Beyni Kim Kontrol Eder?

Haberlerden (Veche, Razved): “Arnold F. Smeyanovich, Nöroloji ve Beyin Cerrahisi Bölümü Başkanı ve beyin cerrahı, 47 yıldan fazla, tahminen 9.000 hasta üzerinde beyin ameliyatı gerçekleştirmiş akademisyen:

“Evet, önümde bir madde görüyorum, istediğim pek çok bilgi ile dolu hücreler; Newton gibi, önünde saygı ile eğileceğim her araştırmacı gibi. Bunun nasıl çalıştığı belli değil. Sinirlerden gelen bir uyarıyla, kulaklar veya gözler bir ‘resim’ yaratabilir. Ama sonunda, kişi bunun; bir maymun mu yoksa bir lamba mı, ya kendisi mi olduğunu anlar. Beyinin süper bir bilgisayardan çok daha güçlü olduğu açıktır.

“En fazla heyecan uyandıran şey şu ki bilinç vücutta bir yere sahip değil ve beyinle bilinç arasındaki ilişki tamamen karmaşık bir sır. Muhtemelen bunu Yaratan kontrol ediyor.”

Yanıt: Bugün bilim insanları, artık Yaratan kavramını konuşmaktan korkmuyorlar ve böylece de bunun aklın ötesinde olduğunu, bunu anlamanın, bir modelini yapmanın imkânsız olduğunu kabul ediyorlar.

Onların anladığı şu; belirli bir eylemle beynin bir bölgesi uyarıldığı zaman, bu bölgeler aralarında özel karmaşık ilişkiler yapılanır. Bunun ötesi ne? Bilmiyorlar.

Orada bir kutu var şurada bir kutu var ve aralarında bir çeşit bağlantı kurulu ve bazı diğer bağlantılar da başka bir yerde. Ancak bunun özü anlaşılmıyor. İçeride gerçekten de neler oluyor bilinmiyor. Kişinin içinde ona damgasını vuran bir düşünde nedir ve ona belli bir hacimde var olduğu hissini veren nedir bilinmiyor.

Düşünce, kişi için, onu etkileyen bir resim çizer; bu herhangi bir şey olur, kişiyi etkiler ve burada bir bilgi işlem vardır. Peki, bütün bunların hepsi nerede? Beyinde değil.

Geçekte, devasa tek bir “beyin” var, ben buna güç alanı diyeceğim, kesinlikle bunun içinde her şey mevcut. Bu alana Yaradan diyoruz. Sürekli olarak bu alanla bağlantıdayız ve az ya da çok onun içinde bulunuyoruz.

Kendimizi gri madde ya da minik partiküllerle sınırlamamaya çalışmalı ve bu güç alanı dışında hiçbir şey olmadığını anlamalıyız. Maalesef, bunun tüm kapasitesini algılamıyoruz, her şeyin nasıl karşılıklı olarak tek ve bir olan bütünle bağlantıda olduğunu görmüyoruz. Yaradılışın gerçek resmi gözümüzden kaçıyor ve görünen o ki bu nedenle de anlaşılamıyor.

Ancak, beynin karakteristiklerinin sonsuz sayıda olduğu ve biyolojik kısmın yalnız manevi süper bilgisayar ile bağlantıda olan kısım olduğunun keşfi bizi aslında Yaradan’ın içinde olduğumuz gerçeğini kabul etmeye getirir; insanlığın amacı Yaradan ile olan bu bağlantısını keşfetmektir.

Haberlerden: “Tıp ve psikoloji alanında Nobel ödülü sahibi John Eccles… beynin, düşünce üretmediğine ancak düşünceyi sadece dışarıdan aldığına inanmıştı… Teoriler, hipotezler ve keşifler nereden geliyor? Bu, fizyologlar tarafından bilinmiyor. Aynı zamanda beynin –varlık içinde varlık- şeklinde bir gizem olduğunu düşünüyorum.”

Yanıt: Bu doğru. Bundan dolayı Kabala Bilgeliği’ni çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

Haberlerden: “Doğa’da bir benzeri olmayan kalp ve aklın nasıl da harikulade düzenlendiğini gördüğüm zaman, bunun Tanrı’nın elleri olmaksızın gerçekleşemeyeceği konusunda hiç şüphem kalmıyor. Büyük Rus cerrahı Nikolai Pirogov, bireyin beyninin düşünce dünyasının düşüncesinin bedeni olduğunu yazmıştı. Varoluşu farkına varmak gerekiyor, ek olarak beynin düşüncelerinin, başka, daha yüksek dünyanın da farkına varmak gerekiyor.

Yanıt: Evet, kesinlikle. Her birimiz, beyin denen şey vasıtasıyla birbirimizle bağlantılıyız; ancak esasen bu beyin değil, ruhtur.

Yorum: Smeyanovich’e “Ne düşünüyorsunuz, ruhun yeri tam olarak nerededir, beyinde mi, omurilikte mi yoksa kalpte mi?” diye sorulduğunda Smeyanovich, şöyle yanıtladı: ‘Bu varlığın, herhangi bir yere ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. Eğer ihtiyacı varsa, o halde bütün vücut, ev sahibi demektir.”

Yanıt: Hayır. Ruh, uçsuz bucaksız bir güç alanıdır; ruh, bizim içinde var olduğumuz yüksek aklın gücüdür.

Soru: Ruhun nerede yer aldığını söylemek mümkün mü?

Yanıt: İlk olarak, üst dünyalarda hiçbir yer, mekân veya hareket yoktur. İkinci olarak, bedenlerimiz yoktur. Bu, bize görünen bir yanılsamadır. Zohar Kitabı ve Kabala Bilgeliği, bize açıkça der ki, bizler kendimizi ve dünyamızı, bir hacim içinde ve çok sınırlı formlarda hayal ediyoruz ve aslını mevcut değiliz. Tam tersine, bu bir yanılsamadır.

Soru: Akademisyenlerin, bu anlayışa ulaşma kapasiteleri var mı?

Yanıt: Teorik olarak veya başka bir yolla tahmin edecekler ancak buna bilimsel olarak ulaşamayacaklar. Bu, başka bir bakış açısına sahip olmayı gerekli kılar.

Yavaş yavaş Kabala Bilgeliğine ulaşacaklar ve “gri maddelerinden” uzaklaşmış olacaklar ve dünyayı ihsan etme arzusu vasıtasıyla idrak etmeye başlayacaklar.

Bu sırada, dünyayı idrak etme yöntemi, araştırmacının aklı vasıtasıyla sorgulamasında yer alıyor ancak bu, tek bir arzu vasıtasıyla gerçekleşmek zorunda. Bunun içinde bütünleşmesinin derecesine göre, kişi, gerçek dünyayı idrak etmeye başlar.

(Kab.Tv’den, Michael Laitman’la Haberler, 7 Nisan 2016)

Who Controls The Brain?

Discussion | Share Feedback | Ask a question




"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed