Monthly Archives: Mart 2019

Üst Dünyaya Girme Fırsatı

Soru: Yaradan’dan bana doğrudan bir bağ olduğunu düşünerek ne öğrenebilirim ve öğrenmeliyim?

Cevap: Kabala, bir insana, mantık ötesi inançla kendisinin üzerine yükselmeyi öğretir. Yani, kişinin egoizmine göre hareket etmemesi, sadece (kendisinin dışında, kendinden) ihsan etmede çalışması için yukarıdan manevi güçler almasıdır.

Ancak bu sadece bir gruptaki pratik çalışmalarla yapılır ve hem erkek hem de kadınlar için geçerlidir. Kadınlar için erkeklerden daha az ölçüde geçerlidir, ancak esas olarak her iki cins de bu çalışmayı yapmalıdır.

Opportunity To Enter The Upper World

Öğretmen Bir Öğrencinin Arzusunu Nasıl Yerine Getirir?

Soru: Öğretmen bir öğrencinin arzularını nasıl yerine getirir ve öğrenci de öğretmenin?

Cevap: Öğretmen, bir öğrencinin arzularını kendini oluşturan parçası olarak özümser ve böylece ona dâhil olarak, içinde gerekli tüm çalışmayı yapar ve öğrenciye, özgür seçimiyle tamamlaması gerekenleri bırakır.

Bu çok ciddi bir temastır. Öğretmen, öğrencinin içindeymiş gibi düşünür ve onun içindeki her türlü tutumu “ayarlar/düzeltir” – bu Galgalta ve Eynaim’e göre üstlerin yapması gereken şeydir. Öğrenci, çalışmanın ona ait kısmını tamamlamalıdır.

How Does The Teacher Fulfill A Student’s Desires?

Kalbin Arzuları Ve Aklın Düşünceleri Arasında

Soru: Bir Kabalist, kalbin arzuları ile aklın düşünceleri arasında çelişkiyle karşılaştığında nasıl bir çözüm bulur?

Cevap: Dünyamızda, bu çelişkiler kişinin bilgisizliğine dayanmaktadır. Nerede olduğunu, kiminle uğraştığını, neyi kontrol ettiğini ve neyi dengeleyeceğini bilmemektedir. Kişi hiçbir temele sahip değildir.

Manevi dünyada kişi, Yaradan’ı bu iki gücün dengesinin kaynağı olan temel olarak kabul eder çünkü O, olumlu güçtür. O, olumsuz gücü yaratır, böylece onun içinde O’na zıt, yaratılanlar olarak var olabiliriz.

Bu nedenle, iki güç arasındaki denge, Yaradan tarafından cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelerde ve ihsan etme ve alma nitelikleri arasındaki manevi seviyede sürdürülür/korunur, sadece bizim müdahalemizle, gerektiği kadarıyla, O’ndan bu dengeyi korumamıza yardım etmesini talep ederiz.

Between The Desires Of The Heart And The Arguments Of The Mind

Kişi Yaradan’ı Nasıl Algılamalıdır?

Soru: Yaradan’ı bir öğretmen aracılığıyla nasıl algılamalıyım: bir tür akıl olarak mı yoksa bir kişi olarak mı?

Cevap: Kesinlikle bir insan olarak değil! Bu tür görüntüler ortaya çıkarsa, onları derhal reddetmeliyiz.

Yaradan, istisnasız hepimizin içinde ortak bir güçtür. Bizi birleştirir ve doldurur. İçinde var olduğumuz ortak bir alandır. Bu alanın niteliği, mutlak sevgi ve ihsandır. Başka hiçbir şey değil.

How Should One Perceive The Creator?

Maddi ve Manevi İlgi Alanları

Soru: Neden, Kabala’yı çalışmaya başladığımızda, eski arkadaşlarımızla artık ortak ilgi alanlarına sahip değiliz ve sosyal hayatımız canlılığını yitiriyor gibi gelir?

