Başkalarının Arzularıyla Yaşamak

Soru: Eğer gerçek yaratılıştan hiçbir şey hissetmiyorsak, sevdiğimizde, yiyecek aldığımızda veya yıldızlara baktığımızda ne hissederiz?

Cevap: Biz önemsiz derecede küçük egoizmimizde haz hissederiz. Tüm dünyamız, tüm hayatımız, onun içindedir. Onun dışında hiçbir şey hissetmeyiz.

Soru: Yani, hayalcilik, azap ya da aşk hakkında şiirsel hiçbir şey yok mu? Şiir yok mu, romantik bir şey yok mu?

Cevap: Bu, bedensel maddenin hem insanlar hem de hayvanlar tarafından, yaşadığı şeydir. Ancak bunlar, manevi incelemeler değildir. Manevi sezgiler/anlayışlar, kendim dışında birisini hissettiğimde ve onların düşünceleriyle, duygularıyla, onları doldurma yeteneği ile yaşadığım zaman, kendimden farklı bir koşuldan gelir.

Bunu yaparken, kendimi, maddeyi yaratan ve onu yeniden oluşturmaya, onu sürekli olarak daha yüksek derecelere dönüştürmeye devam eden Yaradan’a benzer hissetmeye başlarım. Bir başkasını doldurabileceğimi hissettiğimde – onları doyurmak, daha iyi için değiştirmek ama onların arzularına göre benim anlayışıma göre değil – o zaman Yaradan gibi hissederim ve Yaradan’ın ne hissettiğini hissederim. Buna manevi hayat denir.

Soru: Manevi hayatın ana kuralı nedir?

Cevap: Başkalarının arzuları ile yaşamaktır.

Soru: Neden manevi dünyayı hissedemiyorum?

Cevap: Çünkü sen niyet, arzu, kendin yerine başkalarını hissetme isteği/dürtüsü geliştirmedin.

“Kendin yerine” ne anlama gelir? Bu diğerlerini bir nesne (amaç) ve kendinizi bir araç olarak hissetmektir, bu nesneyi, doğru, olumlu bir koşula getirmektir.

Living Through The Desires of Others

Üzgünüm, bu öge için yorum yapma kapatılmış.

"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed