Dünyanın Gerçek Resmini İfşa Eden Bir Karşılaştırma

Tora, Exodus (Mısır’dan çıkış), 20:14: ”Sen komşunun evine imrenmemelisin, komşunun karısına imrenmemelisin, ne onun erkek yardımcısına, ne kadın yardımcısına, ne öküzüne, ne merkebine, ne de komşunun olan herhangi bir şeye imrenmemelisin.”

Bir ev, bir eş (karısı), bir yardımcı hizmetkar, bir öküz veya bir merkep gibi bütün bunlar kişinin kendi içinde kurulmuş, derece derece olan temel arzulardır; dışsal kaplardan başlayarak en içsel arzulara kadar..

”Sen imrenmemelisin” demek arzularının üzerinde ihsan etmek için çalışmalısın ve yalnızca kendin için olan arzulardan uzaklaşmalısın.

Şimdiye kadar neye sahip olduğun ve sahip oldukların ile nasıl çalışacağın konusu vardı. Şimdi çalışacağın ise, diğerinin neye sahip olduğu ve diğerlerinin sahip olduklarını kullanamayacağın konusudur.

Kullanmak demek ”istemek” demektir. ”Sen imrenmemelisin” demek  yalnızca ”almayınız” anlamında değil ama aslında imrenmemek, öyle ki, diğeri için en ufacık bir kıskançlık hissetmemek demektir. O zaman, şayet onun ile kendini ilişkilendirirsen, onun hayalini bile görmeyeceğini anlamaya başlarsın.

Genellikle bir kişinin içinde biraz iyiyi, biraz kötüyü görür ve biraz onu kıskanırsınız. Onu aslında olduğu gibi göremezsiniz; siz onu kendiniz ile ilişkilendirip o şekilde görürsünüz; sizden daha iyi veya daha kötü bir yöne doğru diğerini görürsünüz. Eğer o kişiye kıskançlık prizması içinden bakmazsanız, onun hayalini bile kurmazsınız.

O size hiç bir zaman tanımlanamaz çünkü bizim temel özümüz bir kompakt bir disk (CD) gibi Işığa hassas olup, fotoğrafı çeken kameranın arkasındaki mercek gibidir; bunun fotoğrafını çekip elektrik sinyallerine dönüştürür ve bunu kontrol mekanizmasına geçirir ki, temel özümüz herşeyi yalnızca kendimizle ilişkin şekilde algılar: egoma istinaden, bunun ne kadar iyi veya kötü  göründüğünü.

Ben  kendim ile ilişkin bölümünden kurtulursam, o zaman seni görmem, benim görüş alanımdan yok olursun. O zaman ne olur? Dünyanın var olmadığı ortaya çıkar. Ben yalnızca sonsuz boşluk görürüm.

Bu demektir ki, ıslah olmuş bir seviye, diğer insanlara ve insanlığa istinaden, içimdeki kıskançlığın eksikliğini gösterir. Bu durumda, anlarım ki kimse yoktur ve her şey yok olur. Sonra benim tamamıyla yepyeni bir niteliği bulmam gerekir ki, var olan şeyi görmeme izin versin.

Şayet benim egomun sıfırlanma durumu ortaya çıkarsa, o zaman bütün dünyanın resmi sıfırlanmış olup, buna göre dünya var olmamaktadır. O zaman nedir var olan? İhsan etme niteliğinin dışında başka bir şey yoktur. Fakat bunu nasıl algılayabilirim? Ben kendimi ihsan etme niteliğine göre değiştirmeye başlayıp, aynı derecede buna uygun olmam derecesinde, bir karşılaştırma ortaya çıktığı için bu niteliği hissetmeye başlarım. Öyle bir hal alır ki, ihsan etme niteliğine uygun olmayan bir dünya bölümüm var olup, ihsan etme niteliğine uygun olan dünyamda  ise Yaradan’ın olduğunu idrak ederim.

Ben derece derece mutlak ıslaha eriştiğimde sanki ben yok olurum ve yalnızca eşsiz bir Yaradan hissiyatım kalır. Nitekim ben ”O’ndan başkası yok” farkındalığına, bunu kabul etme seviyesine  erişirim.

13.4.2013 tarihli  kabtv  ”Ebedi Kitabın Sırları”ndan

Discussion | Share Feedback | Ask a question




"Kabala ve Hayatın Anlamı" Yorumlar RSS Feed

Sonraki yazı: