Daily Archives: Nisan 27, 2016

Pesah: Mayalı Ekmek Satışı

Soru: Pesah öncesi mayalı ekmek satışı ne anlama gelir? Bugün, birinin internet üzerinden bir form doldurarak iki saniyede hamur satması mümkün.

Cevap: Mayalı ekmek satışı, sadece bir süre için satıyorum ve sonra geri alıyorum anlamına gelir. Bunu sadece, egomdan, başkalarına zarar vermek için kullandığım “kötü eğilimimden” çıkmak için yaparım.

Sonra onu, başkalarının iyiliği için kullanacağım. Böylece bu, sadece belli bir süre için, yedi gün için yapılan bir satıştır. Eski değerlerden kurtulmak, dünyaya karşı kötü tutumumdan sadece kendi tutumumdan kurtulmak ve bundan kurtulduğum zaman da tüm arzularımı, dünyaya karşı iyi bir tutum içinde olmak için kullanırım. Bu nedenle yedi gün sonra bu hamura geri dönerim.

Her şeyden önce eski, daha önceki ilişkilerimizden kurtulmamız gerekir. Hadi hep birlikte “iyi çocuklar” olmak için bir karar alalım. Mısır’dan göç hikâyesindeki gibi varlığımızı tehdit eden bir dünyanın içindeyiz, ama eğer bizler egomuzun üzerine çıkabilir ve İsrail’in gerçek topraklarına, tamamen iyi olan bir koşula ulaşabiliriz.

Soru: Siz bir iyimser misiniz?

Cevap: Evet, bu hiç şüphesiz gerçekleşecek. Tek soru, bizler bunun için ne bedel ödemek zorundayız? Bunu hızlı ve güzel bir yoldan ya da uzun ve acı dolu bir yoldan elde edebiliriz. Ancak, her halükarda buna geleceğiz.

Biz Köle miyiz?

Soru: Mısır’dan çıkışın hikâyesi, Pesach Haggadah, “Biz Mısırda köleydik…” sözleriyle başlar.

Cevap: Biz hala köleyiz ama bunu farkında değiliz. Biz kendimizi “İsrail topraklarında” yaşayan özgür bir ulus olarak düşünüyoruz ancak bu “İsrail toprağı” değildir. Bu henüz Mısır bile değildir. “Mısır”ın anlamı, Firavun’un üzerimizdeki otoritesini kabul etmek demektir. Ancak, biz farklı düşünüyoruz.

Bakın neler oluyor! Egomuz İsrail halkı ile ne tür bir oyun oynuyor! Sonu gelmeyen tartışmaların, kavgaların içine batmışız. Her türlü problemin içine tamamen dalmışız. Hükümetimiz ve bütün ülkeler sayısız parçalara bölünmüş. Neredeyse bir iç savaş ile karşı karşıyayız!

Pesah’tan çok uzaktayız! Biz hala Mısır’lı köleliğin yedi “açlık yılının” en derin ve en karanlığının içindeyiz. Biz egonun bizi yönettiğinin, bizimle oynadığının ve bizi birbirime düşürdüğünün farkında değiliz.

Pesah, kölelikten kaçmaya, egoizmin gücünden çıkmaya, birbirimizi “yeme” koşulundan “İsrail’in çocukları çabalamaktan haykırdı…” koşuluna yükseltmeye karar vermek hakkındadır.

Soru: Biz bugün köleler miyiz?

Cevap: Hayır, değiliz, “köle,” kişi köleliğini hisseder, kötü doğasını ve ona olan bağımlılığı fark eder anlamına gelmektedir. Biz komşumuzdan nefret ettiğimizi ve onunla tartışmaya ve kavga etmeye zorladığımız zaman kabul ederiz. Bu arzunun nereden geldiğini bilmeyiz. Bu içerde yükselir ve biz ne bunu kabul ederiz ne de bizi yöneten gücü kendimize yabancı hissederiz. Bu şekilde davranmayı tercih edenin kendimiz olduğunu düşünürüz.

Birçok kişi kötü şeyler yapar ama bunları yanlış kabul etmez. Ancak, kabul eden insanlar var: “Ben kötülüğümden yoruldum. Bu bedenimle, doğamla, sinirli, ruh hallerimle ne yapacağımı bilmiyorum… Ben başkalarına bakıyorum ve onları yok etmek istiyorum. Ne karımı ne de ailemi seviyorum. Bu dünyayı terk etmek istiyorum. Bırak yansın tamamen. Bu hayattan nereye kaçacağım hakkında hiçbir fikrim yok! Issız bir adada yaşamayı bile dert etmezdim.”

