendisi, bize geçmişten neyi korumamız gerektiğini ve neyi atmamız gerektiğini öğretecektir. Önceden karar vermemize gerek yok, sadece birbirimizle bağ kurmaya çalışalım ve ne tür bir toplumun ortaya çıktığını, üyelerine nasıl hitap ettiğini, şampiyonlarını nasıl ödüllendirdiğini ve rakiplerini nasıl kınadığını görelim.

Değerlerimiz değiştikçe sevinç ve üzüntü sebeplerimizde değişecek. Arzularımız kendilerini yeni çevreye zahmetsizce adapte edecek ve çevremizdeki herkes geliştiğinde, başarılı olacağız.

İnsanlar arasındaki bağ, toplumun nihai hedefi olacağından kendimiz, çocuklarımız veya bakımımızdaki diğer insanlar için korkmayacağız. Gıda, barınma, sağlık, eğitim, çocuklarımız için arkadaşlar veya kendimiz için arkadaşlar konusunda endişelenmemize gerek kalmayacak. Kısacası, endişelenmemize gerek kalmayacak. Ve tek talebimiz, diğerlerinin bizim için yaptıkları gibi, aynı iyiliği başkaları için yapmak olacaktır.

Virüsten korkmalıyız ve sağlığımıza bakmalıyız, ancak yardımımıza geldiğine de şükretmeliyiz. Virüs bizleri, birbirimizi öldürmekten ve gezegenimizi yok etmekten kurtardı;  bize baştan başlamak için bir şans verdi. Bu nedenle, dürüst olmak gerekirse, COVID-19’un hepimize verdiği alçakgönüllülük dersi için minnettarım.

Üzgünüm, bu öge için yorum yapma kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed