Daily Archives: Mart 9, 2020

Twitter’da Düşüncelerim / 8 Mart 2020

İşte Korona Virüsü sorununun çözümü veya daha net olarak söylemek gerekirse, Kabala bilgeliğine göre insan doğasının ıslahı: http://laitman.info.tr/2020/03/korona-virusunun-faydalari/

Kadınlar günü kutlamaları adına herkese en içten dileklerimi iletiyorum! “Dünyamızda erkek gücü kadın gücünü kontrol ettiği için, gelecekte kadın gücü erkek gücünü kontrol edecek” Midrash Tehilim, 73:3

Erdemli kadınların faziletleri sayesinde İsrail ulusu Mısır köleliğinden çıktı. Rabbi Akiva, Yalkut Shimoni, Tehilim

Nesiller ancak erdemli kadınların faziletleriyle kurtarılır . Midrash Zuta, Rut 4:11

 

Kabalistik Bir Grubun Amacı, Bölüm 9

Kabalistik bir grubun ilkesi, dostlara karşı özel bir tutumdur.

Yorum:  Grupta çalışma prensiplerinden biri, her bir dostun bireyselliğine değer vermektir.

Benim Cevabım: Herkese, yeteneklerini gösterme fırsatı vermek, bu konuda onlara yardım etmek gerekir, böylece dostların tüm yeteneklerini belirlerken, ortak bir arzu, niyet, çabanın maksimum gelişimine ulaşırız.

Yorum: İlke şu şekildedir: Dostlarınızı sürekli yüceltin ve egoizminizin düşük seviyede olduğunu hissedin.

Benim Cevabım: Yani, bir egoist olarak, her zaman grupla ilgili olarak kendimi alçaltmalıyım, dostlarımla her konuda onlara yardım etme ve onları destekleme arzusu ile ilişki kurmak zorundayım. İçimde olumlu ve olumsuz iki güç vardır. Olumluyu en üst düzeye çıkarın ve olumsuzu en aza indirin.

Yorum: Başka bir ilke: Dostları, egoizmimin bana gösterdiğinden daha fazla ıslah olmuş bir halde görmeye çalışmak.

Benim Cevabım: Dostlarımı, benden daha fazla ıslah olmuş görmeye çalışmalıyım. O zaman, onlara yakınlaşma, onların önünde kendimi eğme arzusuna sahip olacağım. Onlara olan hayranlığım bana ilerleme gücü verecek.

Soru: Bir sonraki prensip: Dostların önünde kendini iptal et. Burada tam olarak ne yapılması gerekir?

Cevap: Bu bir kişinin içinde doğal olarak ortaya çıkar. Kişi grup içinde çalışırken, istesin veya istemesin, kendisini diğerlerinden daha daha düşük hissetmeye başlar. Dostlarında güç ve iyilik görür, fakat kendi içinde görmez.

Dahası, bunun kendi başına olduğunu söylemiyoruz, ancak kişi, kendi çabasıyla kendini dostlarının önünde iptal edebilir. Yani, kendisini dostlarının önünde yapay olarak alçaltmak ve kendini onlardan daha kötü, alçak, daha az gelişmiş olarak görmektir. Bu, kişiye onları yüceltme, onların vasıtasıyla Yaradan’ı yüceltme ve böylece ilerleme fırsatı verecektir.

 

Manevi Bayramlar, Bölüm 1

Bayramlar Tekrarlanan Koşullardır

Soru: Kabalistlerin kutladıkları özel tarihlere “bayramlar” veya “gelenekler” denilebilir, ancak hepsi özel manevi bilgiler taşır. Bazıları tarihsel olaylar olarak vardır, bazıları Kabalistik kaynaklarda basitçe anlatılmıştır.

“bayram” kelimesinin kendisi, İbranice’de “חג” – “Hag” dır. Bu ne anlama gelir?

Cevap: “Hag”, “Mehuga” sözcüğünden gelmektedir (saatteki ibre/yelkovan).  Yani, bunlar maneviyatta ilerlemek isteyen herhangi bir kişinin manevi koşullarını temsil eden, tekrarlayan olaylardır.