Kabala bilgeliği, insan doğasının, kendi doğasının kötülüklerini anlama durumuna gelmesi için bilerek kötü yaratıldığını açıklar. En önce, biz kötü olduğumuzu hissetmeyiz. İnsanların kötü olmasının doğal olduğunu düşünürüz. Sonra yavaş yavaş kendi aramızdaki ilişkileri ve doğamızı fark etmeye başlarız ve anlarız ki iki güç tarafından; “biz” ve zıttımız “Firavun” denilen kötü eğilimimiz olarak inşa edilmişizdir.

Bu noktada, içimizde yaşayan Firavunu kötü eğilim olarak hesaba katarız ve söyle düşünürüz: “Belki gücünden kaçınmaya çalışmalıyım. Hadi herkese iyi davranmayı deneyeyim. Bu girişimlerimin nasıl sonuçlanacağı önemli değil ama ben kendimi nasıl kontrol edebileceğimi öğrenmek istiyorum!”. Firavun bizim “kendimizin” ve “onun” yarımını yapan “bu ikili görüş açımızı” sürekli olarak kapatır. O, bizi diğerlerine kötü bir şekilde muamele ettirtir.

Sonunda biz, Firavunun bir kötü ve düşmanca bir güç olduğunu, bizi esir eden bir yabancı olduğunu anlamaya başlayacak ve böylece ondan kaçmak arzusu duymaya başlayacağız. Onunla savaşmak elimizde değil ama ondan ayrılmamız mümkündür. Kötü güçten ayrılmaya “Mısır’dan kaçış” denir. Kötülük bozulmadan kalır: biz kendimizi onunla ilişkilendirmekten vaz geçeriz.

Kötülük hala içimizde, en derin katmanlarımızda bir yerdedir ama biz dışarıya “atlama”sına izin vermez; onu baskılar ve ondan ayrılırız. Kötülükten, onun üzerine çıkarak ayrılmaya “Mısır’dan çıkış, Firavun’un gücünden kaçış” denir. Bu noktada kurtuluşa ulaşırız. Henüz özgür topraklarda özgür insanlar değiliz. Henüz kölelikten özgürlüğe geçmiş değiliz. Biz sadece kölelikten kaçtık, ancak henüz özgürlüğü elde edemedik.

Bu noktada, umutsuza Firavun’dan ayrılmaya ihtiyacımız vardır. Bu koşula “Pesah” denir. Firavun ve Mısır ile ilişkili nitelikleri düzeltmeye başlarız. Başka bir doğamız yok. Tüm sahip olduğumuz şey; ıslah etmemiz ve iyi niyete çevirmemiz gereken şey, kötü eğilimimizdir. Mısır’dan çıktıktan sonra bu koşula ulaşmak için, kendi kendimizi düzeltme yönünde, arınma yapmamızı sağlayacak özel bir güce ihtiyacımız vardır. Bu döneme “Ömer’in günlerini geri saymak” denir.

Mısır’da bizim için ekmek boldu. Biz Mısır’dan çıktıktan sonra ilk hafta boyunca “Matza” denilen “sade ekmek” yedik. Daha sonra normal ekmeye döndük. Bu döneme “Ömer’in günlerini geri sayma” denir. “Ömer” tahıl demetidir.

Biz kötü arzularımızın hepsini 49’unu birden kontrol ederiz. Bu arzular “Sefirot” olarak adlandırılır. 7 sefirot ya da arzularımızın 7 parçası “Hesed, Gevura, Tifferet, Netzah, Hod, Yesod ve Mahlut” olarak adlandırılır. Her biri 7 bölüme ayrılır. Bu yüzden, düzeltmek için hazır olduğumuz, 7×7=49 farklı arzuya sahibiz.

Biz bu arzuları Mısır’dan göçümüz sırasında “terk ettik” yani onları kullanmayı durdurduk. Şimdi onları tekrar denemeye başladık. Her arzuyu kontrol eder ve onları başkalarını incitmek, iftira atmak, kavga vs. de kullanıp kullanmadığımızı değerlendiririz. Aynı arzuları başkaları yararına kullanmanın bir yolunu bulmalıyız.