Cevap: Bir kişi Kabala çalışmaya başladığında, sanki sıradan dünyevi işlerinden kopuyormuş gibidir. İstemeyerek çalışır, ailede gönülsüzce yaşar ve gönülsüzce var olur çünkü ebediyet, mükemmellik ve ruh hakkında konuşan bu bilim tarafından büyülenir ve bu, kişinin maddi yaşamından çok daha derin bir izlenim bırakır.

Fakat yavaş yavaş bu hissiyat kaybolur ve kişi sıradan yaşam algısını manevi yaşamın izlenimleri ile dengeler. Bu deneyimlenmelidir.

Doğal olarak, eski arkadaşlarınızla pek ortak noktalarınız olmayacak, çünkü onların ilgileri bizim dünyamızın seviyesindedir ve sizinkiler üst dünya seviyesindedir. Bu nedenle, Kabala’yı çalışmak için organize ettiğiniz grup sizin için en önemli toplumu temsil edecektir.

Corporeal And Spiritual Interests

Maddi Korku ile Manevi Korku Arasındaki Fark

Korku ölüm korkusu veya belirsizlik korkusu olabilir. Korku ile endişe arasındaki fark nedir?

Kendim için, egoizmim için korkudan dolayı haz alma arzumla çalıştığımda buna korku denir. Eğer Yaradan’a ihsan etme uğruna olan arzumla çalışırsam ve kendimi düşünmeden, O’na ihsan edip etmediğimden şüpheliysem, buna endişe denir.

Korku egoizmimin (benim için) olduğu yerdedir ve endişe Yaradan’ın (Yaradan için) olduğu yerdedir. Korku, inanç eksikliğinin bir sonucudur.

Maddi korku, manevi korkudan yoksunluğumuzu gösterir. Eğer Yaradan korkum varsa o zaman maddi korku için yer yoktur; onu manevi seviyeye yükselteceğim. Bunu neden yaptığım önemlidir: maddi korkudan kurtulmak mı istiyorum yoksa Yaradan’a doğru bir endişeye ulaşmam için teşvik edici olduğundan bu konuda mutlu muyum?

Korku, alma arzusunda ve endişe, ihsan etme arzusunda bir hissiyattır. Bu nedenle korkuyu çok ihtiyatlı, mümkün olan minimal bir şekilde kullanmak gerekir, çünkü bu dostların iyi arzusuna ve Yaradan’ın iyi arzusuna uymaz.

Bizi ileriye çeken itici güç olması ve bizi arkadan iten korkunun olmaması için Yaradan’ın büyüklüğünü ve önemini maksimum seviyede yüceltmemiz gerekir.

Yaradan’ın büyüklüğünü hayal ederim ve bu nedenle, sorundan saklanmak için değil, iyiliğin kaynağına doğru çabalamak için, O’na doğru çaba sarf ederim. Yani, ihsan etme yönüne azami derecede yaklaşmalıyız.

Sizin sadece, Yaradan ile ilgili, iyi ve iyilik yapan O’ndan başkası olmadığı konusunda düşünmeyi bırakacağınızdan, bu dünyaya düşmekten ve O’nu takdir etmek yerine Yaradan’ı unutmaktan, onludan bağınızı kopartmak ve dostlarınızı unutmaktan korkmanız gerekir.

Yaradan’a bağlanmaya hazırımdır, ancak O’nunla bağım grup yüzünden sürekli bozulur. Yaradan değişmeyen bir güçtür, ama ruh yani Onlu, her zaman değişir ve bu yüzden ben, her saniye onu kaybederim. Bu nedenle, ruhumu (Kli), Onlu’mu kaybetme korkusu içindeyimdir. Birdenbire, düşecek ve dalgalı nehirde kapılıp gideceğim ve beni kurtaramayacaklar ya da kazıp beni egoistik hapishanemden çıkaramayacaklar.

Onlu’dan ayrılırsam, bu Yaradan’dan ayrıldığım anlamına gelir. Eğer Onlu’dan ayrılırsam ama Yaradan’ a bağlı olduğumu düşünürsem, bu onun Yaradan değil, fakat tamamen zıt bir yön olduğu ve tüm 180 dereceyi kaybettiğim anlamına gelir, yazıldığı gibi: ‘‘Bana çağrılmadın Ey Yakup.’’