Manevi alan, dünyamızın üzerindedir ve kendi başına var olur.  Manevi nitelikleri ve güçleri edinen bu insanlar, bu alana dahil olurlar ve kendilerini belirli manevi koşullarda hissederler.

Bu koşullara Hag, Mehuga denir yani tekrarlayan ve geri dönen koşullardır.  Başlangıçta, üst dünya sisteminin yapısından gelirler ve aşağı inerek dünyamızda tezahür ederler.

İlk koşul,  Roş Haşana’dır (Yeni Yıl).  Bu tarih, kişinin yaratılışını temsil eder ve bu nedenle onu kutlarız. Dünya bundan beş gün önce yaratılmış ama bunu kutlamıyoruz.  Adem sisteminin yaratıldığı zamanla, Yeni Yıl ile ilgileniyoruz.

O, bizim dünyamızdaki bir insan değil, bizi kontrol eden manevi bir sistemdir.  Ondan önce cansız, bitkisel ve hayvansal doğayı kontrol eden sistem oluşturuldu. Yaratılışın altıncı gününde yani altıncı derecede, Adem olarak adlandırılan sistem ortaya çıktı.

Soru: Bu, Adem’in tüm realitemizi kontrol eden bir program olduğu anlamına mı gelir?

Cevap: Bizi kontrol eden bir program var ve onun içinde alt programlar vardır.  Bunlardan biri, en merkezi olanı,  Adem (insan) olarak adlandırılır.

 

Dünya – Gerçeklik Mi, İllüzyon Mu? Bölüm 11

Edinimin Bilgeliğine Hakim Olma

Soru: Yaradan’ın sonsuz olduğunu ve bu nedenle O’nu tanımlayamadığımızı söylemek doğru mudur?

Cevap: Gerçek şu ki, Yaradan hakkında konuşmamız için çok erken. O’nun hakkında değil kendimiz hakkında konuşmalıyız: Duygularımıza ne ölçüde güvenebiliriz, dün ile bugünün bilgilerini karşılaştırabilir miyiz, analiz edip ifşa edebilir miyiz yani edinimin bilgeliğine hakim olabilir miyiz?

Edinim sistemi, metodoloji oldukça karmaşıktır. Kabala bize bunun içinde ne kadar sınırlı olduğumuzu açıklar. Bu sınırlama sadece bizim için değil, bilim adamları için de, herkes için de geçerlidir.

Dünyamızda, algımız hakkında doğru bir şey söyleyemeyiz. Bu sadece Kabala’nın yardımıyla, Bina derecesinin üzerine çıktığımızda mümkündür.

Bina ( Havana, İbranice “anlayış”) bir algıdır. Bu derecenin üzerinde olunduğunda, özgecilliğe ıslah edilmiş arzularımızda üst ışığı, Hohma’nın ışığını almaya başlarız; yani ihsan etme uğruna alıp Yaradan’a benzer hale geliriz. O’na benzediğimiz ölçüde, edinimler, onları kontrol etme yeteneği hakkında konuşabilir ve bir şekilde onları birbirleriyle karşılaştırabiliriz. Gerçekte henüz bu hala çok uzaktadır.

Bu olmadan, her zaman doğru yoldan sapacak ve birbirimizi anladığımızı ve kendimizi diğerleriyle karşılaştırabileceğimizi düşüneceğiz. Bu çok büyük bir problemdir. Bu nedenle, Zohar Kitabı’nın yazdığı gibi, insanlar mutlak karanlıktadır. Gözleri kapalıyken yürürler, hiçbir şey görmezler, doğru bir şekilde var olduklarını ve her birinin diğerine öğrettiğini düşünürler.

 

Gelecek Toplumun İnşası, Bölüm 2

Kişinin Sorumluluğu

Baal HaSulam, “Geleceğin Toplumunun İnşası”: Alma kanunu, cezası anında verildiği için çok az dikkat gerektirir. Bundan dolayı, onu asla ihmal etmeyiz. Ancak, ikinci kuralın, topluma ihsan etme gerekliliği kanununun,  cezası derhal toplanmaz. Bize dolaylı olarak gelir.