Biz arzularımızın her birinde, kötüyü iyi eğilime çevirmeliyiz. Kötülüklerimizin bir “envanter”ini yapmak zorundayız. Arzularımızı ihsan etme niyetiyle kullanmanın bir yolunu bulmalıyız.

Buraya kadarı, henüz önceki koşulumuzdan ayrılmakla ilgili değil. Pesah akşamı boyunca, bütün arzulardan kaçar ve saklanırız. Onları kontrol eder ve arzularımızın şimdi neye benzediğini anlamaya çalışırız. “Mısır’ın dışında” ve Firavun’un gücünden halen uzak olmanın bu yeni seviyesinden onlar üzerine düşünürüz.

Arzularımıza bakar ve daha önce onlara sahip olduğumuz için dehşete düşeriz. Ancak, şimdi onları zaten kendimizden uzaklaştırdık; artık onları bizim olarak düşünmeyiz. Kendimizi Mısır’dan çıkışta ve her türlü bencil arzunun dışında olma noktasında tanırız.

O zaman, yeni bir “seviye”den, her arzuyu birer birer, 49 unun hepsini kontrol ederiz. Henüz edindiğimiz bu yeni seviyeden itibaren, buna “Ömer’in 49 gün sayması” denir, bütün arzularımızı saymaya ve test etmeye başlarız ve onları değiştirmemizin mümkün olup olmadığını ve daha önce kötüye kullandıklarımızı, iyi amaçlar için kullanıp kullanamayacağımızı görürüz.

Bu, kötülüğümüzü bize gösteren Firavun nedeniyle mümkün olur. Şimdi yavaş yavaş kötüyü iyiye çevirebiliriz. Ömeri’in 49 gün sayması, “Şavot” (Tora’nın verilmesi) denilen 50. gün için hazırlıktır.

Bir yanda bütün arzularımızı saydığımız ve onların envanteri yaptığımız için “Şavot” denir, öte yandan Islah Eden Işığını edindiğimiz için de buna “Tora’nın Verilmesi” denir. Yaradan şöyle söyledi: “Ben kötü eğilimi yarattım ve ona şifa için Tora’yı yaptım.”

Şu anda, arzularımızın bir dökümünü yaptığımız için açıkça kötülüğü görmekteyiz. Şimdi, Tora’nın en önemli yasası “Komşunu kendin gibi sev” olduğu için, arzularımızın hepsini birbiri ardına, ihsan etmek ve başkalarına yardım etmek için kullanmamıza yardımcı olacak belli bir güce, “Tora” denilen özel bir ışığa ihtiyacımız var. Sonunda ulaşacağımız seviye budur.

 

Sizlere Özgürlük Ve Sevgi Diliyorum!

Soru: Bizler, sizin Yahudi olmayan Kabala öğrencileriniz, Pesah ve diğer bayramları kutlamak zorunda mıyız? Birçoğumuz Matza (mayasız ekmek)  almak ve Pesah Sederi yapmak için acele etmemiz gerektiğini söylüyorlar.

Cevap: Sevgili öğrencilerim, bunu bir kez daha anlatmaya çalışacağım, kısaca ve son kez, çünkü zaten birçok kez bu soruya cevap verdim.

Bütün Yahudi kaynaklarını çalışmalısınız çünkü onlar Kabalistler tarafından yazılmıştır. Biz bunları, kendi otantik Kabalistik yorumuyla çalışırız; 1.yy. dan sonra onları çalışmaya başlayan Yahudiler gibi dünyevi bir şekilde, sanki bu kitaplar bizim dünyamızdan bahsediyormuş gibi değil.

Açıktır ki bu Mısır’dan göç hakkındaki Pesah Haggada’yı (Haggadah şel Pesah) çalışmayı da içerir çünkü bu metin Mısır topraklarından çıkışı değil ama egoizmimizin üzerine çıkıştan bahseder. Bizimle birlikte geleneğe uyabilir, bayram masasında oturabilir, gerçekten bizimle olabilirisiniz, Matza ve balık köftesi ya da domuz eti ve ekmek yiyebilirsiniz, nasıl isterseniz.