The Difference Between Corporeal Fear And Spiritual Fear

Anlaşma Birlik Demektir

“Şafağı ben uyandırırım” demek, ihsan etme ihtiyacını, Hasadim Işığını uyandırdığım anlamına gelir. Ve karanlık dağılmaya başlar, çünkü artık karanlık olarak hissetmiyorumdur. Karanlık, haz alma arzumdaki boşluk hissidir. Ancak, hangi koşulda olduğumu umursamadığımı söylerim – ihsan etmede, Hasadim Işığında olmak, Yaradan’a memnuniyet getirdiği sürece her bir koşuldan memnun olmak isterim. Bütün koşullar Yaradan’dan gelir; bu nedenle onlardan memnun olur ve minnettar hissederim. Ve sonra bunun hiçte karanlık olmadığını, ihsan etmek için bir fırsat olduğunu hissederim. Benim ihsanım, Yaratan’la küçük bir yapışma noktasından başka bir şey talep etmemektir, daha fazlasını değil.

Firavun’un kölesi olmak, anlaşma yapamamam, özgür olmamamdır. Fakat Firavun’un kontrolünden çıkabileceğimi hissedersem, o zaman onun köleliğinden, Yaradan’ın hizmetkârına dönüşürüm. Ortada benim kontrolümde olan kararım dışında hiçbir şey yoktur.

Firavun’un kontrolünden çıkıp Yaradan’ın kontrolüne girmek, sadece üç taraf arasında bir anlaşma imzalanmasıyla mümkündür: grup, Yaradan ve ben. Hepimiz tek bir bağ noktasında birleşmek isteriz. Anlaşma birlik, bağ anlamına gelir.

Anlaşma, İsrail ile Yaradan arasındaki bağdır ve dostlar ile olan bağ yoluyla sağlanır. Yaradan ile bağı onlunun merkezinde ifşa ederim ve sonrasında emin olurum ki “anlamı ben olan İsrail, Tora ve Yaradan birdir”. Dostlar ile bağ kurabilmemin tek yolu, ıslah eden ışıktan geçer, bu nedenle Tora birliğin gerekli bir parçasıdır.

“Tora, Yaradan ve İsrail birdir” – buna anlaşma denir. Anlaşma yolun başlangıcını, onun her adımını ve tüm ıslahların sonunu belirler.

Karanlık geldiğinde, bazı insanlar kaçar. Fakat kalanlar, bu koşulu doğru bir şekilde ayırt edebilir ve karanlığın ihsan etme arzularındaki eksiklikten geldiğini anlayabilirler. Bu yüzden, bilgi ya da anlayış, hissiyat ya da ifşalar için can atmam, ancak boşluğu ve karanlığı ihsan etme niteliğini talep etmek için bir fırsat olarak görürüm. Bu tam da sadece vermeyi isteyip hiçbir şeye sahip olmadığımdaki durum içindedir, çünkü bu, anlaşmanın en temel koşuludur.

Büyük haz alma arzumun üstesinden gelmek zorunda değilim, çünkü onların içinde tamamlanma yoktur – sadece boşluk ve karanlık. Vazgeçecek bir şey yoktur. Yaradan bana hiçbir şey hissetmediğim, hiçbir şey istemediğim, hiçbir şeyin öneminin olmadığı “karanlık” adı verilen bir fırsat verdi. Ve tam da bu koşulda, benim için en kolay olanı ihsan etme arzusunu talep etmektir.

İhsan etmek için dua edecek daha iyi bir koşul yoktur. Ne de olsa hiçbir şeyim yoktur! Almak için vermeye hazır olsam bile, yaşam gücünü elde etmek için bu zaten ihsan etmeye doğru bir ilerlemedir.

Boşlukta, umutsuzluk ve hayal kırıklığıyla sızlanmaktan haz almak için karanlık arzuların içinde yaşayamam, bu yüzden ihsan etme arzu içinde yaşamak için dua ederim. Bu nedenle, karanlığın tam olarak takdir edilmesi gerekir, yazıldığı gibi: “Ve bir günde akşam vardı ve sabah vardı.”. Eğer ihsan etme niteliğini, Hasadim Işığı’nı talep edersek, böylece o bizim için gün ışığı olur ve bizi doldurur, ondan sonra, akşamdan sonra sabah gelir, bir günde olduğu gibi.