Soru: Toplum ihsan etmemizi talep etmez; bu nedenle topluma ihsan etme yasasına itaat etmiyoruz. Doğa, bizi bunun için cezalandırır. Ancak ceza da hemen gelmediği için bu yasaya uymuyoruz.

Yasa neden örtülü? Topluma ihsan etmediğimi ve toplumun ya da doğanın beni hemen cezalandırdığını açıkça görürsem, farklı davranırdım.

Cevap: O zaman insan değil, hayvan olurdunuz. Bir insan ve bir hayvan arasındaki fark, hayvanın tamamen doğa yasalarına tabi olmasıdır. Doğa kanunlarını yerine getirip getirmeme konusunda özgür seçimi yoktur. Bir hayvan her şeyi içgüdüsel olarak, doğanın sert etkisi altında, herhangi bir soru sormadan yapar.

Aksine insanlar, doğa yasalarını yerine getirme ya da getirmeme özgür seçimine sahiptirler. Ancak sorun şu ki, kişi, doğanın yasalarını yerine getirmek istemeyecek şekilde yaratılmıştır.

Doğa,Yaradan, kişinin  kendini doğanın kanunlarını yerine getirme yükümlülüğünün anlaşılması noktasına geliştirmesini ister. Kişinin kendi uğruna bile değil başkalarının uğruna, böylece kişi,  veren, tamamlayan, doğuran ve gelişen doğayla aynı olacaktır.

 

Kabalistik Kitapların Anlamı, Bölüm 4

Tora, İnsanlık Programının Dilidir

Zohar Kitabı, “BeHaalotecha” [Mumları Yerleştirdiğinizde], Madde 58: Tora’nın literal hikâyeler ve Esau ve Laban’ınki gibi cahil sözler anlatmak için geldiğini söyleyenlere yazıklar olsun. Eğer böyle olsaydı, bugün bile eğitimsiz bir kişinin sözlerini kurallara hem de onlarınkinden daha iyisine çevirebilirdik. Ve eğer Torah dünyevi meselelere işaret ediyor olsaydı, bu dünyayı yönetenler arasında bile daha iyi şeyler söyleyenler vardır, böylece onların arkasından gider ve aynı şekilde onları kurallara çevirirdik. Ancak, Torah’nın bütün sözlerinin en yukarıda anlamı vardır.

Gerçek şu ki, Tora’dan daha büyüleyici romanlar yazabilirsiniz. Ancak o, kodlanmış, tamamen farklı bir hikaye sunmaktadır.

Her harf, her sözcük, ilk “Bet – ב” harfinden son “Lamed – ל” harfine kadar Tora’da görünen her şey bir koddur. İbranice’den tercüme edilen “harf” kelimesi “işaret” anlamına gelir. Yani onlar, birbirini takip eden belirli işaretlerdir.

Tora’da kelimelere bölünme yoktur. İçinde noktalama işareti yoktur: nokta, virgül, kısa çizgi, vb. Herhangi bir aralığa bölünmeden baştan sona bir cümleyi temsil eder. Bu anlamda, Tora’nın dili biraz bilgisayar diline benzer. İnsanlık programının, onu yerine getirmesi gereken dilidir.

Tora’nın her harfi, kişinin kendi içinde, kendi niteliklerinde dışa vurması gereken bir işarettir. Tora’yı doğru bir şekilde okumak ne anlama gelir? Her işareti, her harfi alırım ve kendimi ona göre biçimlendiririm/düzenlerim: birinci biçim, ikinci biçim, üçüncüsü vb.

Daha sonra belirli koşullardan geçerim. Tora’nın başından sonuna kadar deneyimlediğim, benden Yaradan’a tamamen benzeyen bir Adam, bir insan oluşturduğum işte bu koşullardır.

Tora, her insanın egoist arzusuna sanki her harfi oyuyormuş gibi, doğru bir şekilde okuduğu bir programdır. O zaman bu arzular yavaş yavaş özgecil niteliklere, eylemlere ve koşullara dönüştürülür ve kişi Yaradan ile tam benzerliğe ulaşır.