Baal HaSulam, Son Neslin Yazıları’nda, son ıslahta bile olsa, her ulus, eğer isterse kendi dinini ve geleneklerini koruyacaktır diye yazar. Sadece insanlar arasındaki ilişkiler, Mısır’dan göç olan, nefretti sevgiye dönüştürür. Hepinize böyle bir bayram diliyorum!

 

Her Şeyi İyi Bir Şeye Dönüştür

SORU:  Etrafımızdaki her şey Yaratan’ı temsil ediyorsa, bize yakın bir insanın bizi zihnen incitmesi ve aşağılaması bizim için faydalı mı? Bu duygusal acıdan başka insana ne verir?

CEVAP: Genel bir kural olarak içinizdeki bütün acıyı yazmanız gerekir. Birinin sana acı verdiğini varsayalım. Onu affetmeyi denemelisin özellikle de sana yakın biriyse. Bu koşulun üzerine çıkmaya çalış ve suçluyu bir düşmandan bir dosta dönüştür. Her şeyi iyi olan bir şeylere dönüştürmelisin. Kişi bu yolla kendisini değiştirir ve kendisini her zaman iyi olan ve sadece bir üst ışıkla dolu olan dünyaya ayarlamaya başlar.

Bir insan bu şekilde davrandığında insanlarla ilişkisinde aşama aşama çevresini doğru biçimde algılamaya başlar ve bu sayede büyük bir haz görür – Bütün Yaratılışı dolduran ışığı.

SORU: Suçlayan kendi kusuru nedeniyle suçlar mı demek istiyorsunuz? (Kidduşin 70b), ve birine karşı negatif hislerim varsa suçlu ben miyim?

CEVAP: KESİNLİKLE. ŞU AN KÖTÜ HİSSEDİYORSAN BU SADECE SEN KÖTÜ OLDUĞUN İÇİN. KENDİN DIŞINDA SUÇLANACAK HİÇ KİMSE YOKTUR.

http://laitman.com/2016/04/transform-everything-into-something-good/

Modern Babil

Soru: Yahudi ulusu, Pesah Bayramı’nın ithaf edildiği, özel bir dönüşüm geçirdi; bu kölelikten özgürlüğe geçiştir. Bu dönüşümün anlamı nedir?

Cevap: Kölelikten kurtuluşun anlamı, kişinin egoizminden çıkarak sevginin gücünü edinmesidir. Bizi ilerleten bir sistemin kontrolü altındayız ve özellikle Firavun denilen, egoizmimizin gücünün altındayız.

İlk önce, bu köleliğin içinde iyi hissederiz ama sonra sürgünde ve bizi yöneten egoizmimizin kölesi olduğumuzu fark ederiz. Bu otorite ile aynı fikirde değilizdir ve bundan, birbirimize karşı olan kötü tutumumdan kaçmayı isteriz çünkü görürüz ki; bu yapı içinde hareket etmek ve var olmak mümkün değildir.

Birçok başarısız denemeden sonra, hiçbir şeyin yapılamayacağını ve sadece bir mucizenin bizi kurtarabileceğine inanırız. Nitekim egoizm o derecede öldürüyor ki, hayatlarımızda hiçbir şeyde, hiçbir şekilde başarıyı görmüyoruz. Aramızdaki Firavun’un kanunları böylece kendini açıkça gösterir.

Bugün İsrail’de görülen durum budur. Küçük bir ülkede 23 siyasi parti var, nüfusun farklı kesimleri arasında büyük uçurumlar, eğitim sisteminde krizler, artan boşanma oranı ve uyuşturucu kullanımının çoğalması var. Vatandaşların yarısı eğer şans verilse başka bir ülkeye gitmek için istekli.

Birbirimize karşı kaba tutumumuz, yollarda ve başka yerlerdeki davranışlarımızda görülebilir. Kibir ve başkalarına kayıtsızlıkla bölündük. Egoizm içimizde hüküm sürmekte ve bu şekilde davranmamıza neden olmaktadır. Bu bizim hatamız değildir, bu bize oyun oynayan doğamızdır.

Kişi, bizi köleleştiren kötü eğilimin, bizim doğamız olduğunu anlamalıdır. Eğer ondan çıkmazsak, ondan sonra hayatlarımız sona erecek ve geriye çocuklarımız için iyi bir şey bırakmayacağız. Hayat daha kötü olacak ve onlar, bir zamanlar bizim sahip olduğumuz mutluluğun kırıntılarına bile sahip olamayacaklar.