Bütün karanlığı, bütün geceleri bir araya getirmek ve onların üzerine ihsan etme ışığını, karanlığın üzerine çıkma imkanını talep etmek gerekir. Koşulun kendisini değiştirmek istemem, gecenin kalmasına izin veririm, ancak onun üzerinde, ihsan etme ışığı içinde olmak isterim. Çünkü o zaman artık karanlıkta olmayacağım, verebileceğim, eylem yapabileceğim. Gecenin ıslah olmasından sonra sabah gelir ve gün Işığı Hasadim ışığında kıyafetlenir.

Işığın yararı, karanlıktan ifşa olur. Gün ışığı karanlığı uzaklaştırmaz, ancak onu Hasadim Işığına dönüştürür ve o zaman karanlık Işık gibi parlar.

The Covenant Means Unity

On’luda Herkes İçin Bir Yer

Soru: Onlumuzda aktif ve pasif dostlar var. Bazen aktif dostlardan bir çekirdek oluşturma arzusu doğmakta, fakat diğer yandan da onlu içinde onlu var gibi görünüyor. Dikkatimizi eşit bir şekilde vermeli ve dağılmamak için kesinlikle herkese odaklanmalı mıyız?

Cevap: Benim düşünceme göre, onlu şekli oluştu, bırakın öyle kalsın.

Onları karıştırmaya gerek yok. Onlu, manevi bir birliktir. O her şeye sahip olmalı: çekirdeğe, tembellere, başarılılara. Bu nedenle, onun içindeki bir şeyi zorla değiştirmek gerekmez. Orada herkes için bir yer olduğu dikkate alınmalıdır.

A Place For Everyone In The Ten

Kongre: Diğerlerini Özümsemek

Soru: Bazı dostlardan kongreye fiziksel, bazıları sanal olarak katıldığında, tüm onlularla nasıl iletişim halinde olabiliriz?

Cevap: Fark nedir? Kongrede rastgele onlular olacaktır. Dostlarımın nerede olduğu önemli değil.

Kongre, tüm onluları, tüm dünya Kli’sini, görüşleri, hisleri – tüm dostlarımızda olan her şeyi, özümsemek için tasarlandı, kendi onlumla gelmem ve “Bu İtalyan grubu, burası onların masası” şeklinde işaretli masaya oturmam için değil.

Burada ya da Roma’daki evimde ya da başka bir yerde otursam ne fark eder ki? Herkesle karışmak, onların ruhlarını ve canlılıklarını olabildiğince hissetmek zorundayım ve bu ölçüde ilerleyeceğim.

İlerlememiz, birbirimizle karşılıklı olarak nasıl birbirimize karıştığımıza bağlıdır; bu bizim gücümüzdür – her birimiz ayrı ayrı değil, ancak birlikte!

Bu yüzden, bırakın dostların bir kısmı buraya gelsin ve bir kısmı orada kalsın, fark yoktur; asıl mesele, tüm dostlarımın izlenimlerini, sevgilerini, hislerini ve amaca yönelik özlemlerini sürekli olarak özümsemeye çalışmamdır. Bu güçlere ihtiyacım var.

Congress: Absorbing Others

Kabala’nın Yolu

Soru: Kabala’nın yolu nedir?

Cevap: Kabala’nın yolu orta çizgidir.

Sol çizgi egoizmin yoludur ve sağ çizgi ihsan etmenin yoludur. İkisinden birinde hareket edemeyiz, çünkü bu iki çizgi de yukardan gelir. Onlar bizim gelişimimizin güçleridir ve bizler onları birbirleriyle uygun bir biçimde birleştirecek şekilde düzenlendik.

Sağ ve sol çizgileri birleştirme ve orta çizgide hareket etme becerisi, tüm çabalarımızın sonucudur.

The Path Of Kabbalah