Bu köleliktir ve Pesah Haggadah bize özgürlüğe erişmek için nasıl kaçılacağını anlatır. Ama her şeyden önce, kölelik içinde olduğumuzu anlamamız gerekir. Kendimizi karşılıklı nefretle bizi birbirimizden ayıran egoizmin karanlığı içinde kendini gördüğümüz sürece, bu ölüm meleğinden özgürlük gerçeğini anlamak mümkün olmaz.

Kendi ülkemizde özgür insanlar olmayı, arzularımızdan bağımsız olmayı istemek zorundayız. Sevgiyi, bağı, karşılıklı garantiyi ve bencil doğamızın üzerinde herkesle aramızda birlik edinmeyi istememiz gerekir.

İsrail halkı egoizminden bir kez kaçtı ve tapınağın inşası denilen sevgi ve birliğin zirvesine yükseldi. Ama sonra o yükseklikte kalmamız mümkün olmadı ve oradan düştük.

Rabbi Akiva, başkalarını kendin gibi sev ilkesini terk edemezsiniz; aksi takdirde asılsız nefrete tekrar geri düşeceğiz, diye öğretmiştir. Mısır aramızdaki nedensiz nefret koşuludur. 2000 yıl önce ikinci Tapınağın yıkılmasından sonra Mısır denilen bu nefret koşuluna geri döndük.

Birlik ve bağ içinde yaşanan binlerce yıldan sonra, Yahudi halkı yeniden Mısır’a, asılsız nefrete gitti. Ancak bugün, bütün dünya, Mısır’da olduğumuzun farkına varmak zorunda.

Bir kez, İbrahim’in önderliğinde küçük bir grup Babil’i terk etti ve İsrail Halkı olarak birleştirmiş oldu. Ama sonra Babil’e geri dönüldü ve tüm Babillilerle karışıldı. Bugün biz yine kendimizi, aynı Babil kulesi ile yüz yüze bulduk ve başkalarını anlama ve tanımaya isteksizlik ve birbirimize karşı nefret ile karşı karşıyayızdır. Buna dillerin karmaşası denir.

Bir kez daha, bir zamanlar Antik Babil’de gerçekleştirildiği gibi aynı eylemi yapmak zorundayız. Şöyle söylenir; babaların eylemleri, oğulları için bir örnektir. Bugün bizim Mısır’dan çıkmaya bir kez daha ihtiyacımız var ve bu nihai kurtuluştan önceki son sürgün olacaktır!

laitman.com/2015/04/modern-babylon/

Yaratan Ne İstiyor?

SORU: Yaratan bize nasıl neşe getirmek istiyor?

YANIT: Yaratan gelişimin en yüksek seviyesine ulaşmamızı ister; böylece kediyle aynı arzulara değil, mükemmel sonsuz var oluşun hazzıyla dolabilecek büyük özlemlere sahip oluruz.

Sonsuz hazzın ne olduğunu şimdi  algılayamayız çünkü onu anlayamayız. Ne var ki, bir kişi Kabala Bilgeliği ile meşgul olup onu çalışmaya başladığında aşama aşama sahip olduğu sonsuz olasılıkları keşfeder.

http://laitman.com/2016/04/what-does-the-creator-want/

CENNET, CEHENNEM VE KABALİSTLER

SORU: Cennet ve cehennem hakkında bir fıkra vardır: Bir kişi için Tanrı bir ayrıcalık yapar ve ona cenneti ve cehennemi gösterir:

Adama sorarlar; “Pekala , cehenneme nasıldı?”

Adam cevaplar: “Orada kocaman bir yuvarlak masa ve masanın ortasında da,  güzel kokulu bir bulamaç dolu bir kase var. Günahkarlar masanın etrafında oturuyor ve her birinin elinde kaşık var. Ama sinirliler ve açlar çünkü kaşık çok uzun ve böylece kimse kaşığı ağzına götüremiyor. “

Adama sorarlar; “Peki cennet nasıldı? Adam cevaplar: “Aynı masa , aynı kap ve aynı nefis yiyecek orada da var. Masanın etrafında haktan yana olanlar oturuyor. Ama onlar memnun ve hoşnutlar. Adama sordular: “Bu nasıl olabilir?” Adam yanıtladı: “Birbirlerini nasıl besleyeceklerini öğrenmişler…”

 Bu fıkrayı Kabalistler mi uydurdu?

CEVAP: Öyle diyorlar!

 http://laitman.com/2016/04/hell-heaven-and-the-kabbalists/

Pesah Özel Bir Bayramdır

Soru: Musa denilen gücü nasıl edinebiliriz? Doğamızda mevcut olmadığını söylemenize rağmen.

Cevap: Musa (İbranice “Moşe” – çekmek) bizim içimizde uyanan bir niteliktir ve bizi Sina Dağı’nın dibinden, genel nefretin en yoğun olduğu duruma Sina Dağı’nın zirvesine yükseltir. Kişi onun tepesine tırmandığı zaman, zirvede olan Yaradan’a ulaşır.

Bu dağa tırmanmadan kestirmeden gitmek imkânsızdır; ona tırmanmamız gerekir. Bütün dünya için yol budur. Bugün, bütün insanlık, bizi ayıran muazzam nefretle çevrilmiştir; Sina Dağı’nın dibindedir. Ancak, aynı zamanda Tora denilen metot ifşa olmuştur. Tora, Dağın zirvesindeki Islah Eden Işık’tır.

Herhangi bir özel çaba göstermemiz gerekmez ve korkacak bir şey yoktur. Bu büyük nefreti edindiğimiz zaman, bu yöntemi alacağımız dağın dibindeyizdir ve böylece karşılıklı yardım ve bütünleşme ile yavaş yavaş yükselebileceğiz.

Ardından, Sina Dağı tapınak dağı haline gelir, tepesinde Yaradan’ın ifşa olduğu yerde tapınağın olduğu.

Temel olarak Pesah’ın özü budur. Bu ulusun, yeni insanlığın takviminin bu bayramla başlamasının nedeni budur.

Tora’nın alınmasından önce, insanoğlu hayvanlar gibi gelişti ama o andan itibaren, Yaradan’la bağımız oluştu, bu güç bize sürekli olarak egonun üzerine yükselebilmemiz ve birbirimize daha çok yakınlaşarak nefret dağına tırmanmamız için yardım eder.

Aynı zamanda, daha büyük bir derecede Yaradan’ı ediniriz çünkü bu iki güç zaten içimizde ortaya çıkar, bencil güç ve özgecil güç. Kendimizi bu iki güçten inşa ettiğimiz zamanki koşula Yaradan’ın ifşası, ya da ruh onların arasında ifşa olur denir.

Bu iki güç yukarıdan gelir, biz bunları karşılıklı olarak iptal etmek yerine aralarına kendi direncimizi koyarak onları birleştirmeye çabalarız, bütün bağlantısız parçaları ekleyerek ve birleştirerek aralarındaki uyumu yeniden canlandırmaya çalışırız. Sonra bu uyum, bizim ruhumuzu, üst varlığımızı oluşturur.

Pesah’ı en önemli ve en büyük bayram olarak kabul etmemizin nedeni şu: Çünkü adamın, Adem’in (İbranicede “domeh” –Yaradan’a benzemek) yaratılışını sembolize eder.

Orada tabiî, sevgi niteliğiyle egoyu tamamen nasıl örteceğimizi söyleyen birçok incelikler, kanunlar ve farklı nüanslar vardır, hepsi bu. Her şey aşağıya buna göre gelir!

Biz bu bayramı en küçük ayrıntısına kadar çalışabiliriz, neden bazı şeyleri yemeye izin verilip, diğer şeyleri yemenin yasak olduğu hakkında, Pesah’ın neden yedi gün olduğu hakkında, neden dört bardak şarap içeriz ve Haggadah’ta açıklanan kostümler neden var hakkında.

Ancak bunlar sadece, nefret ve sevgi, alma ve ihsan etmenin nitelikleri olan, her seviyede artı ve eksi arasındaki doğru bağlantıyı yaratmak için uygulamamız gereken eylemlerdir. Biz nefreti sevgiyle örteriz ve birlikte onlar bize edinim duygusunu, Yaradan’a bağlılık duygusunu verecekler.

Böylece, biz sadece küçük bir egodan çıkıp sevgiye gelmeyiz ama bizim dünyamızdan çıkıp mükemmel sonsuz bir dünyaya geliriz. Pesah’ın gerçekten özel bir bayram olmasının nedeni budur.

Pesach Is A Special Holiday

Firavun – Kötülüğün Kaynağı

Soru: Ben egoizmin olumlu bir nitelik olduğunu düşünüyorum, o olmadan kişi gelişemez. Eğer bir çocuk egoizme sahip değilse, öğrenmek ve gelişmek için çabalamaz.

Cevap: Bilgi, eğitim, kültür, dünyayı görme, uzaya gitme arayışlarına kötü egoizm denmez. Kötü eğilim, aramızdaki kötü ilişkiler, başkalarını kullanmak, onları baskı altına almaktır.

Sadece gelişmeyi ve iyi bir adam olmayı arzulamak egoizm değildir çünkü bununla ben insanlığa yarar sağlamak isteyebilirim. Egoizm, başkalarına boyun eğdirme, onları köleleştirme arzusudur.

Mısır Kralı Firavun, tüm kötülüklerin kaynağıdır. Doğası gereği her insanda doğuştan gelen bu özel güç, bizim birbirimizle olan ilişkimizi zehirleyen, kötü eğilim olarak adlandırılır. Biz sadece bunun hakkında konuşuyoruz, insanın gelişme arzuları hakkında değil.

Firavun, Mısır Kralı diye adlandırılır çünkü o, bizim arzularımızı dikkate almadan, üzerimizde kesin bir hüküm sürer. O sadece bize ne yapacağımızı emreder – ağır işleri sırtımıza yükler.

Firavun bize inşa etmeyi yani birleşmeyi emreder. Ama biz birleşmeyi ister istemez, o aramızda durur ve birbirimizle kavga ettirir ve bundan zevk alır.

Günümüz insanlığı Firavun denen özel bir gücün kölesidir. Doğada, tüm dünyayı evrim süreci içinde geliştiren bir kuvvet vardır. Bu, teknoloji, bilim, kültür ve eğitimin genel gelişimine yol açar.

Ama bu gelişim içinde, bizi birbirimize kötü ve bencilce davrandıran, diğerlerinden üstün, daha başarılı olmaktan ve onları rahatsız etmekten zevk alan bir güç vardır.

Herkes Firavun olmak ve diğerlerini kontrol etmek ister. Eğer başkalarını kaçacak hiçbir yerleri kalmaksızın aşağılama yeteneği varsa bundan haz alır. Yani Firavun hepimizin içinde yaşar.

Pharaoh—The Quintessence Of Evil

ARALARINDA YAŞADIĞIM DOSTLARIM

SORU: “Ben”den “biz”e nasıl ilerleyebilirim? Kişi sadece kendisi başarılı olduğu için değil dostu başarılı olduğu için mutluyken  Yaratan’ı haklı çıkarmak ne demektir ?

YANIT: Mesele şu ki, sen dostuna yapışmalısın ve onun aracılığıyla gerçeği hissetmelisin. Dostlarıma olan düşkünlüğümü nasıl denetleyebilirim? Bu, onlar mutluyken ne kadar mutlu olduğuma, onlar üzgünken ne kadar üzgün olduğuma ve sadece onların iyi bir koşula ulaşmalarına yardım etmek  amacıyla, kendimi gruba getirmeme  bağlıdır.

Bu noktada aslında bunun aksini ne kadar çok istediğimi; içimde onlara karşı ne kadar nefret ve kıskançlık ateşinin ifşa olduğunu ve ne ölçüde onlar için iyi herhangi bir şey isteyemediğimi çünkü aslında bu ayrılık koşulundan hoşlandığımı keşfederim.

Bu, çalışmanın yapmam gereken büyük uğraşıdır; bu sayede bu alıştırmalar, beni doğru sonuca getirecek: ARALARINDA YAŞADIĞIM DOSTLARIM DIŞINDA HİÇBİR ŞEYE SAHİP DEĞİLİM!

Eğer dostumun bir sorunu varsa, bununla sanki o sorun, Yaratan ile benim aramda bir engelmiş gibi meşgul olurum. Farkı yoktur.

Bu noktada, “kendimi”, “BEN”imi iptal etmeye muktedir olacağım ve diğer yandan dostlara olan saygımla kendimi harika hissedeceğim yani, onların iyi hissetmesi için her şeyi yapmayı isteyeceğim tıpkı iyi bir anne gibi…

http://laitman.com/2013/03/the-friends-i-live-among/